İngiltere'nin en büyük sigorta şirketlerinden Aviva'nın CEO'su Amanda Blanc, sel riski altındaki yeni İngiliz evlerinin sigortalanamaz hale gelebileceği uyarısında bulundu. Blanc, sel tehdidinin "kesinlikle arttığını" belirterek, hükümetin iklim değişikliğine karşı altyapı ve planlama politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, bütçe öncesi bakanların "uçurtma uçurması" olarak nitelendirdiği belirsizlik ortamını eleştirdi.
Sel riski ve sigortalanabilirlik krizi
Amanda Blanc, Guardian'a verdiği demeçte, iklim değişikliğinin etkisiyle sel olaylarının sıklığının ve şiddetinin arttığını vurguladı. Özellikle nehir taşkınları ve yüzey sularının yol açtığı sellerin, konutları giderek daha fazla tehdit ettiğini belirtti. Blanc, "Sel tehdidi kesinlikle artıyor. Yeni evlerin sel riski yüksek bölgelere inşa edilmesi, sigorta sektörü için sürdürülemez bir durum yaratıyor" dedi.
İngiltere'de halihazırda sel riski altındaki bazı bölgelerde sigorta primleri yüksekken, bazı evler için sigorta şirketleri poliçe düzenlemekte isteksiz davranıyor. Blanc, hükümetin planlama yasalarını değiştirmesi ve yeni yapıların sel riski düşük alanlara yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Aksi takdirde, önümüzdeki yıllarda binlerce evin sigortasız kalabileceği uyarısında bulundu.
İngiltere Çevre Ajansı'nın verilerine göre, ülkede 5,2 milyon konut sel riski altında. Bu evlerin yaklaşık 600 bini yüksek risk kategorisinde. İklim değişikliği senaryoları, deniz seviyesinin yükselmesi ve yağış rejimlerindeki değişikliklerle bu sayının artacağını gösteriyor. Sigorta sektörü, özellikle 2000'li yıllardan bu yana sel riskini fiyatlandırmada zorlanıyor. 2016'da kurulan Flood Re adlı havuz sistemi, yüksek riskli bölgelerdeki evler için sigorta primlerini sübvanse ediyor; ancak bu sistem yeni yapıları kapsamıyor. Blanc'ın uyarısı, özellikle yeni konut projelerinin sel riski taşıyan alanlarda yoğunlaşması nedeniyle kritik önem taşıyor.
Bütçe öncesi belirsizlik ve 'uçurtma uçurma' eleştirisi
Amanda Blanc, sadece sel riskiyle ilgili değil, aynı zamanda hükümetin ekonomik politikalarına yönelik eleştirileriyle de gündemde. Bütçe öncesi dönemde bakanların çeşitli vergi ve harcama önerilerini basına sızdırmasını "uçurtma uçurmak" olarak nitelendirdi. Blanc, bu tür sızıntıların iş dünyasında belirsizliğe yol açtığını ve yatırım kararlarını olumsuz etkilediğini söyledi.
İngiltere'de muhafazakar hükümet, ekonomik büyümeyi teşvik etmek için vergi indirimleri ve altyapı yatırımları planlıyor. Ancak bütçe açığı ve borç yükü nedeniyle bu planların finansmanı konusunda soru işaretleri var. Blanc, hükümetin net bir ekonomik yol haritası çizmesi gerektiğini, aksi halde iş dünyasının yatırımlarını erteleyebileceğini belirtti.
Aviva, İngiltere'nin en büyük sigorta şirketi olarak 30 milyondan fazla müşteriye hizmet veriyor. Şirket, aynı zamanda büyük bir yatırımcı olarak İngiltere ekonomisinde önemli bir role sahip. Blanc'ın açıklamaları, iş dünyasının hükümetin ekonomik yönetimine yönelik artan endişelerini yansıtıyor.
Küresel iklim ve sigorta sektörü üzerindeki etkiler
Amanda Blanc'ın uyarıları, sadece İngiltere ile sınırlı değil; küresel sigorta sektörü de benzer bir baskıyla karşı karşıya. İklim değişikliği nedeniyle artan doğal afetler, sigorta şirketlerinin risk modellerini yeniden gözden geçirmesine neden oluyor. Özellikle kıyı bölgelerinde ve sel riski yüksek alanlarda sigorta poliçeleri ya çok pahalı hale geliyor ya da hiç sunulmuyor.
Dünya genelinde, 2020'li yıllarda doğal afet kaynaklı sigorta hasarları rekor seviyelere ulaştı. Munich Re ve Swiss Re gibi küresel reasürans devleri, iklim değişikliğinin sigortalanabilirlik sınırlarını zorladığını raporluyor. Bu durum, devletlerin afet sigortası programları oluşturmasını veya genişletmesini gündeme getiriyor. İngiltere'deki Flood Re benzeri modeller, diğer ülkeler için de örnek teşkil ediyor.
Ancak uzmanlar, bu tür programların uzun vadede sürdürülebilir olmadığını, asıl çözümün iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum politikalarında olduğunu vurguluyor. Blanc'ın çağrısı, hükümetlerin altyapı ve planlama kararlarında iklim risklerini daha fazla dikkate alması gerektiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İklim değişikliğinin sigorta sektörü üzerindeki etkisi Türkiye için de önemli. Türkiye, deprem ve sel gibi doğal afetlere sıkça maruz kalan bir ülke. Özellikle kentsel dönüşüm ve yeni yapılaşma süreçlerinde sel riski göz ardı edilebiliyor. DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) deprem sigortası sunsa da sel riskine yönelik kapsamlı bir sistem bulunmuyor. İngiltere'deki Flood Re benzeri bir model, Türkiye'de sel sigortasının yaygınlaştırılması için örnek olabilir. Ayrıca, iklim değişikliğine uyum politikaları ve altyapı yatırımları, Türkiye'nin gelecekteki ekonomik ve güvenlik risklerini azaltmak için kritik.