İsrail'in Gazze Şeridi'nde sürdürdüğü askeri operasyonlarda, geçen Ekim ayında İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkesin ardından hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 1005'e ulaştı. Bu durum, ateşkesin sadece kâğıt üzerinde kaldığını ve bölgedeki insani krizin derinleşerek devam ettiğini gösteriyor. Filistin Sağlık Bakanlığı kaynakları, ölü sayısının her geçen gün arttığını ve çoğu sivil olan kurbanlar arasında kadın ve çocukların da bulunduğunu belirtiyor. İsrail güçleri, Hamas'ın roket saldırılarına misilleme yaptığını öne sürerken, uluslararası toplumun ateşkes çağrılarına rağmen çatışmalar durulmuş değil.
Ateşkesin Gölgesinde Süren Saldırılar
Geçtiğimiz Ekim ayında ilan edilen ateşkes, taraflar arasında kalıcı bir barış umudu yaratmıştı. Ancak İsrail'in Gazze'ye yönelik hava saldırıları ve sınır ötesi operasyonları, ateşkesin ardından da aralıksız devam etti. Hamas'ın da zaman zaman roket atışlarıyla karşılık vermesi, bölgede tansiyonun hiç düşmediğini ortaya koyuyor. BM ve diğer insani yardım kuruluşları, ateşkesin insani yardımların ulaştırılmasına izin vermesi gerektiğini vurgulasa da, sürekli saldırılar nedeniyle yardım malzemelerinin büyük kısmı Gazze'ye ulaştırılamıyor. Hastaneler, ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı çekerken, sağlık çalışanları da hedef alınıyor.
İsrail hükümeti, operasyonların meşru müdafaa hakkı çerçevesinde yürütüldüğünü savunuyor. Ancak uluslararası hukuk uzmanları, orantısız güç kullanımı ve sivillerin hedef alınmasının savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, İsrail'in uluslararası alanda giderek daha fazla eleştirilmesine yol açıyor. ABD ve Avrupa Birliği'nin ateşkes çağrılarına rağmen somut bir adım atmaması ise eleştiri konusu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki çatışmalar, sadece Filistin-İsrail sorununun değil, aynı zamanda tüm Ortadoğu'yu etkileyen bir istikrarsızlık kaynağı. İsrail'in saldırıları, başta İran olmak üzere bölge ülkelerinin tepkisini çekiyor. Hizbullah ve diğer milis gruplar, İsrail'e karşı misilleme tehdidinde bulunuyor. Bu durum, İsrail-Lübnan sınırında da gerginliğe yol açıyor. Öte yandan, Filistin yönetimi ve Hamas arasındaki bölünmüşlük, Filistin davasını zayıflatıyor ve ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesini engelliyor. Küresel ölçekte ise, ABD'nin İsrail'e verdiği koşulsuz destek, İslam dünyasında anti-Amerikancılığı körüklüyor. BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto yetkisi, İsrail aleyhine kararların alınmasını engelliyor. Bu durum, uluslararası toplumun çatışmayı çözme kapasitesine olan güveni sarsıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki çatışmalar, Türkiye'nin Filistin politikası açısından kritik bir sınav. Türkiye, tarihsel ve dini bağlar nedeniyle Filistin davasına güçlü destek veriyor; Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i sık sık eleştiriyor. Ancak bu durum, Türkiye-İsrail ilişkilerini daha da germe potansiyeli taşıyor. Ayrıca, Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin bölgedeki yardım kuruluşları ve sivil toplum örgütleriyle yürüttüğü insani diplomasiyi zorluyor. Türkiye, bir yandan Filistinlilere destek verirken, diğer yandan İran ve diğer bölgesel aktörlerle denge politikası izlemek zorunda. Bu gelişme, Türk dış politikasının Ortadoğu'daki ağırlığını ve söylem gücünü etkileyebilir; ayrıca enerji güvenliği ve mülteci akınları gibi konularda da dolaylı sonuçlar doğurabilir.