Avrupa liderleri, Rusya'yı son yıllarda artan bir şekilde 'hibrit savaş' yürütmekle suçluyor. Klasik askeri çatışmanın ötesinde; siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları, enerji altyapısına yönelik sabotajlar, seçimlere müdahale girişimleri ve göçmen krizlerini manipüle etme gibi yöntemlerle yürütülen bu strateji, Avrupa'nın güvenlik mimarisini temelden sarsıyor. Avrupa Birliği (AB) ve NATO, bu tehdide karşı hem ulusal hem de kolektif düzeyde yeni savunma mekanizmaları geliştirmeye çalışıyor.
Hibrit savaşın arka planı ve Avrupa'nın karşılaştığı tehditler
Hibrit savaş, bir devletin rakibini zayıflatmak için askeri olmayan araçları – siber operasyonlar, ekonomik baskı, propaganda, casusluk ve vekil güçler – bir arada kullandığı bir strateji olarak tanımlanıyor. Rusya'nın 2014'te Kırım'ı ilhak etmesi ve 2022'de Ukrayna'yı işgali sonrasında Avrupa ülkeleri, Kremlin'in bu taktikleri sistematik biçimde Batı'ya karşı kullandığını belirtiyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi (EEAS) tarafından yayımlanan raporlara göre, Rusya kaynaklı dezenformasyon kampanyaları özellikle seçim dönemlerinde zirve yapıyor. Örneğin, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde sosyal medyada yayılan yanıltıcı içeriklerin arkasında Rusya bağlantılı ağlar tespit edildi.
Siber saldırılar da Avrupa'nın karşı karşıya olduğu somut tehditler arasında. 2023'te Almanya'da demiryolu sistemine yönelik bir siber saldırı, tren seferlerini saatlerce durdurdu. Aynı yıl Çekya'da devlet kurumlarına yönelik saldırılarda Rus istihbaratıyla bağlantılı hacker grupları suçlandı. Enerji altyapısı ise en hassas nokta: Kuzey Akım boru hatlarına 2022'de düzenlenen sabotaj, Avrupa'nın enerji güvenliğini ciddi şekilde sarstı. Ayrıca Baltık Denizi'nde iletişim kablolarına ve gaz boru hatlarına yönelik son dönemdeki hasarlar, Avrupa başkentlerinde alarm zillerinin çalmasına neden oldu.
Göçmen krizini manipüle etmek de Rusya'nın hibrit savaş araçlarından biri olarak görülüyor. Polonya ve Litvanya gibi ülkeler, Rusya ve müttefiki Belarus'un, Orta Doğu ve Afrika'dan gelen göçmenleri kasten sınırlara yönlendirerek AB içinde kaos yaratmaya çalıştığını savunuyor. 2021'de Belarus-Polonya sınırında yaşanan kriz, bu iddiaların somut bir örneği olarak gösteriliyor.
Avrupa'nın tepkisi: Koordineli savunma ve caydırıcılık adımları
Avrupa, bu çok katmanlı tehdide karşı bir dizi önlem almaya başladı. AB, 2016'da kabul ettiği Hibrit Tehditlere Karşı Mücadele Çerçevesi'ni 2022'de güncelleyerek üye ülkeler arasında istihbarat paylaşımını artırdı. NATO ise 2018'de kurduğu Hibrit Tehditlerle Mükemmeliyet Merkezi aracılığıyla eğitim ve tatbikatlar düzenliyor. 2024'te NATO Zirvesi'nde alınan kararlarla, hibrit saldırıların '5. Madde' kapsamında değerlendirilebileceği yönünde güçlü bir siyasi mesaj verildi. Bu, ittifak üyelerinden birine yönelik hibrit bir saldırının, silahlı saldırı olarak kabul edilip kolektif savunma mekanizmasını tetikleyebileceği anlamına geliyor.
Ulusal düzeyde ise ülkeler kendi savunma kapasitelerini güçlendiriyor. Almanya, 2023'te Ulusal Güvenlik Stratejisi'ni açıklayarak hibrit tehditlere karşı özel bir birim kurdu. Fransa, askeri siber savunma komutanlığını genişletti. Estonya, Letonya ve Litvanya gibi Baltık ülkeleri, Rusya sınırında istihbarat toplama ve erken uyarı sistemlerine yatırım yapıyor. AB ayrıca, yabancı dezenformasyona karşı mücadele için 'EUvsDisinfo' platformunu güçlendirdi ve çevrimiçi platformlara yönelik yasal düzenlemeleri sıkılaştırdı.
Ancak uzmanlar, Avrupa'nın hibrit tehditlere karşı hâlâ parçalı bir görünüm sergilediğini belirtiyor. Üye ülkeler arasında tehdit algısı ve kapasite farklılıkları, ortak bir caydırıcılık stratejisini zorlaştırıyor. Ayrıca, hibrit saldırıların failini kesin olarak tespit etmek ve bunu uluslararası hukuk çerçevesinde kanıtlamak güç. Bu belirsizlik, misilleme eşiğini yükseltiyor ve saldırganlara alan açıyor.
Rusya ise suçlamaları reddediyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Batı'nın Rusya'yı 'her şeyle suçladığını' ancak somut kanıt sunmadığını savunuyor. Moskova, hibrit savaş iddialarını 'Rusya karşıtı histeri' olarak nitelendiriyor. Ancak Batılı istihbarat servisleri, ellerinde Rusya'nın parmağı olduğuna dair önemli deliller bulunduğunu öne sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya ile hem enerji hem de ticaret alanında derin bağlara sahip; aynı zamanda NATO üyesi olarak Avrupa güvenlik mimarisinin parçası. Avrupa'nın hibrit tehditlere karşı geliştirdiği savunma mekanizmaları, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Rusya'nın Karadeniz'de artan askeri varlığı ve hibrit taktikleri, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengelerini yakından takip etmesini gerektiriyor. Öte yandan Türkiye, Batı ile Rusya arasında denge politikası yürütürken, kendi kritik altyapısını (enerji boru hatları, iletişim ağları) siber ve fiziksel saldırılara karşı korumak zorunda. AB'nin hibrit tehditlere karşı ortak savunma adımları, Türkiye'nin hem NATO içindeki konumunu hem de Rusya ile ilişkilerini etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, gelişmeleri yakından izleyerek kendi ulusal güvenlik stratejisini gözden geçirmeli.