Avrupa Parlamentosu'nda (AP) bu hafta, eski aşırı sağcı Kimlik ve Demokrasi (ID) grubuna yönelik yürütülen bir soruşturma kapsamında baskınlar gerçekleştirildi. Soruşturma, grubun Avrupa Parlamentosu fonlarını usulsüz kullandığı şüphesi üzerine yoğunlaşıyor. Baskınlar, AP'nin Brüksel ve Strazburg'daki binalarında yapıldı. Yetkililer, soruşturmanın Avrupa Savcılık Ofisi (EPPO) tarafından yürütüldüğünü belirtiyor. İddialar, eski RN milletvekillerinin parlamento kaynaklarını partinin iç işleri için kullandığı yönünde.
Soruşturmanın Arka Planı
Kimlik ve Demokrasi grubu, 2019-2024 yasama döneminde Avrupa Parlamentosu'nda yer alan aşırı sağcı partilerin oluşturduğu bir ittifaktı. Grup, Fransa'dan Ulusal Birlik (RN), İtalya'dan Lega, Almanya'dan AfD gibi partileri bünyesinde barındırıyordu. Soruşturma, grubun AP tarafından sağlanan fonları, özellikle de asistanlık ve iletişim giderleri için ayrılan kaynakları, partilerin kendi siyasi faaliyetleri için kullandığı iddialarına dayanıyor. Avrupa Parlamentosu kuralları, bu fonların yalnızca parlamenter görevlerle ilgili işler için kullanılmasını öngörüyor. İhlaller tespit edilirse, fonların geri ödenmesi istenebilir.
Bu soruşturma, AP'nin son yıllarda artan mali denetim çabalarının bir parçası. Daha önce de benzer şekilde, bazı milletvekilleri hakkında fon suiistimali nedeniyle soruşturmalar açılmıştı. Özellikle 2022'de patlak veren ve Katar ile Fas'ın AP'de nüfuz satın aldığı iddialarını içeren 'Katar kapısı' skandalı, AP içinde yeni denetim mekanizmalarının kurulmasına yol açmıştı. Şimdi ise benzer bir soruşturma, bu kez aşırı sağcı bir grubun mali işlemlerine odaklanmış durumda. Soruşturmanın, grubun eski liderleri ve milletvekilleri hakkında yaptırım veya yargı süreciyle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı belirsiz.
RN partisi, soruşturmayı siyasi bir manevra olarak nitelendiriyor. Parti sözcüleri, suçlamaların asılsız olduğunu ve amaçlarının partiyi itibarsızlaştırmak olduğunu savunuyor. Ancak AP yetkilileri, soruşturmanın bağımsız yargı organları tarafından yürütüldüğünü ve siyasi motivasyon taşımadığını vurguluyor. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında, daha fazla belgeye el konulması ve tanık ifadelerine başvurulması bekleniyor. Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Parlamento, yolsuzlukla mücadelede kararlıdır ve her türlü usulsüzlük iddiası titizlikle incelenecektir" dedi. Metsola ayrıca, AP'nin soruşturmayla tam işbirliği içinde olduğunu belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu soruşturma, Avrupa'da aşırı sağ partilerin yükselişte olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Son yıllarda RN, Almanya için Alternatif (AfD), İtalya'nın Lega'sı gibi partiler, göçmen karşıtı ve AB şüpheci söylemleriyle seçmen desteğini artırdı. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de bu partiler önemli kazanımlar elde etti. Ancak bu yükseliş, beraberinde daha fazla mali ve hukuki denetimi de getiriyor. AB kurumları, popülist partilerin fonları kötüye kullanmasının önüne geçmek için yeni kurallar getirmeyi planlıyor. Ayrıca, bu tür soruşturmalar, AB'nin hukukun üstünlüğü ilkesine bağlılığını göstermesi açısından da önemli. Öte yandan, aşırı sağ partiler, bu soruşturmaları 'siyasi cadı avı' olarak nitelendirerek, kendilerini mağdur olarak göstermeye çalışabilir. Bu da AB içinde siyasi gerilimi artırabilir.
Fransa özelinde ise, RN lideri Marine Le Pen ve partisi, uzun süredir benzer suçlamalarla karşı karşıya. 2024'te Le Pen hakkında, Avrupa Parlamentosu fonlarını usulsüz kullandığı gerekçesiyle dava açılmıştı. Bu dava halen devam ediyor. Şimdiki soruşturma, RN'nin AP'deki eski grubuna yönelik olduğu için, partinin mali işleyişini daha geniş çapta etkileyebilir. Ayrıca, RN'nin 2027 Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlandığı bir dönemde, bu tür bir soruşturma partinin itibarını zedeleyebilir ve seçmen nezdinde güven kaybına yol açabilir. Ancak RN, bu tür soruşturmaların seçmen tabanında sempati yarattığını da gözlemlemiş olabilir; zira partinin destekçileri, bu soruşturmaları 'sistemin bir parçası' olarak görüp partilerine daha sıkı sarılabilir.
Avrupa genelinde ise, bu soruşturma, AB'nin kendi içinde yolsuzlukla mücadele konusundaki kararlılığını göstermesi açısından bir test niteliğinde. AP'nin itibarı, son yıllarda yaşanan skandallarla sarsılmıştı. Bu soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmesi ve sonuçlandırılması, AB vatandaşlarının kuruma olan güvenini yeniden tesis etmeye yardımcı olabilir. Aksi takdirde, şeffaflık ve hesap verebilirlik konusundaki eksiklikler, popülist partilerin ekmeğine yağ sürebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa Parlamentosu'nda aşırı sağcı bir gruba yönelik yolsuzluk soruşturması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, Avrupa'daki siyasi dengeler açısından dolaylı etkileri olabilir. Özellikle RN gibi partilerin zayıflaması, AB içinde Türkiye karşıtı söylemlerin azalmasına yol açabilir. Ancak bu tür soruşturmalar, aşırı sağ partilerin tabanında mağduriyet algısı yaratarak onları güçlendirebilir de. Türkiye, AB ile ilişkilerinde bu tür gelişmeleri dikkatle izlemeli; zira AB'nin iç siyasi dinamikleri, Türkiye'nin üyelik süreci ve vize serbestisi gibi konularda belirleyici olabilir. Ayrıca, yolsuzlukla mücadelede AB'nin gösterdiği kararlılık, Türkiye'nin kendi reform sürecine de örnek teşkil edebilir.