ABD'de yapılan yeni anketler, Demokrat Parti'nin Senato adaylarının bu seçim döneminde beş rekabetçi yarışta Cumhuriyetçi rakiplerine karşı ya önde olduğunu ya da başa baş bir mücadele sergilediğini ortaya koydu. Bu sonuçlar, Cumhuriyetçilerin ara seçimlerde normalde daha kırmızı (Cumhuriyetçi eğilimli) bölgelerde bile zorlu bir ortamla karşı karşıya olduğunu gösteren en yeni gösterge olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'de 8 Kasım 2022'de yapılacak ara seçimler öncesinde, Senato'daki dengeler kritik önem taşıyor. Mevcut durumda Senato 50-50 eşitlikte ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in oy kullanma hakkıyla Demokratlar çoğunluğu elinde tutuyor. Ancak Cumhuriyetçiler, tarihsel olarak iktidar partisinin ara seçimlerde kayıp yaşadığı eğilimine güvenerek çoğunluğu geri almayı hedefliyordu. Yeni anketler, bu hedefin hiç de kolay olmadığını gösteriyor.
Anketler, beş kritik eyalette yapılan yarışları kapsıyor: Pensilvanya, Georgia, Nevada, Arizona ve Wisconsin. Bu eyaletler, hem Senato çoğunluğu hem de 2024 başkanlık seçimleri açısından kilit konumda. Örneğin Pensilvanya'da Demokrat aday John Fetterman, Cumhuriyetçi rakibi Mehmet Oz karşısında anketlerde önde görünüyor. Georgia'da ise Demokrat Raphael Warnock ile Cumhuriyetçi Herschel Walker arasındaki yarış başa baş seyrediyor. Nevada'da Demokrat Catherine Cortez Masto ile Cumhuriyetçi Adam Laxalt arasındaki fark çok az. Arizona'da Demokrat Mark Kelly, Cumhuriyetçi Blake Masters'a karşı avantajlı. Wisconsin'de ise Demokrat Mandela Barnes ile Cumhuriyetçi Ron Johnson arasındaki mücadele kıyasıya.
Bu anket sonuçları, Cumhuriyetçi Parti'nin özellikle ekonomik konularda (enflasyon, enerji fiyatları) avantajlı olduğu bir dönemde ortaya çıkması bakımından dikkat çekici. Ancak anketler, seçmenlerin sosyal konulardaki (kürtaj hakkı, silah kontrolü) Demokratlara yönelmesi ve Cumhuriyetçi adayların bazı tartışmalı açıklamalarının etkisiyle Demokratların bu eyaletlerde tutunabildiğini gösteriyor. Ayrıca, Başkan Joe Biden'ın düşük onay oranlarına rağmen, Demokrat adayların yerel düzeyde daha güçlü performans sergilediği görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD Senato seçimleri, sadece ülke içi siyaseti değil, küresel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Senato, dış politika, savunma bütçesi, ticaret anlaşmaları ve uluslararası iklim taahhütleri gibi konularda önemli bir denetim ve onay yetkisine sahip. Cumhuriyetçilerin Senato'yu kazanması halinde, Biden yönetiminin Ukrayna'ya askeri yardım, İran nükleer anlaşması müzakereleri ve NATO genişlemesi gibi kritik dosyalarda zorlanabileceği belirtiliyor. Demokratların çoğunluğu koruması ise mevcut dış politika çizgisinin devamı anlamına gelir.
Anketler, aynı zamanda ABD'deki siyasi kutuplaşmanın ve seçmen davranışlarındaki dalgalanmaların bir yansıması. 2020 seçimlerinde Biden'ın kazandığı eyaletlerde bu kez Cumhuriyetçi adayların güçlü olması beklenirken, anketler Demokratların buralarda da rekabetçi olduğunu gösteriyor. Bu durum, Cumhuriyetçi Parti içindeki aşırı sağcı adayların seçmen nezdinde yarattığı endişeyle ilişkilendiriliyor. Örneğin Georgia'daki Herschel Walker ve Arizona'daki Blake Masters gibi adaylar, geçmişte yaptıkları tartışmalı açıklamalarla gündeme gelmişti.
Öte yandan, anketlerin her zaman seçim sonuçlarını doğru yansıtmadığı da biliniyor. 2016 ve 2020'de anketlerin yanıldığı noktalar olmuştu. Bu nedenle, Cumhuriyetçiler hâlâ gizli oy potansiyeline ve ekonomik hoşnutsuzluğa güveniyor. Seçime sekiz haftadan az bir süre kala, yarışların hâlâ değişken olduğu ve kampanyaların son haftalarda yoğunlaşacağı öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Senato seçimleri, Türkiye'nin dış politikası ve ekonomik ilişkileri açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Senato'da Cumhuriyetçilerin çoğunluğu ele geçirmesi, Türkiye'ye yönelik yaptırım tehditlerini artırabilir; özellikle Rusya'dan S-400 alımı nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımlarının genişletilmesi gündeme gelebilir. Demokratların çoğunluğu koruması ise Biden yönetiminin mevcut denge politikasını sürdürmesi anlamına gelir. Ayrıca, Senato'da onaylanacak büyükelçilik atamaları ve savunma anlaşmaları Türkiye-ABD ilişkilerini etkileyebilir. Seçim sonuçları, Türkiye'nin F-16 modernizasyon talebi ve olası yeni ticaret anlaşmaları için de belirleyici olacak. Bu nedenle Türk karar alıcıların, seçim sonuçlarını yakından takip etmesi ve olası senaryolara hazırlıklı olması gerekiyor.