AUKUS ittifakı, Trump yönetiminin göreve gelmesinin ardından da varlığını sürdürdü. Avustralya başkenti Canberra için bu ortaklık, başarısız olmasına asla izin verilemeyecek kadar büyük bir anlaşma olarak değerlendiriliyor. ABD, İngiltere ve Avustralya arasında 2021'de kurulan AUKUS, Hint-Pasifik bölgesinde Çin'e karşı bir denge unsuru olarak görülüyor. Anlaşmanın en kritik ayağı, Avustralya'ya nükleer denizaltı yeteneği kazandırılmasını içeriyor.
AUKUS'un Kuruluşu ve Stratejik Önemi
AUKUS, 15 Eylül 2021'de ABD Başkanı Joe Biden, İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve Avustralya Başbakanı Scott Morrison tarafından duyuruldu. İttifak, iki temel sütundan oluşuyor: Birincisi, Avustralya'ya nükleer güçle çalışan denizaltılar sağlanması; ikincisi ise yapay zeka, kuantum hesaplama, siber güvenlik ve hipersonik füzeler gibi ileri teknolojilerde iş birliği. Avustralya, bu kapsamda ABD ve İngiltere'den nükleer denizaltı teknolojisi alacak. Anlaşma, Avustralya'nın 2050'lerde kendi nükleer denizaltılarını üretmesini hedefliyor. İlk aşamada, Amerikan ve İngiliz tersanelerinde Avustralyalı mürettebatın eğitimi ve ortak denizaltı üretimi planlanıyor.
AUKUS'un kuruluşu, Avustralya'nın 2016'da Fransa ile imzaladığı 66 milyar dolarlık dizel-elektrik denizaltı anlaşmasının iptal edilmesiyle gerçekleşti. Bu karar, Fransa ile Avustralya arasında ciddi bir diplomatik krize yol açtı. Paris, anlaşmanın iptalini "arkadan hançerleme" olarak nitelendirdi ve büyükelçisini geri çağırdı. Ancak zamanla ilişkiler kısmen onarıldı.
Trump yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte AUKUS'un geleceği sorgulanmaya başlandı. Trump'ın "Önce Amerika" politikası ve ittifaklara yönelik eleştirel tutumu, Avustralya'da endişe yarattı. Ancak Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles ve Dışişleri Bakanı Penny Wong'un Washington ziyaretleri sonrasında, AUKUS'un devam edeceği sinyali verildi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de ittifaka bağlılıklarını yineledi. Avustralya, savunma harcamalarını artırarak ve ABD ile ortak tatbikatlara devam ederek ittifaktaki yerini sağlamlaştırıyor. 2024'te Avustralya, savunma bütçesini GSYH'nin yüzde 2'sinin üzerine çıkarma taahhüdü verdi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
AUKUS, Hint-Pasifik bölgesinde güç dengesini değiştirme potansiyeline sahip. Çin, ittifakı "Asya'da NATO" olarak nitelendirerek sert şekilde eleştirdi. Pekin, nükleer denizaltı teknolojisinin yayılmasının bölgesel istikrarı bozacağını savunuyor. Endonezya ve Malezya gibi ülkeler de nükleer denizaltıların bölgeye getireceği riskler konusunda endişelerini dile getirdi. Ancak ABD ve müttefikleri, AUKUS'un savunma amaçlı olduğunu ve uluslararası hukuka uygun olduğunu vurguluyor.
AUKUS'un bir diğer önemli boyutu, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin ittifaka katılıp katılmayacağı. İngiltere ve ABD, AUKUS'un genişlemesine sıcak bakmıyor; ancak Japonya ile teknoloji iş birliği konusunda adımlar atılıyor. AUKUS'un ikinci sütunu kapsamında Japonya'nın hipersonik ve yapay zeka projelerine dahil edilmesi tartışılıyor. Bu durum, Çin'in tepkisini daha da artırabilir.
AUKUS, NATO ile ilişkisi açısından da dikkat çekici. ABD ve İngiltere, NATO üyesi; Avustralya ise değil. Ancak AUKUS, NATO'nun Hint-Pasifik'e açılımı olarak görülüyor. Fransa'nın ittifaka katılma çabaları sonuçsuz kaldı. Bu durum, Avrupa'nın savunma sanayisinde ABD ve İngiltere'ye bağımlılığını artırıyor. Türkiye gibi NATO üyeleri, AUKUS'un kendilerini dışarıda bıraktığını ve ittifakın şeffaf olmadığını eleştiriyor.
AUKUS'un başarısı, ABD'nin denizaltı üretim kapasitesine ve teknoloji transferine bağlı. ABD tersaneleri halihazırda Virginia sınıfı denizaltı üretiminde zorlanıyor. Avustralya'ya denizaltı sağlamak, ABD'nin kendi donanma ihtiyaçlarını aksatabilir. Bu nedenle, AUKUS'un zaman çizelgesi belirsizliğini koruyor. Avustralya, 2030'lu yıllarda ilk denizaltıları teslim almayı umuyor. Ancak uzmanlar, bu hedefin gerçekçi olmadığını belirtiyor.
Avustralya için AUKUS, sadece bir savunma projesi değil; aynı zamanda ülkenin uluslararası konumunu güçlendiren bir araç. Canberra, ABD ve İngiltere ile olan bağlarını derinleştirerek Çin'e karşı bir güvence sağlıyor. Ancak bu bağımlılık, Avustralya'nın stratejik otonomisini sınırlayabilir. AUKUS'un başarısız olması durumunda Avustralya, savunma kapasitesinde ciddi bir boşlukla karşılaşabilir. Bu nedenle, Canberra için AUKUS "başarısız olmasına izin verilemeyecek kadar büyük" bir anlaşma.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AUKUS, Türkiye'nin Hint-Pasifik'teki çıkarlarını doğrudan etkilemese de, küresel güç dengeleri ve NATO içi dinamikler açısından önem taşıyor. Türkiye, NATO içinde kendisine yönelik bazı kısıtlamaları (örneğin F-35 programından çıkarılması) AUKUS benzeri dışlayıcı yapıların bir sonucu olarak görüyor. AUKUS'un nükleer denizaltı teknolojisini yaygınlaştırması, Türkiye'nin kendi nükleer denizaltı programı için bir emsal oluşturabilir. Ancak bu, NPT rejimini zayıflatabilir. Ayrıca, ABD'nin denizaltı üretim kapasitesini Avustralya'ya kaydırması, Türkiye'nin denizaltı tedarikini de dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, AUKUS'un şeffaflıktan uzak olduğunu savunarak, ittifakın NATO ile uyumlu hale getirilmesi çağrısı yapıyor.