Asya-Pasifik piyasalarında hisse senetleri Çarşamba günü değer kaybetti. Petrol fiyatlarındaki yükseliş ve tahvil getirilerindeki artış, yatırımcıların risk iştahını azalttı. Japonya'da Nikkei 225 endeksi %0,8 düşerken, Hong Kong'da Hang Seng endeksi %1,2 geriledi. Çin'de Şanghay Bileşik endeksi %0,5, Güney Kore'de Kospi %0,7 değer yitirdi. Avustralya'da S&P/ASX 200 endeksi %0,4 düştü. Düşüşte, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz kararı öncesinde küresel tahvil getirilerinin yükselmesi ve Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimin petrol fiyatlarını yukarı çekmesi etkili oldu.
Gelişmenin Arka Planı
Asya piyasalarındaki satış dalgası, hafta başından bu yana devam eden küresel riskten kaçış eğiliminin bir parçası. ABD'de 10 yıllık Hazine tahvili getirisi %4,5'in üzerine çıkarak yatırımcıları hisse senetlerinden uzaklaştırdı. Tahvil getirilerindeki artış, Fed'in enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarını bir süre daha yüksek tutabileceği beklentisini yansıtıyor. Fed'in bu hafta yapacağı toplantıda faiz oranlarını sabit bırakması bekleniyor ancak Başkan Jerome Powell'ın açıklamaları yakından izlenecek. Öte yandan, Orta Doğu'da İsrail-Hamas çatışmasının genişleyebileceği endişesi petrol fiyatlarını destekliyor. Brent petrol varil başına 90 doların üzerinde seyrederken, Batı Texas Intermediate (WTI) 86 dolar civarında işlem görüyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, enerji ithalatçısı Asya ülkeleri için maliyet baskısı oluşturuyor. Japonya, Çin, Hindistan ve Güney Kore gibi büyük ekonomiler, enerji ihtiyaçlarının önemli bir kısmını ithalatla karşılıyor. Petrol fiyatlarındaki artış, bu ülkelerin ticaret dengelerini ve enflasyon görünümünü olumsuz etkileyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Asya borsalarındaki düşüş, küresel piyasalardaki genel tedirginliğin bir yansıması. ABD'de S&P 500 ve Nasdaq vadeli işlemleri de ekside. Avrupa borsalarının da güne düşüşle başlaması bekleniyor. Yatırımcılar, Fed'in yanı sıra Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz kararlarını da takip ediyor. ECB'nin perşembe günü faizleri sabit tutması, BoE'nin ise sinyal vermesi bekleniyor. Çin'de ise ekonomik yavaşlama endişeleri sürüyor. Ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılası (GSYH) üçüncü çeyrekte %4,9 büyüdü; bu, hükümetin yıllık %5 civarındaki hedefinin altında. Emlak sektöründeki kriz ve zayıf tüketici talebi, yetkililerin daha fazla teşvik önlemi alması yönündeki baskıyı artırıyor. Çin Merkez Bankası (PBOC) bu hafta bir yıllık kredi faiz oranını (LPR) sabit tuttu. Ancak analistler, önümüzdeki aylarda ek teşviklerin gelebileceğini öngörüyor. Japonya'da ise yen, dolar karşısında 150 seviyesinin üzerinde seyrediyor. Bu, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) para politikasını normalleştirme konusunda aceleci davranmayacağı beklentisini yansıtıyor. BOJ, negatif faiz politikasını sonlandırmayı değerlendiriyor ancak ekonomik toparlanmanın kırılgan olması nedeniyle temkinli. Asya piyasalarındaki dalgalanma, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde de baskı oluşturuyor. Endonezya rupisi, Tayland bahtı ve Filipinler pesosu dolar karşısında değer kaybetti. Bu ülkelerin merkez bankaları, sermaye çıkışlarını önlemek için faiz artırımına gidebilir. Küresel ekonomik görünüm açısından, Uluslararası Para Fonu (IMF) geçen hafta yaptığı açıklamada, dünya ekonomisinin bu yıl %3,0 büyüyeceğini öngördü. Bu, geçen yılki %3,5'lik büyümenin altında. IMF, jeopolitik gerilimler ve yüksek faiz oranlarının büyümeyi sınırladığını belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Asya piyasalarındaki dalgalanma ve petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye ekonomisi için de önemli sonuçlar doğuruyor. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal ettiği için petrol fiyatlarındaki artış cari açığı ve enflasyonu olumsuz etkiliyor. Ayrıca, küresel tahvil getirilerindeki yükseliş, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını azaltarak TL üzerinde baskı oluşturabilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikası ve rezerv birikimi, bu tür dış şoklara karşı kırılganlığı artırıyor. Orta Doğu'daki jeopolitik gerilim, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve bölgesel ticaret açısından risk teşkil ediyor. Öte yandan, Asya'daki ekonomik yavaşlama, Türkiye'nin ihracat pazarlarını daraltabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin makroekonomik istikrarı korumak için dış gelişmeleri yakından izlemesi gerekiyor.