İsrail'de gelecek hafta yapılacak genel seçimler öncesinde, Arap çoğunluklu partiler Başbakan Benjamin Netanyahu'yu iktidardan uzaklaştırmak amacıyla bir muhalefet ittifakına katılmaya hazırlanıyor. Her ne kadar hükümeti kurma yetkisi alamasalar da, Arap partileri yakın geçmişte olduğu gibi bu seçimlerde de 'kral yapıcı' rolü üstlenebilir. AFP'ye konuşan iki önde gelen Arap partisinin liderleri, Netanyahu'ya karşı bir blok oluşturma konusunda istekli olduklarını belirtti. Seçmen tabanları, uzun süredir devam eden yolsuzluk davaları ve ekonomik sorunlarla gündemde olan Netanyahu'ya karşı duyulan yorgunluğu yansıtıyor.
Seçim Öncesi Tablo ve Arap Partilerinin Konumu
İsrail'de 1 Kasım'da yapılacak seçimler, son dört yılda beşinci kez sandık başına gidilmesi anlamına geliyor. Ülke, siyasi istikrarsızlık ve koalisyon hükümetlerinin kurulamaması nedeniyle derin bir kriz içinde. Netanyahu liderliğindeki Likud partisi, anketlerde önde görünse de, tek başına iktidar olacak sandalye sayısına ulaşması zor. Bu nedenle Arap partilerinin desteği kritik önem taşıyor.
Arap çoğunluklu partiler, İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan Arap vatandaşları temsil ediyor. Geçmişte bu partiler genellikle ana akım siyasetten dışlanmış ve koalisyonlarda yer almamıştı. Ancak son yıllarda artan siyasi olgunlaşma ve Netanyahu karşıtlığı, bu partilerin daha aktif rol almasının önünü açtı. Özellikle 2019 ve 2020 seçimlerinde Arap partileri, merkez sol blokun bir parçası olarak hükümet kurma çabalarına destek verdi. Bu kez de benzer bir senaryo şekilleniyor.
AFP'ye konuşan Birleşik Arap Listesi (Ra'am) lideri Mansur Abbas ve Hadash-Ta'al ittifakından Eymen Odeh, Netanyahu'yu devirmek için işbirliğine açık olduklarını ifade etti. Ancak her iki lider de, Filistin meselesi ve Arap toplumunun hakları konusunda somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Arap partileri, koalisyon görüşmelerinde bu taleplerini öne sürecek.
Netanyahu'nun Zorlu Dengeleri ve Muhalefetin Stratejisi
Benjamin Netanyahu, iktidarda kalmak için sağ blok içinde ittifaklar kurmaya çalışıyor. Ancak yolsuzluk davası ve kamuoyu anketlerinde artan yorgunluk, işini zorlaştırıyor. Muhalefet cephesinde ise Yesh Atid lideri Yair Lapid ve Ulusal Birlik Partisi'nden Benny Gantz, Netanyahu'ya karşı bir alternatif blok oluşturma arayışında. Arap partilerinin desteği, bu bloğun hükümet kurması için hayati önem taşıyor.
Seçim sonuçlarına göre, Arap partileri 10-12 sandalye kazanabilir. Bu sandalyeler, 120 üyeli Knesset'te hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşmada kilit rol oynayabilir. Ancak Arap partilerinin koalisyona katılması, İsrail siyasetinde hala tartışmalı bir konu. Bazı siyasetçiler, Arap partileriyle işbirliğine karşı çıkıyor. Bu nedenle muhalefetin, Arap partilerinin desteğini almak için hassas bir denge gözetmesi gerekiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Orta Doğu'daki güç dengelerini de etkiliyor. Netanyahu'nun iktidarda kalması, bölgede sert politikaların devamı anlamına gelirken, bir değişiklik Arap ülkeleriyle ilişkilerde yeni bir sayfa açabilir. Özellikle son dönemde İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında normalleşme adımları atılmıştı. Arap partilerinin yükselişi, bu süreçte Filistin meselesinin daha fazla öne çıkmasına neden olabilir. Ayrıca İsrail'in iç siyaseti, ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkileri de etkiliyor. Netanyahu'nun yargı reformu ve Filistin politikaları, Batı başkentlerinde endişeyle karşılanıyor.
Seçim sonuçları ne olursa olsun, Arap partilerinin bu seçimde oynayacağı rol, İsrail demokrasisi ve temsiliyet açısından önemli bir sınav olacak. Uzun yıllar boyunca siyasi olarak dışlanan Arap vatandaşların temsilcileri, şimdi ülkenin kaderini belirlemede söz sahibi olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki siyasi kırılganlık ve Arap partilerinin yükselen etkisi, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, uzun süredir Filistin davasını destekliyor ve İsrail ile ilişkilerinde inişli çıkışlı bir grafik sergiliyor. Netanyahu hükümetiyle yaşanan gerilim, özellikle Doğu Akdeniz ve enerji işbirliği konularında tıkanıklıklara yol açtı. Olası bir hükümet değişikliği, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Ancak Arap partilerinin koalisyonda yer alması, Filistin konusunda daha duyarlı bir İsrail hükümeti anlamına gelebilir; bu da Türkiye'nin bölgesel pozisyonunu güçlendirebilir. Öte yandan, İsrail'in iç istikrarsızlığı, Doğu Akdeniz'deki dengeleri ve bölgesel güvenliği de etkileyebilir. Türkiye, gelişmeleri yakından takip ederek, çıkarlarına uygun bir diplomasi yürütmeli.