Avrupa genelinde yükselen popülist ve aşırı sağ partiler, göç, İslam karşıtlığı ve ulusal egemenlik gibi konularda sert söylemler geliştirirken, Çin söz konusu olduğunda sessiz kalıyor. Bu partiler, Pekin'in insan hakları ihlalleri, Hong Kong'daki baskılar ve Doğu Türkistan'daki asimilasyon politikalarını neredeyse hiç gündeme getirmiyor. Uzmanlara göre bunun arkasında ekonomik bağımlılık, jeopolitik hesaplar ve ideolojik yakınlık yatıyor.
Popülistlerin Çin'e yaklaşımındaki çelişki
Avrupa'daki popülist partiler, genellikle AB'nin federalleşmesine, göçmenlere ve liberal değerlere karşı çıkarken, Çin'in otoriter yönetim modeline karşı eleştirel bir tutum sergilemiyor. Örneğin, Fransa'da Ulusal Birlik (Rassemblement National), Almanya'da Almanya için Alternatif (AfD), İtalya'da Lig ve İspanya'da Vox, Çin'e yönelik eleştirilerden kaçınıyor. Bu partiler, Çin'in ekonomik gücünü ve Batı karşıtı söylemini kendi siyasi ajandalarına uygun buluyor.
Popülist liderler, Çin'i bir tehdit olarak görmek yerine, Batı'nın liberal düzenine alternatif bir model olarak görüyor. Çin'in devlet kapitalizmi ve tek partili yönetimi, bu partilerin milliyetçi ve otoriter eğilimleriyle örtüşüyor. Ayrıca, Çin'in ekonomik yatırımları ve ticaret anlaşmaları, popülist partilerin seçmen tabanına iş ve refah vaat ediyor.
Ekonomik çıkarlar ve jeopolitik hesaplar
Avrupa ülkeleri, Çin ile önemli ticari ilişkilere sahip. Almanya'da otomotiv devleri, Fransa'da lüks tüketim markaları, İtalya'da moda ve makine sektörleri Çin pazarına büyük ölçüde bağımlı. Popülist partiler, bu ekonomik çıkarları tehlikeye atacak eleştirilerden kaçınıyor. Özellikle AfD, Almanya'nın Çin ile ticaretini savunurken, Çin'in insan hakları sicilini görmezden geliyor.
Jeopolitik olarak, popülist partiler Rusya ve Çin'i ABD'ye karşı denge unsuru olarak görüyor. ABD'nin hegemonyasına karşı çok kutuplu bir dünya düzeni arzulayan bu partiler, Çin'in kuşak-yol projesi gibi girişimlerine sıcak bakıyor. Bu durum, transatlantik ittifakın zayıflamasına ve Avrupa'nın Çin karşısında ortak bir duruş sergilemesini engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'daki popülist partilerin Çin'e yönelik eleştirilerden kaçınması, Türkiye'nin dış politikası ve ekonomisi açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Türkiye, Çin ile ekonomik ilişkilerini geliştirirken, aynı zamanda Doğu Türkistan'daki soykırım iddialarına karşı duyarlı. Avrupa'daki popülistlerin Çin konusundaki sessizliği, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Çin'e karşı yalnız kalmasına neden olabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Çin ile artan ticaret hacmi ve Kuşak-Yol projesindeki konumu, Ankara'nın Pekin'e karşı dengeli bir politika izlemesini gerektiriyor. Bu durum, Türkiye'nin hem Batı hem de Doğu ile ilişkilerini dengeleme çabasını zorlaştırıyor.