Asya borsaları, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimin petrol fiyatlarını yükseltmesi ve enflasyon endişelerini artırmasıyla hafif düşüşle açılmaya hazırlanıyor. Yatırımcılar, merkez bankalarının para politikasını daha da sıkılaştırma ihtimaline karşı temkinli. Japon yeni ise Şubat ayından bu yana en yüksek seviyesine yakın seyrediyor.
Piyasalardaki Baskılar ve Merkez Bankası Beklentileri
Asya-Pasifik piyasaları, haftanın ilk işlem gününde karışık bir seyir izledi. Orta Doğu'da artan tansiyon, küresel enerji arzına ilişkin endişeleri körüklerken, Brent ham petrolü varil başına 90 doların üzerine çıkarak yıl başından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Bu durum, halihazırda yüksek seyreden enflasyonun daha da tırmanabileceği ve merkez bankalarının faiz artırımlarını beklenenden daha uzun süre sürdürebileceği yönündeki korkuları artırdı.
Japonya'da Nikkei 225 endeksi, teknoloji hisselerindeki satışlarla %0,3 geriledi. Güney Kore'de Kospi endeksi %0,5 düşerken, Avustralya'da S&P/ASX 200 endeksi %0,2 kayıp yaşadı. Çin'de Şanghay Bileşik Endeksi yatay seyrederken, Hong Kong'da Hang Seng endeksi %0,4 değer kaybetti. Vadeli işlem piyasaları, ABD hisse senedi endekslerinin de günü ekside kapatabileceğine işaret ediyor.
Japon yeni, güvenli liman talebiyle desteklenerek dolar karşısında 142 seviyesinin altında işlem görüyor ve Şubat ayından bu yana en güçlü seviyesini koruyor. Analistler, yenin son dönemdeki değer kazanımının Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) ultra gevşek para politikasından çıkış sinyalleri vermesiyle ilişkili olduğunu belirtiyor. BOJ Başkanı Kazuo Ueda, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, enflasyonun hedefe doğru ilerlediğine dair güvenin artması durumunda para politikasında değişikliğe gidebileceklerini ima etmişti.
Orta Doğu Gerilimi ve Küresel Yansımaları
Orta Doğu'daki son gelişmeler, İsrail ve Hamas arasındaki çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riskini artırdı. İran destekli Husi milislerinin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel deniz ticaretini tehdit ediyor. ABD ve İngiltere, Husi hedeflerine yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırırken, İran'ın da bu saldırılara misilleme yapabileceği endişesi hakim.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, enerji ithalatçısı ülkeler için cari açık ve enflasyon baskısını artırırken, enerji ihracatçısı ülkeler için olumlu bir tablo çiziyor. Ancak küresel ekonomik büyümenin yavaşlaması ve jeopolitik belirsizlikler, risk iştahını sınırlıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Orta Doğu'daki çatışmanın küresel ekonomi üzerinde "ciddi bir belirsizlik" oluşturduğunu belirtti.
Öte yandan, ABD Merkez Bankası (Fed) yetkilileri, enflasyonun hala hedefin üzerinde seyretmesi nedeniyle faiz indirimlerinin zamanlaması konusunda temkinli. Fed Başkanı Jerome Powell, geçen haftaki konuşmasında, enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde %2'ye gerilediğine dair daha fazla kanıt görmeleri gerektiğini vurguladı. Piyasalar, Fed'in ilk faiz indirimini Eylül ayında yapma olasılığını %60 olarak fiyatlıyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) ise, enerji fiyatlarındaki artışa rağmen faiz indirimlerine devam edebileceği sinyalini verdi. ECB Başkanı Christine Lagarde, enflasyondaki düşüş eğiliminin devam ettiğini ancak petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların risk oluşturduğunu ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Asya borsalarındaki düşüş ve Orta Doğu gerilimi, Türkiye ekonomisi için hem risk hem de fırsat unsurları barındırıyor. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını yükselterek cari açık üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak Türkiye, enerji koridoru olma hedefi doğrultusunda, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeleri dikkatle izliyor. Ayrıca, küresel piyasalardaki dalgalanma, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikasını ve TL üzerindeki baskıyı etkileyebilir. Jeopolitik risklerin artması, Türkiye'nin bölgesel istikrar arayışlarını ve diplomatik girişimlerini daha da önemli kılıyor.