Avrupa borsaları, tahvil getirilerinin istikrar kazanması ve Hürmüz Boğazı'nın yakında yeniden açılabileceği yönündeki iyimserlikle petrol fiyatlarının gerilemesi sayesinde dört haftanın ilk haftalık kazancını elde etmeye hazırlanıyor. Stoxx 600 endeksi hafta boyunca yüzde 1'in üzerinde değer kazanırken, Almanya'da DAX ve Fransa'da CAC 40 endeksleri de benzer bir yükseliş sergiledi. Yatırımcılar, enerji maliyetlerindeki düşüşün enflasyon baskılarını hafifleteceği ve merkez bankalarının faiz artırım döngüsünde sona yaklaşıldığına dair sinyalleri güçlendireceği beklentisiyle riskli varlıklara yöneldi.
Petrol Fiyatlarındaki Gerilemenin Arka Planı
Petrol fiyatlarındaki düşüş, Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimlerin ardından Hürmüz Boğazı'ndan tanker geçişlerinin yeniden başlayabileceği yönündeki haberlerle tetiklendi. Boğaz, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir enerji koridoru olarak biliniyor. Son haftalarda bölgede yaşanan gerginlikler, arz kesintisi endişelerini artırarak petrol fiyatlarını yükseltmişti. Ancak diplomatik kanallardan gelen olumlu sinyaller ve bazı gemilerin rotalarını değiştirmesiyle birlikte Brent petrol varil başına 90 doların altına geriledi. Bu düşüş, enerji ithalatçısı Avrupa ekonomileri için maliyet baskılarını azaltarak sanayi üretimi ve tüketici harcamaları üzerindeki yükü hafifletti.
Tahvil piyasalarında da benzer bir rahatlama gözlemlendi. Almanya 10 yıllık tahvil faizi hafta ortasında yüzde 2,5 seviyesinin altına inerek son bir ayın en düşük seviyesini gördü. İtalya ve İspanya gibi yüksek borç yüküne sahip ülkelerin tahvil faizlerindeki düşüş, Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) faiz artırımlarında zirveye yaklaşıldığına dair beklentileri yansıttı. AMB Başkanı Christine Lagarde, son açıklamasında enflasyonun hedefe dönmesi için ek adımlar gerekebileceğini ancak mevcut verilerin faiz artırımlarının etkisini gösterdiğini belirtti. Bu açıklamalar, piyasalarda şahin bir duruşun yumuşayabileceği yönünde yorumlandı.
Küresel Piyasalardaki Yansımalar
Avrupa'daki olumlu hava, küresel piyasalara da yayıldı. Asya borsaları haftanın son işlem gününde karışık bir seyir izlerken, ABD vadeli işlemleri Wall Street'in günü yükselişle açacağına işaret etti. Petrol fiyatlarındaki gerileme, enerji şirketlerinin hisselerinde sınırlı bir baskı yaratsa da, havayolu ve taşımacılık şirketleri maliyet avantajıyla öne çıktı. Lufthansa ve Air France-KLM hisseleri hafta boyunca yüzde 3'ün üzerinde prim yaptı. Bankacılık hisseleri ise tahvil getirilerindeki düşüşe rağmen kredi talebindeki toparlanma sinyalleriyle destek buldu.
Uzmanlar, Avrupa ekonomisinin teknik resesyondan çıkış sinyalleri verdiğini ancak toparlanmanın kırılgan olduğunu vurguluyor. Almanya'da sanayi siparişleri beklenenden güçlü gelirken, Fransa'da işsizlik oranı son 15 yılın en düşük seviyesine geriledi. Yine de Çin ekonomisindeki yavaşlama ve ABD-Çin ticaret gerilimleri, Avrupa ihracatçıları için risk unsuru olmaya devam ediyor. Avrupa Birliği'nin (AB) yeşil enerji dönüşümü kapsamında açıkladığı teşvik paketleri, uzun vadede enerji güvenliğini artırmayı hedefliyor ancak kısa vadede maliyetler üzerinde baskı oluşturabilir.
Hürmüz Boğazı'na ilişkin gelişmeler, küresel enerji piyasaları için kritik önem taşımaya devam ediyor. Boğaz'ın açılması, yalnızca petrol arzını rahatlatmakla kalmayıp, aynı zamanda jeopolitik risk primini düşürerek piyasalarda istikrar sağlayabilir. Ancak bölgede kalıcı bir çözüm sağlanmadıkça, arz kesintisi endişeleri zaman zaman yeniden alevlenebilir. Bu belirsizlik ortamında Avrupa borsalarının yükselişinin sürdürülebilirliği, büyük ölçüde enerji fiyatlarındaki seyre ve merkez bankalarının para politikası adımlarına bağlı görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa borsalarındaki toparlanma ve petrol fiyatlarındaki düşüş, Türkiye ekonomisi için kısa vadede olumlu bir tablo çiziyor. Enerji ithalatının cari açık üzerindeki yükünü hafifleten bu gelişme, TL üzerindeki baskıyı azaltabilir ve enflasyonla mücadelede geçici bir rahatlama sağlayabilir. Ancak Hürmüz Boğazı'na ilişkin belirsizlikler, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından risk oluşturmaya devam ediyor. Ayrıca Avrupa'daki ekonomik canlanma, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olan AB'ye yönelik talebi artırarak dış ticaret açığını dengeleyebilir. Yine de küresel jeopolitik gerilimler ve dalgalı emtia fiyatları, Türkiye'nin ekonomik istikrarını tehdit eden unsurlar olarak öne çıkıyor.