İngiltere ve Fransa arasındaki ekonomik ve ticari işbirliği, Brexit sonrası dönemde yeni bir aşamaya girdi. İki ülke, pandemi sonrası toparlanma ve jeopolitik belirsizliklerin gölgesinde, ticaret, yatırım ve teknoloji alanlarında işbirliğini derinleştirme kararı aldı. Bu ortaklık, sadece iki ülke için değil, Avrupa ekonomisinin geneli için de kritik önem taşıyor.
Arka Plan: Brexit Sonrası Yeni Dengeler
İngiltere'nin 2016'daki Brexit kararı, Avrupa Birliği ile ilişkilerini yeniden tanımlamasına yol açtı. Fransa ise AB'nin motor güçlerinden biri olarak, İngiltere ile olan ekonomik bağlarını korumak ve güçlendirmek istiyor. 2020'de imzalanan Ticaret ve İşbirliği Anlaşması (TCA), mal ticareti için gümrüksüz erişim sağlasa da hizmetler, finans ve veri akışı gibi alanlarda belirsizlikler devam ediyor. Bu belirsizlikleri gidermek için iki ülke, 2023'te 'Anglo-Fransız Ekonomik Diyaloğu' adı altında düzenli toplantılar başlattı. Bu toplantılarda enerji, ulaşım, dijital ekonomi ve yeşil dönüşüm gibi konular ele alınıyor.
Fransa'nın İngiltere'ye yaptığı doğrudan yatırımlar 2022'de 85 milyar euroyu aşarken, İngiltere'nin Fransa'daki yatırımları 70 milyar euro civarında. İki ülke arasındaki ticaret hacmi ise yıllık 100 milyar euroyu buluyor. Ancak Brexit sonrası ticarette %10'luk bir düşüş yaşandı. Bu düşüşü tersine çevirmek için atılan adımlar, iş dünyası tarafından olumlu karşılanıyor.
2024'te yapılan son toplantıda, ortak bir komite kurulması ve düzenli iş forumları düzenlenmesi kararlaştırıldı. Ayrıca, finansal hizmetlerde karşılıklı tanıma anlaşması için müzakereler hızlandırıldı. Bu, Londra'nın Avrupa'nın finans merkezi konumunu koruması ve Paris'in de bu pastadan pay alması açısından önemli.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anglo-Fransız işbirliği, Avrupa'nın ekonomik güvenliği ve istikrarı için hayati. ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları ve Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa'nın enerji ve tedarik zinciri güvenliğini tehdit ediyor. İngiltere ve Fransa, bu tehditlere karşı ortak hareket ederek, kritik teknolojilerde (yapay zeka, yarı iletkenler, savunma sanayi) bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Ayrıca, Afrika ve Orta Doğu'daki ekonomik çıkarlarını korumak için de işbirliği yapıyorlar. Örneğin, Sahel bölgesindeki istikrarsızlık, her iki ülkenin de enerji ve madencilik yatırımlarını etkiliyor.
Küresel ölçekte ise, bu işbirliği G7 ve NATO çerçevesinde de yankı buluyor. İngiltere ve Fransa, Batı ittifakının iki önemli üyesi olarak, ortak savunma projeleri ve istihbarat paylaşımı konularında da işbirliğini artırıyor. Ekonomik işbirliği, siyasi ve askeri işbirliğini de güçlendiriyor.
Ancak, işbirliğinin önünde engeller de yok değil. Balıkçılık hakları, göçmen sorunu ve Kuzey İrlanda protokolü gibi konular hala çözüme kavuşmuş değil. Ayrıca, Fransa'nın AB içindeki liderlik iddiası ile İngiltere'nin 'küresel Britanya' vizyonu arasında rekabet de yaşanıyor. Yine de, ekonomik çıkarların ortaklığı, bu sorunların üstesinden gelinmesini gerektiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere ve Fransa arasındaki ekonomik işbirliğinin derinleşmesi, Türkiye için hem fırsat hem de tehdit anlamına geliyor. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'ni güncellemek ve İngiltere ile serbest ticaret anlaşmasını genişletmek istiyor. Anglo-Fransız işbirliği, Avrupa'da daha güçlü bir ekonomik blok oluşturursa, Türkiye'nin bu blokla entegrasyonu zorlaşabilir. Öte yandan, bu iki ülkenin ortak yatırım ve teknoloji projeleri, Türkiye'nin de dahil olabileceği yeni işbirliği alanları yaratabilir. Özellikle savunma sanayi ve enerji alanında Türkiye, stratejik ortak olarak öne çıkabilir. Türkiye'nin, Brexit sonrası İngiltere ile ilişkilerini güçlendirmesi ve Fransa ile yaşadığı siyasi gerilimleri ekonomik işbirliği lehine yönetmesi kritik.