ABD'nin Apalaş bölgesinde, küresel ısınmanın şiddetlendirdiği aşırı yağışlar ve seller ile opioid kaynaklı ölümlerdeki artış arasında doğrudan bir bağlantı olduğu tespit edildi. Yale Çevre 360 dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, iklim değişikliğinin tetiklediği doğal afetlerin, bölgede zaten ciddi boyutlara ulaşan uyuşturucu krizini daha da derinleştirdiğini ortaya koydu. Çalışma, sel felaketlerinin yaşandığı dönemlerde opioid aşırı doz ölümlerinde belirgin bir artış olduğunu gösteriyor.
İklim krizi ve halk sağlığı krizinin kesişimi
Araştırma, Apalaş bölgesinde meydana gelen sel olaylarını ve bu olayların ardından kaydedilen opioid ölümlerini inceledi. Bulgular, sel sonrası dönemlerde opioid kaynaklı ölüm oranlarının önemli ölçüde arttığını gösteriyor. Uzmanlar, bunun birkaç nedeni olduğunu belirtiyor: Sel nedeniyle evlerini kaybeden, altyapıya erişimi kesilen ve psikolojik travma yaşayan bireyler, madde kullanımına daha yatkın hale geliyor. Ayrıca, sel sırasında sağlık hizmetlerine erişim aksıyor, rehabilitasyon merkezleri ve acil müdahale birimleri geçici olarak kapanıyor. Bu durum, bağımlılık tedavisi gören kişilerin tedavilerinin kesintiye uğramasına ve nüks riskinin artmasına yol açıyor.
Apalaş bölgesi, ABD'de opioid krizinin en yoğun yaşandığı yerlerden biri olarak biliniyor. Madencilik ve imalat sanayisinin çöküşüyle ekonomik zorlukların arttığı bölgede, reçeteli ağrı kesicilerin aşırı kullanımı ve ardından eroin ile sentetik opioidlere geçiş, on yıllardır süren bir halk sağlığı felaketine dönüşmüş durumda. İklim değişikliği ise bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Bilim insanları, atmosferin ısınmasıyla birlikte Apalaşlar'da daha sık ve daha şiddetli yağışların görüldüğünü, bunun da ani sel baskınlarına yol açtığını vurguluyor.
Çalışmanın yazarları, sel ve opioid ölümleri arasındaki ilişkinin sadece Apalaşlar ile sınırlı olmadığını, benzer iklim ve sosyoekonomik koşullara sahip diğer bölgelerde de görülebileceğini belirtiyor. Araştırma, iklim adaptasyonu ve afet hazırlık planlamalarında madde bağımlılığı tedavisi ve ruh sağlığı hizmetlerinin de dikkate alınması gerektiğini öneriyor. Mevcut afet müdahale stratejileri genellikle barınma, gıda ve tıbbi yardım gibi acil ihtiyaçlara odaklanırken, bağımlılık tedavisine erişimin sürekliliği genellikle göz ardı ediliyor. Uzmanlar, afet sonrası dönemlerde mobil tedavi birimlerinin devreye sokulması, ilaç temininin kesintisiz sağlanması ve psikososyal destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Apalaşlar'daki durum, iklim değişikliğinin sadece çevresel değil, aynı zamanda toplumsal ve halk sağlığı üzerindeki çok katmanlı etkilerini gözler önüne seriyor. Kırılgan ekonomilere sahip bölgelerde, iklim kaynaklı afetler mevcut sosyal sorunları daha da kötüleştiriyor. Bu durum, dünya genelinde benzer riskler taşıyan bölgeler için de uyarı niteliğinde. Özellikle Güneydoğu Asya, Latin Amerika ve Afrika'nın bazı bölgelerinde, hem iklim hassasiyeti hem de uyuşturucu kullanımı sorunları bir arada görülebiliyor. Araştırmacılar, iklim politikalarının ve afet yönetiminin, halk sağlığı ve sosyal hizmetlerle entegre edilmesi gerektiğini savunuyor. Aksi halde, her yeni sel felaketi, mevcut bağımlılık krizini daha da içinden çıkılmaz hale getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Apalaşlar'da seller ile opioid ölümleri arasında kurulan bağ, Türkiye için de dolaylı ama önemli dersler içeriyor. Türkiye, iklim değişikliğinin etkisiyle artan sel ve heyelan riskiyle karşı karşıya. Özellikle Karadeniz ve Doğu Anadolu'da sık yaşanan seller, altyapıyı ve sosyal hizmetleri sekteye uğratıyor. Türkiye'de uyuşturucu kullanımı Apalaşlar kadar yaygın olmasa da, afet sonrası psikolojik travma ve madde kullanımına yatkınlık artabiliyor. Bu araştırma, Türkiye'nin afet yönetimi planlamalarında ruh sağlığı ve bağımlılık tedavisi hizmetlerinin afet sonrası dönemlerde kesintisiz sunulması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, iklim adaptasyonu stratejilerinin halk sağlığı politikalarıyla bütünleştirilmesi, gelecekteki krizlerin önlenmesi açısından kritik önem taşıyor.