Asya-Pasifik bölgesinde yükselen Çin tehdidi karşısında Japonya, Güney Kore, Filipinler gibi ABD müttefiki ülkeler, bağımsız bir orta güç koalisyonu kurma hayallerini bir kenara bırakarak Washington'a daha sıkı sarılmak zorunda kalıyor. Ekonomik bağımlılık ve askeri caydırıcılık açısından Amerika Birleşik Devletleri'nin alternatifi olmadığını gören bu ülkeler, eski Başkan Donald Trump'ın geri dönüş ihtimaline rağmen rotalarını değiştiremiyor.
Trump döneminin mirası ve Asya'nın kırılganlığı
Trump yönetimi sırasında Asya müttefiklerine yönelik 'güvenlik şemsiyesi karşılığında daha fazla mali katkı' baskısı ve ticaret savaşları, Tokyo, Seul ve Manila'da derin endişelere yol açmıştı. Ancak Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki askeri faaliyetleri, Tayvan'a yönelik artan baskısı ve Kuzey Kore'nin nükleer tehditleri, bu ülkeleri ABD'nin caydırıcılık gücüne daha fazla bel bağlamaya itiyor. Japonya Başbakanı Kişida Fumio, geçen ay Washington'da Biden yönetimiyle imzaladığı savunma anlaşmalarını genişletirken, Tokyo yönetimi savunma harcamalarını GSYH'nin yüzde 2'sine çıkarma kararı aldı. Benzer şekilde Güney Kore, ABD'nin nükleer planlama grubuna dahil olurken, Filipinler yeni askeri üsler açarak Washington'a ev sahipliği yapıyor.
Orta güçlerin kendi aralarında oluşturmaya çalıştığı 'minilateral' yapılar ise sınırlı kalıyor. Japonya, Avustralya ve Hindistan'ı içeren Quad ittifakı, Çin'in bölgesel hakimiyetine karşı bir denge unsuru olsa da, üyeler arasındaki ekonomik bağımlılıklar ve farklı öncelikler nedeniyle tam anlamıyla işlevsel olamıyor. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ise Çin'in ticari nüfuzu karşısında bölünmüş durumda.
Çin faktörü ve bölgesel güvenlik ikilemi
Çin, bölge ülkeleriyle ticari ilişkilerini derinleştirirken, askeri varlığını da artırıyor. Pekin yönetimi, Tayvan çevresindeki tatbikatları sıklaştırırken, Güney Çin Denizi'ndeki yapay adaları silahlandırıyor. Bu durum, Japonya'nın Senkaku/Diaoyu Adaları, Filipinler'in Second Thomas Shoal ve Vietnam'ın Paracel Adaları'ndaki egemenlik iddialarını doğrudan tehdit ediyor. Uzmanlara göre, Çin'in ekonomik büyümesi yavaşlasa da askeri modernizasyon programı hız kesmeden devam ediyor. Bu nedenle, bölge ülkeleri ABD'nin nükleer şemsiyesi ve ileri konuşlandırılmış askeri varlığı olmadan caydırıcılık sağlayamayacaklarını düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Asya-Pasifik'teki bu güç dengesi, Türkiye'nin dış politika stratejilerini doğrudan etkilemese de, küresel jeopolitik dengeler açısından kritik önem taşıyor. ABD'nin Asya'ya odaklanması, NATO'nun Avrupa kanadında bir boşluk yaratabilir. Türkiye, bu ortamda hem Batı ile ittifakını sürdürmek hem de Asya ülkeleriyle ticari ve askeri işbirliğini geliştirmek arasında denge kurmak zorunda. Özellikle Çin'in Kuşak ve Yol Projesi'ne dahil olan Türkiye, Pekin ile Washington arasındaki rekabetin kendisini iki taraf arasında sıkıştırmasından kaçınmalıdır.