Avrupa'nın önde gelen ülkeleri, Ukrayna'daki savaşın sona ermesi durumunda başlayabilecek müzakerelerde söz sahibi olabilmek için diplomatik bir hazırlık içine girdi. Fransa, Almanya ve İngiltere dışişleri bakanları, gelecekteki barış görüşmeleri için bir çerçeve oluşturmaya çalışıyor. Bu çaba, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kiev'e yönelik askeri desteği azaltabileceği ve Moskova ile doğrudan bir anlaşma yapabileceği endişelerinden kaynaklanıyor. Ancak Rusya'nın şu ana kadar bu tür girişimlere sıcak bakmaması, Avrupalı diplomatların işini zorlaştırıyor.
Avrupa'nın Müzakere Arayışı
Diplomatik kaynaklara göre, Fransız, Alman ve Britanyalı yetkililer, Ukrayna'nın yanı sıra Avrupa'nın da masada yer alacağı bir müzakere formatı üzerinde çalışıyor. Bu format, tıpkı Normandiya Formatı gibi, ancak daha kapsayıcı bir yapıyı öngörüyor. Amaç, Trump yönetiminin Ukrayna'ya desteği azaltması halinde bile Avrupa'nın ortak bir duruş sergileyebilmesini sağlamak. Avrupalı yetkililer, savaşın sona ermesi için Rusya ile yapılacak her türlü görüşmenin, Ukrayna'nın katılımı olmadan ve Avrupa'nın çıkarları göz ardı edilerek yapılmasına karşı çıkıyor.
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "Barış ancak Ukrayna ile birlikte ve Avrupa'nın da dahil olduğu bir süreçle sağlanabilir. Ukrayna'nın kaderi, Avrupa'nın güvenlik mimarisini doğrudan etkiliyor" dedi. Benzer mesajlar Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer'dan da geldi. Ancak bu çağrılara rağmen, Avrupa'nın elinde Rusya'yı müzakere masasına çekecek somut araçların sınırlı olduğu görülüyor.
Rusya'nın Tutumu ve Küresel Etkiler
Rusya, Avrupa'nın arabuluculuk çabalarına şu ana kadar soğuk yaklaştı. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, yaptığı açıklamada, "Rusya'nın önceliği BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri ve Türkiye gibi kilit bölgesel aktörlerle diyalog kurmak. Avrupa'nın tek sesli politikaları bu sürece katkı sağlamaktan uzak" ifadelerini kullandı. Bu söylem, Avrupa Birliği'nin Rusya'ya yönelik yaptırımları ve Ukrayna'ya askeri destek politikalarının Moskova tarafından hâlâ düşmanca algılandığını gösteriyor.
Bu durum, Avrupa'nın müzakere sürecinde etkisiz kalabileceği endişesini artırıyor. Özellikle ABD Başkanı Trump'ın, seçim kampanyası sırasında Ukrayna'ya yardımları kesebileceğini ve Putin'le kişisel ilişki kurabileceğini ima etmesi, Avrupalı liderleri harekete geçirdi. Ancak Trump'ın henüz göreve başlamamış olması, diplomatik girişimlerin şimdilik erken bir aşamada olduğunu gösteriyor. Yine de Avrupalı yetkililer, hazırlıklarını tamamlamak için önümüzdeki ayları verimli değerlendirmek istiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın başından bu yana hem Ukrayna hem Rusya ile diyaloğunu sürdürebilen nadir ülkelerden biri. Karadeniz Tahıl Koridoru girişimi ve esir takası anlaşmaları, Türkiye'nin arabuluculuk kapasitesini ortaya koydu. Avrupa'nın bu yeni arayışı, Türkiye'nin de masada yer alma ihtimalini güçlendirebilir. Nitekim Rusya'nın Avrupa'yı dışlayan ancak Türkiye'yi içeren bir müzakere formatına sıcak bakması, Ankara'nın elini güçlendirebilir. Türkiye, hem NATO üyesi hem de Rusya ile ilişkilerini dengede tutan bir ülke olarak, olası bir barış sürecinde kritik bir köprü vazifesi görebilir. Bu durum, Türkiye'nin bölgesel ve küresel etkisini artırabilir.