Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da kadınların miras hakları, on yıllardır süren reform çağrılarına rağmen büyük ölçüde şeriat temelli yasalarla sınırlanmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre bölgedeki kadınların yüzde 50'sinden fazlası, erkek kardeşlerine kıyasla daha az miras alıyor ya da hiç alamıyor. Bu durum, kadınların ekonomik bağımsızlığını ve yoksulluktan kurtulma şansını ciddi şekilde etkiliyor. Peki, bu reformlar neden bu kadar yavaş ilerliyor ve gelecek nesiller için gerçek bir değişim ne zaman mümkün olacak?
Şeriat ve modern hukuk arasındaki çatışma
İslam hukukuna göre erkek çocuklar, kız kardeşlerinin iki katı miras alır. Bu kural, Kur'an'da açıkça belirtilmiş olmasa da, geleneksel yorumlarla yüzyıllardır uygulanmaktadır. Tunus, Fas ve Cezayir gibi bazı ülkeler bu kuralı esnetmeye çalışsa da, Suudi Arabistan, Yemen ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde şeriat hala ana belirleyicidir. Mısır'da 2017'de yapılan bir yasa değişikliği, kadınların miras haklarını ihlal edenlere hapis cezası getirdi ancak uygulamada büyük engeller var. Aile baskısı, hukuki okuryazarlık eksikliği ve yargı süreçlerinin pahalı olması, kadınların haklarını aramasını zorlaştırıyor.
Son yıllarda birçok sivil toplum kuruluşu ve kadın hakları aktivisti, bu konuda farkındalık yaratmak için kampanyalar yürütüyor. Örneğin, 2020'de başlatılan 'Mirasım' kampanyası, Lübnan, Ürdün ve Fas'ta kadınların miras hakları konusunda bilinçlenmesine yardımcı oldu. Ancak dini otoriteler, bu reformların İslam'ın temel prensiplerine aykırı olduğunu savunarak direniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Miras reformu sadece bir kadın hakları meselesi değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma ve sosyal adaletle de ilgili. Dünya Bankası verilerine göre, kadınların miras yoluyla edindiği varlıklar, ailelerin yoksulluktan kurtulmasında kritik rol oynuyor. Bölgedeki birçok ülke, ekonomik büyümeyi hızlandırmak için kadınların iş gücüne katılımını artırmaya çalışırken, miras eşitsizliği bu hedefi baltalıyor. Tunus 2014 anayasasında cinsiyet eşitliğini güvence altına alarak önemli bir adım attı, ancak miras yasalarındaki değişiklik hala tartışmalı. Fas Kralı VI. Muhammed, 2018'de bir reform çağrısı yapmış olsa da, muhafazakâr grupların baskısıyla geri adım attı.
Küresel düzeyde, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ve diğer uluslararası kuruluşlar, bu konuda teknik destek ve fon sağlıyor. Ancak ABD ve Avrupa Birliği'nin baskıları genellikle yetersiz kalıyor, çünkü bu ülkeler enerji ve güvenlik iş birlikleri nedeniyle bölge ülkeleriyle ilişkilerini zedelemek istemiyor. Örneğin, Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 planı kadınların iş gücüne katılımını artırmayı hedefliyor ancak miras eşitliği konusunda henüz bir adım atmış değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 2002'de medeni kanunu değiştirerek kadın-erkek eşit miras hakkını yasal olarak güvence altına aldı. Ancak uygulamada, özellikle kırsal kesimde geleneksel normlar nedeniyle kadınlar miras haklarından mahrum kalabiliyor. Bu haber, Türkiye'nin bölgede bir model olma potansiyelini hatırlatıyor. Ankara, İslam dünyasında miras eşitliği konusunda öncü bir rol üstlenebilir; bu hem kadın haklarındaki ilerlemesini pekiştirir hem de Arap ülkelerine yönelik yumuşak gücünü artırır. Ayrıca, Türkiye'deki kadın örgütlerinin bölgesel ağlarla iş birliği yaparak reformları teşvik etmesi mümkün.