İsveçli giyim devi Hennes & Mauritz AB'nin (H&M) açıkladığı beklentilerin altındaki kâr rakamı, Avrupa perakende sektöründe enflasyonun tüketici harcamaları üzerindeki baskısına dair endişeleri derinleştirdi. Şirketin hisseleri açıklamanın ardından yüzde 10'un üzerinde değer kaybederken, Avrupa genelinde perakende hisseleri satış baskısıyla karşılaştı. Yatırımcılar, yükselen gıda ve enerji fiyatlarının hane halkı bütçelerini daraltması nedeniyle giyim ve dayanıklı tüketim mallarına olan talebin zayıfladığını değerlendiriyor.
H&M'in Bilançosu ve Sektörel Yansımaları
H&M'in son çeyrek kârı, analistlerin beklentilerinin belirgin şekilde altında kaldı. Şirket yönetimi, artan hammadde maliyetleri, lojistik giderleri ve döviz kurlarındaki dalgalanmaların kârlılığı olumsuz etkilediğini belirtti. Ayrıca, Avrupa'nın birçok ülkesinde süregelen yüksek enflasyon, tüketicilerin özellikle giyim gibi isteğe bağlı harcamaları ertelemesine yol açtı. H&M'in açıklaması, aynı dönemde benzer sorunlarla boğuşan Inditex (Zara), Next ve Associated British Foods gibi diğer büyük perakendecilerin hisselerini de aşağı çekti. Avrupa Stoxx 600 Perakende Endeksi gün içinde yüzde 2'nin üzerinde geriledi.
Sektör analistleri, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz artırım döngüsünü sürdürmesinin borçlanma maliyetlerini yükselttiğini ve tüketici kredilerine erişimi zorlaştırdığını vurguluyor. Bu durum, özellikle genç ve düşük gelirli hanelerin harcama gücünü sınırlıyor. Öte yandan, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı jeopolitik belirsizlik, Avrupa ekonomisinin toparlanma hızını da tehdit ediyor. Almanya'da perakende satışların son aylarda beklenenden zayıf seyretmesi, bölgenin lokomotif ekonomisinin de tüketici talebi cephesinde kırılgan olduğunu gösteriyor.
H&M CEO'su Helena Helmersson, yaptığı açıklamada "Zorlu makroekonomik koşullar ve tüketici güvenindeki düşüş, satışlarımızı olumsuz etkiledi. Maliyet disiplinini koruyarak uzun vadeli büyüme stratejimizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Ancak yatırımcılar, şirketin fiyat artışlarını tüketicilere yansıtmakta zorlandığını ve brüt marjların baskı altında kaldığını düşünüyor.
Avrupa Ekonomisinde Tüketici Baskısı ve Küresel Boyut
Avrupa'da enflasyon, ECB'nin hedeflediği yüzde 2 seviyesinin oldukça üzerinde seyrediyor. Euro Bölgesi'nde yıllık enflasyon son verilerde yüzde 5'in üzerinde açıklandı. Gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarındaki artış yüzde 10'u aşarken, hizmet enflasyonu da dirençli bir görünüm sergiliyor. Bu ortamda ECB, politika faizini tarihsel olarak hızlı bir şekilde yükselterek enflasyonla mücadele ediyor. Ancak faiz artışları, ekonomik büyümeyi yavaşlatma riski taşıyor. Avrupa Komisyonu, 2023 yılı için Euro Bölgesi büyüme tahminini aşağı yönlü revize etti.
Perakende sektörü, Avrupa'da gayri safi yurt içi hasılanın önemli bir bölümünü oluşturuyor ve istihdamın yaklaşık yüzde 10'unu sağlıyor. Sektördeki zayıflık, tedarik zincirinden lojistiğe, reklamcılıktan gayrimenkule kadar geniş bir yelpazeyi etkiliyor. Örneğin, depo kiraları ve mağaza kiralarında düşüş yaşanabilir; nakliye şirketleri daha az sipariş alabilir. Ayrıca, perakendecilerin stok maliyetleri artarken, indirimli satışlar kârlılığı daha da eritiyor.
Küresel ölçekte ise ABD'de perakende satışlar görece dirençli olsa da, Çin'deki yavaşlama ve jeopolitik gerilimler küresel ticaret hacmini sınırlıyor. Avrupa'nın ihracat pazarlarındaki durgunluk, perakende sektörünün toparlanmasını geciktirebilir. Uzmanlar, önümüzdeki çeyreklerde iflas ve birleşme haberlerinin artabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle orta ölçekli perakendeciler, nakit akışı sıkıntısı çekebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'daki perakende tüketici talebindeki zayıflama, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olan AB'ye yönelik tekstil, hazır giyim ve dayanıklı tüketim malları ihracatını olumsuz etkileyebilir. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, AB ülkeleri Türk ihracatının yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor. Avrupalı perakendecilerin siparişlerini azaltması, özellikle KOBİ ölçeğindeki üreticiler için sipariş iptalleri ve istihdam kayıpları anlamına gelebilir. Ayrıca, ECB'nin sıkı para politikası euro/dolar paritesini etkileyerek Türk lirası üzerinde ek baskı yaratabilir. Türkiye'nin enflasyonla mücadelesi ve cari açık sorunu göz önüne alındığında, Avrupa'daki talep daralması dış ticaret açığını daha da derinleştirebilir. Bu nedenle, Türk iş dünyasının alternatif pazarlara yönelimi hız kazanabilir.