Fransa'nın aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin genç lideri Jordan Bardella, Perşembe günü Polonya'nın başkenti Varşova'ya gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında, ülkenin ana muhalefetteki milliyetçi-muhafazakar partisi Hukuk ve Adalet (PiS) yöneticileriyle bir araya geldi. Bardella, Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde kıtadaki aşırı sağ ve Avrupa şüphecisi partiler arasında daha geniş bir koalisyon kurma hedefi doğrultusunda Polonya'da temaslarda bulunuyor.
Bardella'nın Polonya ziyareti ve Avrupa sağ ittifakı
28 yaşındaki Bardella, RN'nin Avrupa Parlamentosu'ndaki Kimlik ve Demokrasi (ID) grubunun başkanlığını yürütüyor. Polonya'da PiS partisinin üst düzey yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde, iki tarafın Avrupa Birliği'nin mevcut yapısına yönelik ortak eleştirileri ve göç politikalarındaki benzer duruşları masaya yatırıldı. PiS, Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri (ECR) grubunun en büyük üyesi konumunda. Bardella, her iki partinin de "ulusal egemenlik, sınırların korunması ve Avrupa'nın kimliğinin savunulması" konularında ortak bir vizyona sahip olduğunu vurguladı.
Fransız lider, Polonya'nın AB içinde artan ağırlığına dikkat çekerek, Varşova ile Paris arasında güçlü bir ittifakın kıtadaki sağ siyasetin geleceği için kritik olduğunu söyledi. Bardella'nın bu ziyareti, aynı zamanda Fransa'da Marine Le Pen'in başkanlık yarışına hazırlandığı bir dönemde, RN'nin uluslararası profilini yükseltme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bardella'nın Polonya'daki temasları, Avrupa genelinde aşırı sağ ve popülist partilerin yükselişi bağlamında değerlendiriliyor. Bu partiler, AB kurumlarına ve göç politikalarına karşı çıkarken, ulusal çıkarları ön plana çıkarıyor. Polonya'daki PiS, Macaristan'daki Fidesz ve İtalya'daki kardeş partilerle birlikte, AB'nin federalleşme eğilimine karşı çıkan bir bloğun parçası konumunda. Bardella'nın ziyareti, bu bloğun genişleme çabalarının bir yansıması olarak yorumlanıyor.
Uzmanlar, RN ve PiS arasındaki yakınlaşmanın, özellikle Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde, AB içinde Rusya'ya yönelik yaptırımlar, enerji politikaları ve savunma harcamaları gibi konularda ortak bir duruş geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Ancak iki parti arasında, özellikle ekonomi ve refah politikaları konusunda belirgin farklılıklar bulunduğu da ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa ve Polonya'daki aşırı sağ partilerin ittifak arayışı, Türkiye'nin AB ile ilişkileri açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Her iki parti de Türkiye'nin AB üyelik sürecine geleneksel olarak mesafeli veya karşıt bir duruş sergilemektedir. Böyle bir ittifakın Avrupa Parlamentosu'nda güçlenmesi, Türkiye-AB ilişkilerinde mevcut tıkanıklığın derinleşmesine katkıda bulunabilir. Ayrıca, bu partilerin göç karşıtı söylemleri, Türkiye üzerinden Avrupa'ya yönelen düzensiz göç konusunda Ankara'ya yönelik baskının artmasına neden olabilir. Öte yandan, AB'deki bu tür ittifaklar Türkiye'nin alternatif dış politika arayışlarını da etkileyebilir.