Avrupa, iklim değişikliğinin en ölümcül etkilerinden biriyle karşı karşıya: aşırı sıcaklar. Haziran ayında Belçika ve komşu ülkeleri vuran sıcak hava dalgası, kıtanın bu yeni normale ne kadar hazırlıksız olduğunu acı bir şekilde ortaya koydu. Resmi verilere göre, Belçika'da 26-30 Haziran tarihleri arasında meydana gelen aşırı sıcaklarda en az 13 kişi hayatını kaybetti. Kurbanların çoğu yaşlı ve yalnız yaşayan bireylerdi; evlerinde klima veya yeterli havalandırma bulunmayanlar, vücut ısısını kontrol edemeyerek hayatlarını kaybetti. Bu ölümler, iklim değişikliğinin 'soğuk' ülkelerde bile artık bir tehdit olduğunu gösteriyor.
Belçika Neden Bu Kadar Hazırlıksızdı?
Belçika, ılıman okyanus iklimiyle bilinen bir ülke. Yaz aylarında sıcaklıklar genellikle 25 dereceyi geçmez; 30 derecenin üzerindeki günler nadirdir. Bu nedenle ülkedeki binaların büyük çoğunluğunda klima bulunmuyor. Evler, ısıyı dışarıda tutacak şekilde tasarlanmamış; hatta birçoğu güneşi içeri alacak şekilde büyük camlara sahip. Hükümetin aşırı sıcaklara yönelik bir eylem planı da yoktu. Sağlık bakanlığı, halkı bol su içmeye ve gölgede kalmaya çağıran genel bir uyarı yayınlamakla yetindi; ancak bu uyarılar, savunmasız gruplara ulaşmadı. Özellikle Brüksel'de yalnız yaşayan yaşlılar, hava sıcaklığının 40 dereceyi bulduğu günlerde evlerinde kimsesiz bir şekilde öldü.
Bu tablo, Avrupa genelinde bir uyarı niteliği taşıyor. 2003 yılında Avrupa'yı vuran ve 70 bin kişinin ölümüne yol açan sıcak hava dalgasının ardından birçok ülke önlemler aldı. Fransa, 'sıcaklık planı' (plan canicule) oluşturarak yaşlıları kayıt altına aldı ve aileleriyle düzenli iletişim kurdu. Almanya ise 'ısı eylem planları' hazırladı. Ancak Belçika gibi düşük riskli görülen ülkelerde bu tür önlemler ihmal edildi. Uzmanlar, iklim değişikliğiyle birlikte bu tür sıcak hava dalgalarının artacağını ve hiçbir Avrupa ülkesinin artık 'güvende' sayılmayacağını vurguluyor.
Avrupa'da Yeni Normal: Sıcak Hava Dalgaları
Belçika'daki sıcak hava dalgası, Avrupa'nın yeni bir iklim gerçeğiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bilim insanları, küresel ısınmanın Avrupa'yı diğer kıtalardan daha hızlı etkilediğini belirtiyor. Kıta, son 30 yılda ortalama sıcaklık artışının en yüksek olduğu bölge. Avrupa Çevre Ajansı (AÇA) verilerine göre, 1980'den bu yana Avrupa'da aşırı sıcaklar nedeniyle 100 binden fazla insan hayatını kaybetti. Bu sayının önümüzdeki yıllarda katlanarak artacağı öngörülüyor. İklim modelleri, 2100 yılına kadar Avrupa'da yaz sıcaklıklarının 4-6 derece artabileceğini gösteriyor.
Belçika'daki ölümler, sadece sağlık sistemlerini değil, aynı zamanda altyapıyı da etkiliyor. Demir yolları, yüksek sıcaklıklarda rayların genleşmesi sonucu seferlerini iptal etmek zorunda kalıyor; enerji şebekeleri aşırı yük nedeniyle çökme riskiyle karşı karşıya. Tarım sektörü de büyük zarar görüyor; kuraklık mahsulleri vuruyor, gıda fiyatlarını artırıyor. Bu durum, iklim değişikliğinin yalnızca bir çevre sorunu değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir kriz olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'nın hazırlıksız yakalandığı bu sıcak hava dalgası, Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle aşırı sıcaklara daha aşina; ancak iklim değişikliği Türkiye'yi de tehdit ediyor. Son yıllarda artan orman yangınları ve kuraklık, bu tehdidin somut göstergesi. Türkiye'nin, Avrupa'nın yaşadığı bu krizden çıkaracağı ders, iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını hızlandırmak ve kentleri, sağlık sistemlerini yeni normale göre planlamak olmalı. Ayrıca, AB ile ilişkilerde iklim politikaları giderek daha belirleyici olacak; Türkiye'nin Avrupa Yeşil Mutabakatı'na uyumu, ticaret ve dış politika açısından kritik önem taşıyor.