Avrupa genelinde orman yangınları her yıl daha erken başlıyor, daha geç bitiyor ve daha geniş alanları küle çeviriyor. Swansea Üniversitesi Yangın Araştırma Merkezi Direktörü Stefan Doerr, FRANCE 24'e verdiği demeçte, 'Yangın sezonunun neredeyse her yerde uzadığını görüyoruz' diyerek, bu durumun arkasındaki temel faktörlerin iklim değişikliği, arazi kullanımı ve orman yönetimi uygulamaları olduğunu vurguladı. Doerr, Akdeniz havzasından İskandinavya'ya kadar geniş bir coğrafyada yangınların sıklığının ve şiddetinin arttığını, bunun da hem insan hayatını hem de ekonomiyi tehdit ettiğini belirtti.
İklim değişikliği yangınları nasıl etkiliyor?
İklim değişikliği, daha sıcak ve kurak koşulları beraberinde getirerek bitki örtüsünün nem oranını düşürüyor ve yanıcı madde miktarını artırıyor. Özellikle Güney Avrupa'da uzun süren kuraklık dönemleri, ormanları adeta birer barut fıçısına çeviriyor. Sıcak hava dalgaları, yangınların çıkması için uygun zemin hazırlarken, rüzgarlı koşullar da alevlerin hızla yayılmasına neden oluyor.
Doerr, "Son yıllarda sıcaklık rekorları kırılıyor ve bu durum yangın mevsiminin uzamasına yol açıyor. İlkbaharda başlayan yangınlar, sonbahara kadar sürebiliyor" dedi. Örneğin, 2023 yılında Yunanistan, İtalya ve İspanya'da yaşanan büyük yangınlar, binlerce hektarlık alanı kül ederken, on binlerce insanı tahliye etmek zorunda bıraktı.
Bununla birlikte, yangınların şiddetindeki artış sadece doğal koşullara bağlanamaz. Avrupa'nın kırsal kesimlerinde tarımın ve hayvancılığın azalması, ormanların kontrolsüz büyümesine ve yakıt yükünün artmasına neden oldu. Ayrıca, kırsal nüfusun azalması ve şehirlere göç, yangınlarla etkin mücadeleyi de zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Avrupa'daki yangınlar, yalnızca bölgesel bir sorun olmaktan çıkarak küresel iklim değişikliğinin bir göstergesi haline geldi. Akdeniz havzası, yangın riski en yüksek bölgeler arasında yer alırken, iklim modelleri bu riskin daha da artacağını öngörüyor. Avrupa Birliği, üye ülkeler arasında yangınla mücadele için ortak bir havuz oluşturarak, itfaiye uçakları ve ekiplerin hızlı bir şekilde sevk edilmesini sağlamaya çalışıyor.
Ancak uzmanlar, yangınlarla mücadelenin yalnızca müdahale ile sınırlı kalmaması gerektiğini, asıl önemli olanın yangınların önlenmesi olduğunu vurguluyor. Sürdürülebilir orman yönetimi, kontrollü yakma uygulamaları ve erken uyarı sistemleri, yangın riskini azaltmak için hayati önem taşıyor. Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadele, bu yangınların önlenmesinde en kritik adım olarak öne çıkıyor.
Küresel ölçekte, 2023 yılında Kanada'da yaşanan rekor yangınlar, dünya genelinde orman yangınlarının ne kadar yıkıcı olabileceğini gözler önüne serdi. Kanada'daki yangınlar, milyonlarca hektarlık alanı yok ederken, duman bulutları ABD'ye kadar ulaşarak hava kalitesini ciddi şekilde etkiledi. Bu durum, orman yangınlarının sınır tanımadığını ve küresel işbirliği gerektirdiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle orman yangınlarına karşı en hassas ülkelerden biridir. İklim değişikliğinin etkileri, Türkiye'de de yangın sezonunun uzamasına ve yangınların şiddetinin artmasına neden olabilir. Özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde, yaz aylarında yaşanan sıcak hava dalgaları yangın riskini artırıyor. Türkiye, yangınlarla mücadelede etkin bir koordinasyon ve önleme stratejisi geliştirmeli; ayrıca iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını güçlendirmelidir. Bu durum, yalnızca çevresel bir mesele değil, aynı zamanda ulusal güvenlik ve ekonomi açısından da kritik öneme sahiptir.