ABD’de yapılan yeni bir kamuoyu yoklaması, Amerikalıların neredeyse yarısının Yüksek Mahkeme’nin Başkan Donald Trump’ın politikalarına ilişkin kararlarını hukuki temelden ziyade siyasi ideolojiye dayandırdığına inandığını ortaya koydu. Washington Post ve Ipsos tarafından 8-13 Temmuz 2025 tarihleri arasında 2 bin 648 yetişkinle gerçekleştirilen ankette, katılımcıların yüzde 46’sı dokuz yargıcın Trump yönetiminin eylemlerini değerlendirirken tarafsız hukuk yorumundan çok kendi siyasi görüşlerine göre karar verdiğini belirtti. Anket, Yüksek Mahkeme’nin son dönemde Trump’ın göçmenlik, çevre ve vergi politikalarına ilişkin bir dizi tartışmalı karar almasının ardından yapıldı ve kuruma duyulan güvenin düşüşte olduğunu teyit etti.
Anketin ayrıntıları ve siyasi kutuplaşma
Washington Post/Ipsos araştırması, Yüksek Mahkeme’nin kararlarının siyasi motivasyonlu olduğuna inananların oranının geçen yıla göre 4 puan arttığını gösterdi. Anket, siyasi parti bağlılığına göre derin bir bölünmeyi de ortaya koydu: Demokratların yüzde 72’si mahkemenin ideolojik karar verdiğini düşünürken, bu oran Cumhuriyetçilerde yüzde 22’de kaldı. Bağımsız seçmenlerin yüzde 48’i ise mahkemenin siyasallaştığı görüşünde. Özellikle Trump’ın yargı atamalarının etkisi hissediliyor: Ankete katılanların yüzde 54’ü, mahkemenin son üç Trump atamasıyla (Neil Gorsuch, Brett Kavanaugh ve Amy Coney Barrett) birlikte daha muhafazakâr bir çizgiye kaydığını belirtti. Bu durum, mahkemenin bağımsızlığı konusundaki endişeleri artırırken, yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde yargı reformu tartışmalarını da alevlendirdi.
Analistler, anket sonuçlarının Yüksek Mahkeme’nin kamuoyu nezdindeki itibarının uzun vadeli bir erozyona uğradığını gösterdiğini söylüyor. Georgetown Üniversitesi’nden hukuk profesörü Susan Low Bloch, “Mahkeme, kurumsal güvenin temel direği olarak görülürdü; ancak siyasi kutuplaşma yargıyı da etkisi altına aldı. Artık Amerikalıların önemli bir kısmı, yargıçları siyasi aktörler olarak değerlendiriyor” dedi. Anket ayrıca, ABD’lilerin yüzde 63’ünün yargıçların ömür boyu atanması sisteminin değiştirilmesi gerektiğini düşündüğünü ortaya koydu.
Küresel yansımalar ve hukukun üstünlüğü
ABD Yüksek Mahkemesi’ne duyulan güvenin azalması, yalnızca iç siyaseti değil, uluslararası alanda da yankı buluyor. ABD’nin hukukun üstünlüğü konusundaki imajı, gelişmekte olan ülkeler ve Avrupalı müttefikler nezdinde sorgulanır hale geliyor. Avrupa Birliği’nin demokrasi ve yargı bağımsızlığı raporlarında ABD’nin son yıllarda gerilediği uyarıları yapılıyor. Özellikle Trump yönetiminin yargı kararlarını siyasi bir araç olarak kullanması, diğer ülkelerdeki otoriter rejimlere “yargıyı kontrol etme” konusunda örnek teşkil edebileceği endişesini doğuruyor. Bu bağlamda, anket sonuçları ABD’nin demokratik meşruiyetinin bir göstergesi olarak da okunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi’ne duyulan güvenin azalması, küresel ölçekte yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor. Türkiye, son yıllarda kendi yargı reformu sürecinde benzer eleştirilere maruz kalmış bir ülke olarak, bu gelişmeyi yakından takip etmelidir. ABD’deki bu algı değişimi, Ankara’nın yargı bağımsızlığı konusundaki uluslararası itibarını güçlendirme çabalarına dolaylı destek sağlayabilir. Ayrıca, ABD’nin yargı krizi, Türkiye’nin AB ile yürüttüğü müzakere sürecinde hukukun üstünlüğü vurgusunu artırmasına zemin hazırlayabilir. Ancak bu durum, ABD yönetiminin Türkiye’ye yönelik insan hakları ve yargı bağımsızlığı eleştirilerini geçici olarak zayıflatabilir.