Avrupa Birliği'nin düzenli olarak yayımladığı Eurobarometer anketinin son sonuçları, Avrupalı vatandaşların dünyanın geleceğine ilişkin karamsarlığının arttığını, ancak AB'ye olan güvenin bu eğilimin aksine yükseldiğini ortaya koydu. 27 üye ülkede yapılan kapsamlı ankete göre, katılımcıların yüzde 65'i küresel durumun kötüye gittiğini düşünüyor. Buna karşın AB'ye güven duyduğunu belirtenlerin oranı yüzde 48'e çıkarak son beş yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Anket, vatandaşların yaşam maliyeti, iklim değişikliği ve Ukrayna savaşı gibi konularda endişeli olduğunu, ancak birliğin bu krizlerle mücadelede kilit bir rol oynadığına inandıklarını gösteriyor.
Anketin arka planı ve veriler
2024 sonbaharında gerçekleştirilen Eurobarometer anketine AB genelinde 27 bin kişi katıldı. Araştırma, vatandaşların en büyük kaygılarının yüzde 33 ile yaşam maliyeti, yüzde 27 ile sağlık ve yüzde 22 ile istihdam olduğunu belirledi. Ancak dikkat çekici bir bulgu, katılımcıların yalnızca yüzde 15'inin yoksulluk ve sosyal dışlanmayı öncelikli sorun olarak görmesi. Bu oran, ekonomik krize rağmen sosyal devlet mekanizmalarının kısmen işlediğini düşündürüyor. Ayrıca, iklim değişikliğini en önemli küresel tehdit olarak görenlerin oranı yüzde 32 olurken, Ukrayna savaşı yüzde 25, terörizm ise yüzde 10 ile geride kaldı.
AB kurumlarına duyulan güven, özellikle Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonu'na yönelik olumlu algıyla şekilleniyor. Avrupa Parlamentosu'na güven yüzde 43'e, Komisyon'a güven ise yüzde 40'a yükseldi. Bu oranlar, 2019'daki Brexit ve göç krizi dönemlerine kıyasla belirgin bir iyileşme gösteriyor. Vatandaşların AB'yi en çok başarılı bulduğu alanlar arasında dijital dönüşüm, Yeşil Mutabakat ve Kovid-19 aşılama kampanyası yer alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anket sonuçları, AB'nin küresel krizler karşısında bir istikrar adası olarak algılandığı bir döneme işaret ediyor. Ukrayna savaşının yarattığı enerji krizine rağmen, AB ülkeleri Rusya'ya yönelik yaptırımlarda birlik içinde kalmayı başardı. Bu durum, vatandaşların birliğin güvenlik politikalarına olan desteğini artırdı. Öte yandan, Çin ve ABD ile rekabetin yoğunlaştığı bir ortamda, Avrupalıların yüzde 70'i AB'nin küresel bir güç olarak daha belirleyici rol oynaması gerektiğini düşünüyor. Ancak aynı oranda katılımcı, birliğin stratejik özerkliğe ulaşmasının zor olduğuna inanıyor.
Göç konusu ise hâlâ bölünmüş bir tablo sergiliyor. Güney Avrupa ve Balkan ülkeleri düzensiz göçten daha fazla etkilenirken, kuzey Avrupa daha sıkı sınır kontrolleri talep ediyor. Ankete katılanların yüzde 55'i AB'nin ortak bir göç politikası izlemesini destekliyor, ancak bu politikanın içeriği konusunda fikir birliği bulunmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu anket, AB'nin iç dinamiklerine ışık tutarken Türkiye-AB ilişkileri açısından da ipuçları veriyor. Türkiye'nin uzun yıllardır AB üyelik sürecinin tıkanmış olmasına rağmen, AB'nin kriz yönetimi kapasitesi ve küresel bir güç olarak öne çıkma isteği, Ankara'nın stratejik olarak birliğe yakın durmasını anlamlı kılıyor. Özellikle savunma ve enerji alanlarında AB ile iş birliği, Türkiye için hem fırsat hem de zorunluluk yaratıyor. Ankette vatandaşların AB'nin daha güçlü bir küresel rol oynamasını istemesi, Türkiye'nin bu yöndeki beklentileriyle örtüşüyor. Ancak Kıbrıs ve Ege sorunları gibi kronik anlaşmazlıklar, bu iş birliğini sınırlayan temel faktörler olarak kalmaya devam ediyor.