Avrupa Parlamentosu’nda (AP) kabul edilen yeni sığınmacı yasası, aşırı sağcı milletvekillerinin “Geri gönderin” sloganlarına sahne oldu. Oylamanın ardından sağcı grupların bu söylemleri, diğer parlamenterlerin “Ayıp” ve “Utanmalısınız” tepkileriyle karşılandı. Yasa, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde sığınmacıların sınır dışı edilme sürecini hızlandırmayı ve geri gönderme kararlarının uygulanmasını kolaylaştırmayı hedefliyor. Ancak uzmanlar, yasanın insan hakları ihlallerine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Yasa neyi değiştiriyor?
AB’nin yeni sığınmacı yasası, üye ülkelerin sığınmacı başvurularını daha hızlı değerlendirmesini ve reddedilen başvuruların ardından sınır dışı işlemlerinin etkinleştirilmesini öngörüyor. Yasa kapsamında, sığınmacıların iltica başvuruları sırasında belirli merkezlerde tutulması ve güvenlik kontrollerinin artırılması da planlanıyor. AP’deki oylamada 336 kabul, 211 ret ve 90 çekimser oy çıktı. Sağcı ve aşırı sağcı partiler yasayı desteklerken, yeşiller ve sol partiler sert eleştiriler yöneltti. Eleştirmenler, yasanın sığınmacıların temel haklarını kısıtladığını ve geri gönderme yasağı ilkesini ihlal ettiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
AB’nin bu adımı, 2015’te yaşanan büyük sığınmacı akınının ardından birlik içinde giderek artan milliyetçi ve göçmen karşıtı söylemlerin bir yansıması olarak görülüyor. Özellikle İtalya, Macaristan ve Polonya gibi ülkelerdeki sağcı hükümetler, sığınmacıların AB ülkelerine dağıtılmasına uzun süredir karşı çıkıyor. Yeni yasa, bu ülkelerin talepleri doğrultusunda sınır kontrollerini ve geri gönderme mekanizmalarını güçlendiriyor. Ancak Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve insan hakları örgütleri, yasanın sığınmacıları suçlulaştırdığı ve uluslararası hukuka aykırı olduğu eleştirisini yapıyor. Avrupa’da yükselen aşırı sağ dalga, bu tür politikaların daha da sertleşmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB’nin sığınmacı politikalarını sertleştirmesi, Türkiye’yi doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, 2016’da imzalanan AB-Türkiye göç anlaşması kapsamında Avrupa’ya geçen sığınmacıları geri kabul etmekle yükümlü. Yeni yasa, bu anlaşmanın uygulanmasını zorlaştırabilir ve Türkiye’nin üzerindeki göç yükünü artırabilir. Ayrıca, AB’nin geri gönderme merkezlerini üçüncü ülkelere kaydırma planları, Türkiye’nin egemenlik haklarına müdahale olarak algılanabilir. Türkiye, mevcut durumda 3,5 milyondan fazla sığınmacıya ev sahipliği yaparken, AB’nin bu adımı iki taraf arasında yeni bir gerginlik kaynağı olabilir. Öte yandan, Türkiye’nin kendi sığınmacı politikalarını gözden geçirmesi ve AB ile müzakerelerde elini güçlendirecek adımlar atması gerekebilir.