Associated Press-NORC Kamu İşleri Araştırma Merkezi tarafından yapılan yeni bir anket, Amerikalıların çoğunluğunun Başkan Donald Trump'ın kendi servetini ve iş dünyasındaki çıkarlarını, kendileri gibi sıradan insanlara yardım etmekten daha fazla önemsediğine inandığını ortaya koydu. Ankete katılanların yüzde 56'sı Trump'ın önceliklerinin “kişisel işi” etrafında şekillendiğini belirtirken, bu oran özellikle ekonomik sıkıntılarla boğuşan geniş bir seçmen kitlesinin Başkan'a yönelik güven sorununu gözler önüne seriyor.
Anketin detayları ve toplumsal algı
AP-NORC tarafından gerçekleştirilen ve ülke genelinde binlerce yetişkinle yapılan görüşmelere dayanan araştırma, Trump'ın iş dünyası geçmişi ve başkanlığı sırasında servetini koruma ve artırma yönündeki adımlarının halk nezdinde nasıl algılandığını gözler önüne seriyor. Katılımcıların yalnızca yüzde 56'sı değil, aynı zamanda önemli bir kısmı Trump'ın politikalarının zengin kesimlere daha fazla fayda sağladığını düşünüyor. Anket, Başkan'ın ekonomi yönetimine ilişkin onay oranlarının da partizan çizgilerde keskin biçimde bölündüğünü gösteriyor. Özellikle bağımsız seçmenler arasında Trump'ın “halk için değil, kendisi için” çalıştığı algısı güçlenmiş durumda. Bu bulgu, 2024 seçimlerine giden süreçte Cumhuriyetçi Parti'nin işçi sınıfı ve orta gelirli seçmenlere yönelik mesajlarını nasıl şekillendireceği açısından kritik bir uyarı niteliği taşıyor. Anket ayrıca, Trump'ın vergi reformu ve ticaret savaşları gibi ekonomik politikalarının geniş halk kitleleri yerine büyük şirketlere ve varlıklı bireylere yaradığı eleştirilerini de yeniden gündeme getiriyor.
Ekonomik kaygılar ve seçmen davranışı
Anket sonuçları, ABD'de ekonomik eşitsizlik ve gelir adaletsizliği konularının seçmen davranışı üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koyuyor. Trump'ın başkanlığı döneminde uyguladığı vergi indirimleri ve deregülasyon politikaları, kısa vadede ekonomik büyümeyi desteklese de, uzun vadede gelir dağılımını daha da bozduğu yönünde eleştiriler alıyor. Ankete katılanların önemli bir bölümü, Başkan'ın kendi otel ve golf sahaları gibi işletmelerine yönelik harcamalarının ve bu işletmelerin pandemi döneminde aldığı devlet desteklerinin, halkın vergileriyle finanse edildiğini düşünüyor. Bu algı, Trump'ın “halkın adamı” imajıyla çelişiyor ve özellikle genç seçmenler ile azınlık grupları arasında desteğini erozyona uğratabilecek bir faktör olarak öne çıkıyor. Ayrıca anket, Amerikalıların yarısından fazlasının ülkenin yanlış yönde ilerlediğine inandığını ve ekonomik gelecekten endişe duyduğunu gösteriyor; bu da Trump'ın yeniden seçilme şansını etkileyebilecek bir diğer unsur.
Siyasi yankılar ve gelecek perspektifi
Anket sonuçları, Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti içindeki stratejistler için önemli ipuçları sunuyor. Cumhuriyetçiler, Trump'ın iş dünyasındaki başarılarını ve ekonomik yönetimini öne çıkararak bu algıyı değiştirmeye çalışabilir. Ancak anket, seçmenlerin önemli bir kısmının Trump'ın zenginliğini bir sorun olarak gördüğünü ve bu durumun özellikle ekonomik açıdan kırılgan hanelerde olumsuz bir seçim tercihine yol açabileceğini gösteriyor. Öte yandan, Trump'ın kendi tabanında hâlâ güçlü bir desteğe sahip olduğu ve bu kesimin anket sonuçlarını fazla önemsemediği biliniyor. Yine de genel seçmen nezdinde bu tür bir algının varlığı, başkanlık yarışının seyrini etkileyebilecek bir faktör olarak duruyor. AP-NORC anketi, Amerikan siyasetinde ekonomik popülizmin ve sınıf temelli söylemlerin önemini koruduğunu bir kez daha teyit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de yapılan bu anket, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD seçmeninin ekonomik önceliklerinin ve Trump algısının, Türkiye-ABD ilişkilerine dolaylı etkileri olabilir. Trump'ın yeniden seçilmesi durumunda, kişisel iş çıkarları ile dış politika kararları arasındaki ilişki, Türkiye gibi stratejik ortaklarla yürütülen müzakerelerde (örneğin savunma alımları, ticaret anlaşmaları) belirleyici olabilir. Ayrıca, ABD'de artan ekonomik eşitsizlik ve halkın dış yardımlara yönelik tutumu, Türkiye'ye sağlanan finansman ve yatırımları etkileyebilir. Türkiye, ABD iç siyasetindeki bu tür dalgalanmaları göz önünde bulundurarak, ilişkilerini kurumsal ve istikrarlı bir zeminde tutmaya özen göstermelidir.