İngiltere'de bölgesel yönetimlerin güçlendirilmesi yönünde önemli bir adım atıldı. Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, merkezi hükümetin Londra dışındaki temsilciliği olarak bilinen No 10 North'un (Kuzeydeki 10 Numara) yönetimini, kendisiyle uzun süredir yakın çalışan Büyük Manchester CEO'su Caroline Simpson'a devredeceğini açıkladı. Bu karar, Birleşik Krallık'ta devam eden yetki devri (devolution) sürecinin en somut örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Burnham, 29 Haziran 2026 tarihinde yaptığı konuşmada, Simpson'ın deneyiminin Kuzey İngiltere'nin kalkınmasında kilit rol oynayacağını vurguladı. Simpson, daha önce Büyük Manchester'da belediye başkan yardımcısı olarak görev yapmış ve bölgenin ulaşım, konut ve ekonomik kalkınma projelerinde etkili olmuştu.
Yetki Devri Sürecinde Yeni Dönem
Andy Burnham, uzun süredir Londra merkezli yönetim anlayışına karşı çıkarak bölgelere daha fazla yetki verilmesi gerektiğini savunuyor. No 10 North, bu vizyonun bir parçası olarak 2024 yılında Manchester'da kurulmuş ve merkezi hükümetin bazı yetkilerini bölgeye devretmeyi amaçlamıştı. Ancak bugüne kadar bu ofisin etkinliği sınırlı kalmıştı. Caroline Simpson'ın atanmasıyla birlikte, ofisin yetkilerinin genişletilmesi ve daha bağımsız hareket etmesi bekleniyor.
Caroline Simpson, Andy Burnham'ın Büyük Manchester belediye başkanlığı döneminde yakın çalışma arkadaşıydı. Özellikle toplu taşıma entegrasyonu, düşük karbonlu ekonomiye geçiş ve sosyal konut projelerinde Burnham'ın sağ kolu olarak görev yaptı. Simpson'ın No 10 North'un başına geçmesi, bölgesel kalkınma politikalarının daha profesyonel bir şekilde yürütüleceği anlamına geliyor. Uzmanlar, bu atamanın İngiltere genelinde diğer bölgelere de örnek teşkil edebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Birleşik Krallık'ta yetki devri tartışmaları, özellikle İskoçya ve Galler'deki bağımsızlık hareketlerinin etkisiyle ivme kazanmıştı. Kuzey İngiltere'de ise Londra'ya olan ekonomik bağımlılığın azaltılması ve bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi hedefleniyor. Andy Burnham'ın bu hamlesi, merkezi hükümetin İşçi Partisi liderliğinde olmasına rağmen (Keir Starmer başbakan), yerel yönetimlerin daha bağımsız hareket etme isteğini gösteriyor.
Bu gelişme, uluslararası alanda da dikkatle izleniyor. Özellikle Fransa, İtalya ve İspanya gibi merkeziyetçi geleneklere sahip ülkeler, bölgesel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda Birleşik Krallık'taki bu deneyimi referans alabilir. Ayrıca, küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırıldığı bir dönemde, bölgelerin kendi ekonomik kalkınma stratejilerini belirleyebilmesi, uluslararası yatırımların yönünü de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, merkezi yönetim geleneğinin güçlü olduğu ülkelerden biri olarak bu gelişmeyi yakından izlemelidir. Birleşik Krallık'taki yetki devri modeli, özellikle büyükşehir belediyelerinin yetkilerinin artırılması ve bölgesel kalkınma ajanslarının etkinliği konusunda Türkiye'ye örnek olabilir. Türkiye'de de İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerin merkezi hükümetle ilişkileri zaman zaman gerginleşmektedir. Andy Burnham'ın modeli, yerel yönetimlerin daha fazla sorumluluk almasının yanı sıra, merkezi hükümetle iş birliği içinde çalışmanın da mümkün olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde bölgesel politikaların uyumlaştırılması açısından bu tür modeller dikkate alınabilir.