İngiltere’de eski İşçi Partisi lider adayı ve Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, Başbakan Keir Starmer’ın parti içi muhaliflerine ödüller dağıttığı yönünde eleştirilerle karşı karşıya. Burnham, ülke genelinde 2 sterlinlik otobüs ücreti sınırının uzatılmasını savunurken, bu politikanın maliyetinin nasıl karşılanacağı tartışma konusu. Starmer hükümeti, bütçe açığını kapatmak için zorlu kararlar almak zorunda.
Gelişmenin Arka Planı
Andy Burnham, 2020’de İşçi Partisi liderlik yarışında Keir Starmer’a yenilmişti. Ancak Greater Manchester belediye başkanı olarak popülerliğini koruyor. Şimdi, Starmer’ın kabinesinde yer almayan Burnham, ulaşım politikalarında söz sahibi olmaya çalışıyor. 2 sterlinlik otobüs ücreti sınırı, pandemi sonrası ulaşım maliyetlerini düşürmek için başlatılmıştı. Burnham, bu uygulamanın ülke genelinde kalıcı hale getirilmesini istiyor.
Starmer ise parti içi muhalefeti bastırmak için Burnham gibi isimlere ödünler verdiği iddialarıyla karşı karşıya. Muhafazakâr Parti, bu durumu “sosyalist bir gündem” olarak nitelendiriyor. Hükümet, bütçe fazlasını korumak için vergi artışları veya kesintiler arasında seçim yapmak zorunda. Ulaşım Bakanlığı, Burnham’ın önerisinin yılda 700 milyon sterline mal olabileceğini hesaplıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Burnham’ın girişimi, İngiltere’deki bölgesel eşitsizlik sorununa işaret ediyor. Greater Manchester gibi kuzey şehirleri, Londra’ya kıyasla daha az yatırım alıyor. 2 sterlinlik otobüs ücreti, düşük gelirli aileler için kritik öneme sahip. Benzer uygulamalar Almanya’da 9 avroluk bilet olarak denenmişti. Küresel enerji krizi, ulaşım maliyetlerini artırarak bu tür sübvansiyonları daha popüler hale getiriyor. Ancak İngiltere’nin yükselen borç yükü, Starmer’ı zor bir karar bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin toplu taşıma politikaları açısından dolaylı bir ders sunuyor. Türkiye’de de enerji maliyetlerindeki artış, belediyeleri toplu taşıma ücretlerini yükseltmeye zorluyor. İngiltere’deki sübvansiyon tartışmaları, kamu hizmetlerinin finansmanında merkezi hükümet ile yerel yönetimler arasındaki gerilimi yansıtıyor. Türkiye’de de benzer bir bölgesel eşitsizlik ve belediye bütçeleri üzerinde baskı söz konusu. Ancak Türkiye’nin farklı siyasi yapısı nedeniyle doğrudan karşılaştırma yapmak zor.