Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) tarafından yayımlanan kapsamlı bir soruşturma raporu, Sudan'ın Kuzey Darfur eyaletinde etnik temizlik yapıldığına dair güçlü kanıtlar ortaya koydu. Ağustos 2025 ile Nisan 2026 arasında 8 ay süren araştırmada, 208'i hayatta kalan (169 yetişkin ve 39 çocuk) olmak üzere toplam 247 kişiyle görüşüldü. Görüşmeler, çatışmayla bağlantılı cinsel şiddet, işkence, zorla kaybetme ve yerinden etme gibi ağır insan hakları ihlallerini belgeledi.
Raporun ortaya koyduğu bulgular
Rapora göre, Sudan ordusuna bağlı güçler ve müttefik milisler, 2023'ten beri devam eden iç savaşta Darfur bölgesinde etnik temizlik kampanyası yürütüyor. Özellikle Masalit etnik grubuna yönelik hedefli saldırılar, toplu infazlar ve sistematik cinsel şiddet vakaları kaydedildi. Görgü tanıkları, köylerin ateşe verildiğini, sivillerin toplu halde öldürüldüğünü ve binlerce kişinin zorla yerinden edildiğini aktardı.
Amnesty, 'Bu rapor Sudan'da etnik temizlik suçunun işlendiğine dair en detaylı belgelerden biridir' açıklamasında bulundu. Raporda, saldırıların 'doğrudan devlet güçleri tarafından koordine edildiği' vurgulanarak, uluslararası topluma derhal harekete geçme çağrısı yapıldı. Özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) yaptırım uygulaması ve bağımsız soruşturma başlatılması çağrısı öne çıktı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Sudan'daki çatışma, sadece ülke sınırları içinde kalmıyor; bölgesel istikrarsızlığı da derinleştiriyor. Komşu Çad, Güney Sudan, Libya ve Mısır'a yönelen mülteci akını, bu ülkelerin sosyal ve ekonomik yapılarını zorluyor. Etnik temizlik iddiaları, uluslararası ceza hukuku açısından da ciddi bir sınav niteliği taşıyor. BM İnsan Hakları Konseyi'nin raporu incelemesi ve olası bir Soykırım Sözleşmesi ihlali davası gündeme gelebilir.
ABD, İngiltere ve Fransa, Sudan'daki şiddeti kınarken, Çin ve Rusya gibi BMGK daimi üyelerinin yaptırım kararlarını veto etme ihtimali, uluslararası tepkinin etkinliğini sınırlayabilir. Af Örgütü, 'etnik temizliğin durdurulması için silah ambargosu ve yaptırımların hayata geçirilmesi' gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'daki iç savaşta askeri ve ekonomik varlığını sürdürmektedir. Ankara'nın Hartum yönetimiyle gelişmiş ilişkileri ve Darfur'da yürüttüğü kalkınma projeleri, etnik temizlik iddialarının Türkiye'nin uluslararası itibarını ve bölgedeki diplomatik pozisyonunu etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, BMGK'da oy kullanma yetkisi olmasa da, İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer platformlarda arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ancak, iddiaların doğruluğu halinde Türkiye'nin Sudandaki askeri işbirliğini gözden geçirmesi gerekebilir. Ayrıca, Libya ve Doğu Afrika'da dengeleri değiştirebilecek bu gelişme, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki çıkarları açısından yakından takip edilmelidir.