İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın, Gazze'deki Filistinliler tarafından uçurulan ve yangın çıkaran uçurtmaları askeri insansız hava aracına (drone) benzetmesi, Uluslararası Af Örgütü'nün (Amnesty International) sert tepkisine yol açtı. Örgüt, bu benzetmenin meşru sivil direniş eylemlerini suç sayma girişimi olduğunu belirterek, uluslararası topluma Gazze'deki sivilleri koruma çağrısında bulundu.
Katz'ın Açıklamaları ve Filistinli Uçurtma Eylemleri
İsrail Savunma Bakanı Katz, geçtiğimiz günlerde bir güvenlik toplantısında yaptığı açıklamada, Gazze'den İsrail tarafına gönderilen ve tarım arazilerini yakan uçurtmaların 'terörist bir yöntem' olduğunu ve bu uçurtmaların artık birer 'drone' gibi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Katz'ın bu sözleri, 2018'de Gazze sınırında başlayan Büyük Dönüş Yürüyüşü (BDY) protestolarının bir parçası olarak hayata geçen uçurtma ve balon eylemlerinin ardından geldi.
Filistinli gruplar, İsrail'in ablukası altındaki Gazze'de yaşayan insanların çaresizliğini vurgulamak için, tarım arazilerine ve yerleşim yerlerine ulaşan yanıcı maddeler bağladıkları uçurtmalar uçuruyor. Bu eylemler, İsrail tarafında ciddi maddi hasara yol açarken, bazı durumlarda orman yangınlarına da neden oldu. Ancak Amnesty, bu eylemlerin 'sivil itaatsizlik' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Uluslararası Af Örgütü'nün İsrail Filistin Toprakları Araştırmacısı Saleh Higazi konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "İsrailli bakanın uçurtmaları drone ile aynı kefeye koyması, uluslararası hukuku hiçe sayan ve Gazze'deki sivilleri hedef alan bir söylemdir. Bu benzetme, İsrail güçlerine orantısız güç kullanma ve sivilleri cezalandırma meşruiyeti sağlama amacı taşımaktadır" ifadelerini kullandı.
Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları Boyutu
Amnesty International, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarında ve sınır protestolarına müdahalesinde sıklıkla orantısız güç kullandığını raporlamış durumda. Örgütün son raporlarına göre, 2018'den bu yana BDY protestolarında en az 212 Filistinli hayatını kaybetti, on binlerce kişi yaralandı. İsrail askerlerinin keskin nişancı tüfekleriyle protestoculara müdahalesi, uluslararası insancıl hukukun ihlali olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, uçurtma balonların yarattığı hasarın çoğu zaman maddi olduğunu ve İsrail'in bu tehdidi bahane ederek Gazze'ye yönelik ağır hava saldırıları düzenlediğine dikkat çekiyor. İsrail, son aylarda Gazze'ye düzenlediği saldırılarda uçurtma balon ekiplerini hedef aldığını açıkladı. Bu durum, sivillerin keyfi olarak hedef alınması riskini artırıyor.
Uluslararası Af Örgütü, İsrail'in uçurtma balon eylemcilerine yönelik tutumunu kınarken, uluslararası topluma çağrıda bulunarak, "Gazze'deki sivillerin korunması için derhal harekete geçilmeli, İsrail'in uluslararası hukuka aykırı uygulamalarına son verilmelidir" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına olan güçlü desteğini bir kez daha gündeme getirdi. Türkiye, geçmişte de Gazze'ye yönelik İsrail saldırılarını sert bir dille kınamış ve Filistinli gruplara siyasi destek vermiştir. Katz'ın açıklamalarının ardından Türkiye'nin, Amnesty International gibi sivil toplum kuruluşlarının yanında yer alarak İsrail'i kınaması ve uluslararası platformlarda Filistin haklarını savunması beklenebilir. Ayrıca, bu tür söylemler, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve İsrail ile olan ilişkilerinde denge arayışını da etkileyebilir. Ancak Ankara'nın, bölgesel istikrarı koruma amacıyla İsrail ile diyaloğu sürdürme çabası içinde olduğu da unutulmamalıdır.