Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkilileri, iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava olaylarının hastalık risklerini artırdığını ve sağlık altyapısını tehdit ettiğini belirterek, Asya Pasifik bölgesindeki sağlık sistemlerinin artan baskılarla karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Uyarı, Asya Pasifik Parlamenterler Küresel Sağlık Forumu'nda (APPHF) dile getirildi. DSÖ Batı Pasifik Bölge Direktörü Dr. Saia Ma'u Piukala, bölgedeki ülkelerin sağlık sistemlerinin sadece mevcut hastalık yüküyle değil, aynı zamanda iklim değişikliğinin doğrudan ve dolaylı etkileriyle mücadele etmek zorunda kaldığını vurguladı. Dr. Piukala, "İklim değişikliği artık uzak bir tehdit değil; bugün sağlık sistemlerimizin üzerinde somut bir baskı oluşturuyor" dedi.
İklim krizi sağlık altyapısını vuruyor
DSÖ yetkilileri, aşırı sıcaklık dalgaları, sel, kuraklık ve kasırga gibi iklim kaynaklı afetlerin sağlık tesislerine doğrudan zarar verdiğini, hastane ve kliniklerin çalışamaz hale geldiğini, tedarik zincirlerinin kesintiye uğradığını ve sağlık çalışanlarının yerinden edildiğini aktardı. Özellikle Pasifik adası ülkeleri, yükselen deniz seviyeleri nedeniyle kıyı hastanelerinin ve altyapının kaybı riskiyle karşı karşıya. Buna ek olarak, sıtma, dang humması ve diğer vektör kaynaklı hastalıkların görülme sıklığı, sıcaklık ve nem artışıyla birlikte yeni bölgelere yayılıyor. DSÖ, iklim değişikliğinin 2030 ile 2050 yılları arasında dünya genelinde yılda yaklaşık 250.000 ek ölüme yol açabileceğini tahmin ediyor; bu ölümlerin büyük kısmı Asya Pasifik'teki düşük ve orta gelirli ülkelerde olacak.
Forumda konuşan DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus ise sağlık sistemlerinin iklim değişikliğine uyum sağlamasının bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirtti. Dr. Tedros, "İklim krizi bir sağlık krizidir. Sağlık sistemlerimizi iklim değişikliğine dayanıklı hale getirmek, gelecekteki pandemilere ve iklim kaynaklı acil durumlara karşı hazırlıklı olmanın temelidir" ifadelerini kullandı. Ayrıca, sağlık sektörünün küresel karbon emisyonlarının yaklaşık %5'inden sorumlu olduğuna dikkat çeken Dr. Tedros, sağlık tesislerinin enerji verimliliğini artırma ve yenilenebilir enerjiye geçiş konusunda ülkelere çağrıda bulundu.
Yapay zeka fırsat mı, tehdit mi?
DSÖ yetkilileri, yapay zekanın (YZ) sağlık sistemlerine getirdiği fırsatların yanı sıra yarattığı baskılara da dikkat çekti. YZ, teşhis, ilaç geliştirme, sağlık verisi analizi ve halk sağlığı gözetimi gibi alanlarda büyük potansiyel sunuyor. Ancak DSÖ, YZ'nin veri gizliliği, algoritmik önyargılar ve dijital uçurum nedeniyle yeni eşitsizlikler yaratabileceği konusunda uyardı. Bölgedeki birçok ülke, sağlık sistemlerinde YZ kullanımını artırırken, özellikle düşük gelirli ülkelerin bu teknolojilere erişimi sınırlı. DSÖ, ülkelerin YZ politikalarını geliştirirken etik ilkeleri gözetmeleri ve sağlık çalışanlarının dijital becerilerini artırmaları gerektiğini vurguladı.
Asya Pasifik Parlamenterler Küresel Sağlık Forumu, bölge genelinden milletvekillerini bir araya getirerek sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi için yasa ve politikaları tartışıyor. Forumun bu yılki teması, "İklim Değişikliği ve Sağlık: Dayanıklı Sağlık Sistemleri İçin Politika Çözümleri" olarak belirlendi. Katılımcılar, sağlık altyapısına yönelik iklim risklerini azaltmak için kamu-özel sektör ortaklıklarının önemini vurguladı. Ayrıca, sağlık sektörünün karbon ayak izini azaltmak için ulusal sağlık planlarına iklim hedeflerinin entegre edilmesi gerektiği belirtildi.
Uzmanlar, Asya Pasifik bölgesinin dünya nüfusunun yarısından fazlasına ev sahipliği yaptığını ve iklim değişikliğine en kırılgan bölgelerden biri olduğunu hatırlatarak, bölgedeki sağlık sistemlerinin yatırım ve reforma ihtiyacı olduğunu söylüyor. DSÖ, ülkelerin sağlık sistemlerini güçlendirmek için 2030 yılına kadar kişi başına yıllık en az 1 dolar ek yatırım yapması gerektiğini tahmin ediyor. Bu yatırımın, aşırı hava olaylarına hazırlık, hastalık gözetim ağlarının güçlendirilmesi ve sağlık çalışanlarının eğitimi gibi alanlara odaklanması öneriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkileri ve yapay zekanın sağlık sistemlerine entegrasyonu, Türkiye için de yakından izlenmesi gereken konular arasında. Türkiye, Akdeniz havzasında iklim değişikliğine en duyarlı ülkelerden biri olarak, aşırı sıcaklık, kuraklık ve su kıtlığı gibi sorunlarla karşı karşıya. DSÖ'nün uyarıları, Türkiye'nin sağlık altyapısını iklim risklerine karşı güçlendirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, sağlıkta dijital dönüşüm ve yapay zeka kullanımı konusunda Türkiye'nin de etik ve kapsayıcı politikalar geliştirmesi önem taşıyor. Bu gelişmelerin, Türkiye'nin sağlık diplomasisi ve küresel sağlık güvenliği alanlarındaki aktif rolüyle bağlantılı olarak değerlendirilmesi gerekiyor.