Arap ve İslam ülkelerinin dışişleri bakanları, İsrail'in Kudüs'teki kimliğine ve kutsal mekânlarına yönelik artan yasa dışı uygulamalarına karşı ortak bir tutum oluşturmak amacıyla Çarşamba günü Ürdün'ün başkenti Amman'da toplandı. Ürdün resmi ajansı Petra'nın aktardığına göre, toplantıya ev sahipliği yapan Ürdün, bu girişimi 'Kudüs'ün kimliğini ve İslam ile Hristiyan kutsal mekânlarını hedef alan artan yasa dışı İsrail önlemleri' olarak nitelendirdiği gelişmelerin ardından duyurdu.
Toplantının Arka Planı ve Katılımcılar
Kudüs meselesi, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği'nin uzun süredir gündeminde olan ve her iki örgütün de temel öncelikleri arasında yer alan bir konu. Amman'daki toplantıya, bu iki örgüte üye ülkelerin dışişleri bakanlarının katılması bekleniyor. Toplantının ana gündem maddesini, İsrail'in son dönemde Kudüs'teki camilere, kiliselere ve Filistinli sakinlere yönelik kısıtlamaları ile yerleşimci şiddeti oluşturuyor.
Ürdün'ün, Kudüs'teki kutsal mekânların koruyucusu statüsü (Ebu Nazzal olarak da bilinen Hashemite Bakımı) nedeniyle bu toplantıya ev sahipliği yapması dikkat çekiyor. Ürdün Kralı II. Abdullah, daha önce yaptığı açıklamalarda, Kudüs'ün statüsünün korunmasının bölgesel istikrar için hayati önem taşıdığını vurgulamıştı. Toplantının, İsrail'in Doğu Kudüs'teki yasa dışı yerleşim faaliyetlerini genişletme planlarını ve Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları ele alması bekleniyor.
Görüşmelerde, Filistin yönetiminin de talebiyle, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalarına karşı diplomatik ve hukuki adımların atılması konusunun da ele alınması öngörülüyor. Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki'nin toplantıda bir sunum yapması ve Kudüs'teki son duruma ilişkin ayrıntılı bilgi vermesi bekleniyor. Toplantı sonrasında ortak bir bildiri yayımlanması ve İsrail'e yönelik uluslararası baskının artırılması için bir dizi karar alınması öngörülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu toplantı, İsrail-Filistin çatışmasının çözümüne yönelik uluslararası çabaların yavaşladığı bir dönemde gerçekleşiyor. Son yıllarda, bazı Arap ülkelerinin İsrail ile normalleşme anlaşmaları imzalaması (Abraham Anlaşmaları) ve bölgedeki güç dengelerinin değişmesi, Kudüs meselesinin ele alınış biçimini de etkiliyor. Amman toplantısı, özellikle normalleşme sürecine mesafeli duran ülkelerin, Kudüs'ün statüsü konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koymak açısından önemli.
İslam dünyasının farklı coğrafyalarından gelen dışişleri bakanlarının katılımı, konunun yalnızca Arap dünyası değil, tüm İslam ülkelerini ilgilendiren bir mesele olduğunu gösteriyor. İsrail'in Kudüs'teki politikaları, uluslararası toplumda da geniş yankı buluyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında, Doğu Kudüs dahil, yerleşim faaliyetlerini yasa dışı ilan ediyor. Ancak bu kararın uygulanmasına yönelik etkili bir mekanizma bulunmuyor. Amman toplantısında, bu kararın uygulanmasını sağlamak için uluslararası topluma çağrıda bulunulması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kudüs meselesine duyarlılığıyla bilinen bir ülke ve bu toplantıya katılımı, Türk dış politikasının Filistin davasına verdiği desteği teyit etmesi açısından önem taşıyor. Türkiye'nin, özellikle Mescid-i Aksa'ya yönelik ihlallere karşı gösterdiği tepkiler, İslam dünyasında takdirle karşılanıyor. Amman'daki toplantıda alınacak kararlar, Türkiye'nin de desteklediği şekilde, İsrail'in uluslararası hukuka aykırı uygulamalarına karşı ortak bir duruşun güçlenmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin yönetimiyle ikili ilişkileri ve Kudüs'teki Türk kurumlarının varlığı, bu süreçteki etkinliğini artırmaktadır. Toplantının sonuç bildirgesinde Türkiye'nin de yer alacağı ortak adımlar, bölgesel istikrar ve Filistin davasının uluslararası gündemde canlı tutulması açısından önemli bir fırsat sunuyor.