Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde, özellikle Fransa'da, geçim sıkıntısı krizinin de etkisiyle patlak veren şiddetli protestolar, analistlere göre Avrupalı politika yapıcılar üzerinde Çin'e karşı daha sert bir ticaret duruşu benimsemeleri yönünde baskı oluşturabilir. Son haftalarda Fransa'nın büyük şehirlerinde yaşanan ve zaman zaman şiddete dönüşen gösteriler, artan yaşam maliyeti, enerji fiyatları ve gelir adaletsizliği gibi sorunlara duyulan öfkeyi yansıtıyor. Uzmanlar, bu tür toplumsal huzursuzlukların, Avrupa Birliği'nin (AB) dış ticaret politikasında, özellikle de Çin ile olan ilişkilerinde, daha korumacı ve sert bir çizgiye kaymasına yol açabileceğini değerlendiriyor.
Protestoların arka planı ve AB-Çin ticaret gerilimi
Fransa'da başlayan ve diğer Avrupa ülkelerine de sıçrayan protestolar, hükümetleri zor durumda bırakıyor. Göstericiler, alım gücünün düşmesinden ve sosyal eşitsizlikten şikayet ederken, bu durumun sorumlusu olarak bazen küreselleşme ve serbest ticaret anlaşmaları gösteriliyor. Analistler, bu ortamda Çin'in ticari uygulamalarının, özellikle de devlet destekli sanayileşme politikaları ve pazar erişimi konusundaki şeffafsızlığının, Avrupa kamuoyunda daha fazla tepki çekebileceğini belirtiyor. AB, uzun süredir Çin'i piyasa ekonomisi statüsü konusunda ve çelik gibi sektörlerde damping yapmakla eleştiriyor. Ancak şimdiye kadar ticaret ortaklığını sürdürme yönünde bir irade sergilenmişti. Geçim sıkıntısı protestoları, bu dengeyi değiştirebilir. Bir analist, "AB'nin daha zayıf göründüğünü savunanlar olabilir, ancak aynı zamanda..." diyerek, huzursuzluğun AB'nin elini güçlendirebileceğine de işaret ediyor. Zira iç kamuoyu baskısı, dış politikada daha dik bir duruş sergilemeyi zorunlu kılabilir. Özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un iç politikada yaşadığı zorluklar, AB içinde Çin'e karşı daha fazla korumacılık talep eden ülkelerin sesini yükseltmesine neden olabilir.
Küresel ve bölgesel boyut
AB-Çin ilişkileri, küresel ticaretin en büyük bacaklarından birini oluşturuyor. Çin, AB'nin en büyük ticaret ortaklarından biri konumunda. Ancak son yıllarda, özellikle Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından enerji fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar ve tedarik zinciri sorunları, Avrupa'da ekonomik güvenlik kaygılarını artırdı. AB, Çin'e olan bağımlılığını azaltmak için "riskten arındırma" politikası izliyor. Bu politika, yeşil teknoloji ve kritik hammaddeler gibi alanlarda Çin'e olan bağımlılığın azaltılmasını hedefliyor. Protestolar, bu yöndeki adımların hızlanmasına yol açabilir. Öte yandan, Avrupa'daki istikrarsızlık, Çin'in de dikkatini çekiyor. Pekin yönetimi, Avrupa'daki huzursuzluğu, AB'nin iç sorunlarıyla meşgul olması ve dış ticarette daha uzlaşmacı bir tutum sergilemesi için bir fırsat olarak görebilir. Ancak aynı zamanda, Avrupa pazarındaki talep daralması Çin ekonomisi için risk oluşturuyor. Analistler, protestoların AB'nin Çin'e karşı daha sert önlemler almasına yol açması halinde, bunun karşılıklı yaptırımlarla tırmanabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, ABD'nin de Çin'e karşı ticaret baskısını artırdığı bir dönemde, Avrupa'nın atacağı adımlar küresel ticaret düzenini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'daki geçim sıkıntısı protestolarının AB-Çin ticaret gerilimini artırması, Türkiye için birkaç açıdan önemli. Öncelikle, AB Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı. Avrupa'da yaşanacak bir ekonomik yavaşlama veya ticaret politikasındaki değişiklikler, Türkiye'nin ihracatını doğrudan etkileyebilir. Özellikle AB'nin Çin'e karşı korumacı önlemler alması, Çin'in Türkiye'ye yönelmesine ve burada damping yapmasına yol açabilir; bu da yerli üreticiler üzerinde baskı oluşturur. Öte yandan, AB ile Çin arasındaki gerilim, Türkiye'nin iki taraf arasında denge politikası izlemesini zorlaştırabilir. Türkiye, bir yandan AB ile Gümrük Birliği ilişkisini sürdürürken, diğer yandan Çin ile ekonomik işbirliğini geliştiriyor. Ayrıca, Avrupa'daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin AB üyelik sürecini ve vize serbestisi gibi konuları da etkileyebilir. Küresel ticaretin daralması, Türkiye gibi ihracat odaklı ekonomiler için risk teşkil ediyor.