Londra merkezli bir düşünce kuruluşunun düzenlediği ve Rusya'nın Baltık ülkelerine yönelik olası bir saldırısını simüle eden savaş oyunu, Moskova'dan sert bir nükleer uyarı aldı. İngiliz basınında geniş yankı bulan tatbikat, Avrupa başkentlerinde Rusya ile topyekûn bir savaş ihtimalinin ciddiyetle tartışıldığını gözler önüne serdi. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, senaryonun "sorumluluktan yoksun ve tehlikeli bir provokasyon" olduğunu belirterek, Rusya'nın nükleer doktrininde öngörülen karşılık seçeneklerinin geçerli olduğunu hatırlattı.
Savaş Oyununun Detayları ve Moskova'nın Tepkisi
Söz konusu tatbikat, İngiltere'nin önde gelen savunma düşünce kuruluşlarından birinin ev sahipliğinde, aralarında eski NATO komutanlarının, İngiliz milletvekillerinin ve akademisyenlerin bulunduğu geniş bir katılımcı grubuyla gerçekleştirildi. Senaryoya göre, Rusya'nın Beyaz Rusya topraklarından Baltık ülkelerine yönelik hibrit bir saldırısı ve ardından NATO'nun 5. Madde kapsamında kolektif savunma mekanizmasını devreye sokması canlandırıldı. Tatbikatın en dikkat çekici aşaması, Rusya'nın taktik nükleer silah kullanma tehdidinin masaya yatırılması oldu.
Moskova'nın tepkisi gecikmedi. Kremlin Sözcüsü Peskov, "Bu tür savaş oyunları, Batı'nın Rusya'ya yönelik düşmanca politikalarının bir parçasıdır. Nükleer silahların kullanımına ilişkin senaryolar üzerinden kamuoyu oluşturmak son derece tehlikelidir" dedi. Peskov, Rusya'nın nükleer doktrininin savunma amaçlı olduğunu ancak ülkenin toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit algılanması durumunda gerekli karşılığın verileceğini vurguladı.
İngiliz Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise tatbikatın hükümetin resmi bir girişimi olmadığı, bağımsız bir düşünce kuruluşu etkinliği olduğu belirtildi. Ancak Londra'nın son aylarda Rusya'ya yönelik sert söylemi ve Ukrayna'ya verdiği askeri destek, Moskova'nın bu tür etkinlikleri resmi politikanın bir uzantısı olarak algılamasına yol açıyor.
Avrupa'da Geniş Savaş Tartışmaları Derinleşiyor
İngiltere'deki savaş oyunu, Avrupa genelinde Rusya ile olası bir geniş çaplı çatışmaya yönelik hazırlık tartışmalarının son halkası. Almanya, Polonya ve Baltık ülkeleri, son iki yılda savunma bütçelerini ciddi oranda artırdı. NATO, Doğu Kanadı'ndaki askeri varlığını güçlendirirken, ittifakın yeni savunma planlarında Rusya açıkça "en büyük ve doğrudan tehdit" olarak tanımlandı.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, "Rusya'nın birkaç yıl içinde NATO topraklarına saldırma kapasitesine ulaşabileceğini" belirtmişti. Benzer şekilde, Polonya Başbakanı Donald Tusk, Avrupa'nın "savaş öncesi döneme" girdiğini söyleyerek üye ülkeleri ortak savunma yatırımlarına çağırdı.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de ittifakın savunma harcamalarını artırması gerektiğini yinelerken, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını sorgulayan seslerin yükselmesi, Avrupa başkentlerinde stratejik özerklik arayışlarını hızlandırdı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un "Rusya'nın yenilgiye uğratılması gerektiği" yönündeki sözleri ve bazı Avrupa ülkelerinin Ukrayna'ya asker gönderme ihtimalini tartışmaya açması, Moskova ile gerilimi daha da tırmandırdı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Batı'nın Ukrayna'ya verdiği desteğin "doğrudan bir savaş nedeni" olabileceği uyarısında bulunarak, nükleer güçlerin hazır olduğunu birçok kez dile getirdi. Putin, Şubat 2024'teki Federal Meclis konuşmasında, Rusya'nın stratejik nükleer kuvvetlerinin tam hazırlık durumunda olduğunu açıklamıştı.
Nükleer Risk ve Diplomasi Arayışları
Avrupa'da savaş senaryolarının bu denli açık tartışılması, nükleer tırmanma riskini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, taraflar arasındaki iletişim kanallarının zayıflamasının yanlış hesaplama olasılığını artırdığına dikkat çekiyor. Soğuk Savaş döneminde nükleer krizleri yönetmek için kurulan mekanizmaların büyük ölçüde işlevsiz kaldığı bir ortamda, karşılıklı güven artırıcı önlemlerin yokluğu endişe verici.
BM Genel Sekreteri António Guterres, nükleer silahların kullanılması durumunda yaşanacak felaketin boyutlarını hatırlatarak tüm taraflara itidal çağrısı yaptı. Ancak diplomatik kanalların tıkanmış olması, Avrupa'da savaş hazırlıklarını meşrulaştıran bir zemin yaratıyor.
Türkiye, Ukrayna savaşının başından bu yana dengeli bir politika izleyerek hem Kiev'e insansız hava araçları gibi askeri destek sağladı hem de Moskova ile diyalog kanallarını açık tuttu. İstanbul'da gerçekleşen tahıl koridoru anlaşması ve esir takası müzakereleri, Ankara'nın arabuluculuk kapasitesini gösterdi. Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde Türkiye, savaş gemilerinin boğazlardan geçişini sınırlayarak gerilimin Karadeniz'e sıçramasını engelledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'da Rusya'ya karşı geniş savaş senaryolarının tartışılması, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika önceliklerini doğrudan etkiliyor. NATO üyesi olarak Türkiye, ittifakın Rusya ile olası bir çatışmasında zor bir denge ile karşı karşıya kalabilir. Karadeniz'de gerginliğin artması, Montrö rejimini ve bölgesel istikrarı tehdit ederken, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve ticaret yolları da olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, Avrupa'nın savunma harcamalarını artırması, Türk savunma sanayii için ihracat fırsatları yaratabilir ancak olası bir çatışma dalgası, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zayıflatabilir. Ankara'nın, hem NATO müttefikleriyle dayanışmayı hem de Rusya ile işbirliğini koruyan hassas dengesini sürdürmesi kritik önemde.