Filipinler'den on yıldan fazla süre önce Malezya'ya giden Bessie*, başkalarının çocuklarına bakmak için yola çıkmıştı. Ancak zamanla onların ebeveynlerine bakmaya başladı. Şu anda Kuala Lumpur'un Klang Vadisi'nde serbest çalışan sertifikalı bir bakıcı olan Bessie, 24 saatlik vardiyalar için saat başına 25 ringgit'e (yaklaşık 6 ABD doları) kadar kazanç sağlıyor. Asya'nın hızla yaşlanan nüfusu, bakıcıların kendi yaşlılıklarında karşılaşacakları zorlukları da beraberinde getiriyor.
Asya'nın Yaşlanan Nüfusu ve Bakıcı Açığı
Asya, dünyanın en hızlı yaşlanan bölgesi. Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi ülkelerde nüfusun %20'sinden fazlası 65 yaş üstü. Çin'de ise 2035'e kadar 400 milyon kişinin 60 yaş üstü olacağı tahmin ediliyor. Bu demografik dönüşüm, bakım hizmetlerine olan talebi artırıyor. Ancak bakıcıların çoğu, göçmen işçilerden oluşuyor ve kendi ülkelerinde yaşlanma sorunlarıyla karşı karşıya.
Filipinler, Endonezya ve Sri Lanka gibi ülkeler, bakıcı ihracatında önemli rol oynuyor. Filipinler'de kişi başına düşen gelirin önemli bir kısmı yurtdışında çalışan bakıcıların gönderdiği paralardan oluşuyor. Ancak bu bakıcıların çoğu, yıllarca başkalarının ailelerine hizmet ettikten sonra kendi ülkelerine döndüklerinde yeterli sosyal güvenceye sahip olamıyor. Bessie gibi serbest çalışanlar, düzenli bir emeklilik planına veya sağlık sigortasına erişemiyor.
Malezya'da bakıcılık sektörü büyük ölçüde kayıt dışı. Bessie'nin saatlik ücreti 25 ringgit, ancak iş garantisi yok ve uzun saatler çalışmak zorunda. Pandemi döneminde sınırların kapanması, bakıcı kıtlığını daha da derinleştirdi. Birçok bakıcı ülkelerine dönmek zorunda kaldı ve yerlerine yenileri gelmedi. Bu durum, yaşlı bakımında ciddi bir krize yol açtı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Asya'da bakıcı göçü, sadece bireysel bir sorun değil; bölgesel işgücü piyasalarını ve ekonomi politikalarını da etkiliyor. Singapur, Hong Kong ve Tayvan gibi zengin ekonomiler, bakıcı ihtiyacını göçmen işçilerle karşılıyor. Ancak bu ülkelerde de bakıcıların hakları ve çalışma koşulları sık sık tartışma konusu oluyor. Örneğin, Hong Kong'da 2022'de yapılan bir araştırma, göçmen ev işçilerinin %40'ının yasal korumadan yoksun olduğunu ortaya koydu.
Küresel ölçekte, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2050'ye kadar dünya nüfusunun %22'sinin 60 yaş üstü olacağını öngörüyor. Bu da bakım hizmetlerine olan talebin katlanarak artacağı anlamına geliyor. Ancak bakıcı arzı aynı hızla artmıyor. Genç nüfusun azalması ve göç politikalarının sıkılaşması, bakıcı açığını büyütüyor. Asya'da bazı ülkeler, bakıcı yetiştirmek için özel programlar başlattı. Japonya, 2017'de yabancı bakıcılara oturma izni veren bir yasa çıkardı. Ancak dil ve kültür engelleri nedeniyle bu programlar sınırlı başarı elde etti.
Bakıcıların kendi yaşlılık dönemleri ise genellikle göz ardı ediliyor. Bessie gibi birçok bakıcı, yıllarca çalıştıktan sonra memleketine döndüğünde geçim sıkıntısı çekiyor. Filipinler'de hükümet, yurtdışında çalışan işçiler için zorunlu tasarruf programları uyguluyor; ancak bu programlar yeterli değil. Sivil toplum kuruluşları, bakıcıların sosyal güvenlik haklarının iyileştirilmesi çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Asya'da yaşanan bu demografik dönüşüm ve bakıcı krizi, Türkiye için de ders niteliğinde. Türkiye, nüfusunun %10'una yakını 65 yaş üstü olan bir ülke. Önümüzdeki yıllarda bu oranın artması bekleniyor. Türkiye'de de yaşlı bakımı büyük ölçüde aile içi ve kayıt dışı. Göçmen bakıcılar, özellikle büyük şehirlerde önemli bir ihtiyacı karşılıyor. Ancak onların sosyal hakları ve çalışma koşulları yeterince düzenlenmiş değil. Asya'daki gelişmeler, Türkiye'nin bakıcılık sektörünü resmi bir çerçeveye oturtması ve bakıcıların kendi yaşlılıklarını güvence altına alması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Türkiye'nin yaşlanan nüfusu için sürdürülebilir bakım politikaları geliştirmesi, gelecekteki sosyal ve ekonomik istikrar için kritik.