Avrupa Birliği (AB), sığınma başvuruları reddedilen göçmenlerin uluslararası sularda kurulacak 'iade merkezlerine' gönderilmesini öngören tartışmalı bir düzenlemeyi onayladı. Brüksel'de yapılan toplantıda alınan karar, özellikle İtalya ve Yunanistan gibi göç dalgalarıyla en çok karşılaşan ülkelerin yoğun baskısı sonucu geldi. Yeni sistem, başvuruları olumsuz sonuçlanan kişilerin AB sınırları dışında belirlenecek tesislerde tutulmasını ve buradan ülkelerine geri gönderilme süreçlerinin yürütülmesini amaçlıyor.
Göç politikasında yeni dönem: Açık deniz üsleri
Söz konusu 'dönüş merkezleri', karasuları dışında, açık denizde konuşlandırılacak. AB Komisyonu'na göre bu tesisler, sığınma süreci tamamlanmamış kişiler için değil, yalnızca başvurusu kesin olarak reddedilmiş ve geri gönderilme kararı çıkmış bireyler için kullanılacak. Ancak insan hakları örgütleri, bu tür bir uygulamanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve sığınmacıların temel haklarını ihlal ettiğini savunuyor.
AB İçişleri Komiseri Ylva Johansson, kararın ardından yaptığı açıklamada, ''Amacımız düzensiz göçü caydırmak ve geri dönüş süreçlerini hızlandırmak. Bu merkezler, hem AB üyesi ülkelerin üzerindeki yükü azaltacak hem de göçmen kaçakçılarına karşı etkin bir mücadele imkânı verecek'' ifadelerini kullandı.
Öte yandan, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Avrupa Konseyi, söz konusu planın geri gönderme yasağı ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle endişelerini dile getirdi. UNHCR Sözcüsü, ''Uluslararası sularda kurulacak bu merkezlerin, mültecilerin korunmasına ilişkin yükümlülükleri askıya almanın bir yolu haline gelmesinden kaygı duyuyoruz'' dedi.
Trump dönemi uygulamalarına benzerlik
Avrupa Birliği'nin bu hamlesi, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın göçmenleri Meksika sınırında bekleten ve üçüncü ülkelere yönlendiren politikalarını anımsatıyor. Trump yönetimi, 2018-2021 yılları arasında sığınmacıları Meksika'da kurduğu çadır kentlerde bekletmiş ve ''Göçmen Kal, Başvurunu Meksika'da Yap'' programıyla binlerce kişiyi ABD topraklarına sokmamıştı.
Analistler, AB'nin bu adımının Avrupa siyasetinde sağ popülist partilerin yükselişi ve göç karşıtı söylemlerin giderek ana akım haline gelmesiyle yakından ilişkili olduğunu belirtiyor. Özellikle 2015'teki büyük mülteci krizinden bu yana, AB içinde göç konusunda ortak bir politika oluşturulamaması, üye ülkeleri daha radikal çözümlere yöneltiyor.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz, konuya temkinli yaklaşarak ''İnsanlık dışı koşullara yol açmayacak, hukuka uygun bir çerçeve oluşturulması şart'' derken, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ise uygulamayı ''AB'nin sonunda gerçekleri gördüğünün kanıtı'' sözleriyle memnuniyetle karşıladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin bu yeni göç politikası, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bölgesel bir gelişmedir. Türkiye halihazırda 2016 tarihli AB-Türkiye Mutabakatı kapsamında Yunanistan üzerinden geçen düzensiz göçmenleri geri kabul etmektedir. Yeni düzenlemeyle, AB'nin kendi sınırları dışında oluşturacağı merkezlerin Doğu Akdeniz'de konuşlandırılması halinde, Türkiye'nin deniz yetki alanları ve münhasır ekonomik bölge tartışmaları yeniden alevlenebilir. Ayrıca, AB'nin bu politikası Türkiye'yi elindeki en önemli kozlardan biri olan göçmen krizini yönetme yetkisinden kısmen mahrum bırakabilir. Ankara'nın bu gelişmeyi yakından izlemesi ve olası senaryolara karşı diplomatik hazırlık yapması stratejik önem taşımaktadır.