Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) Genel Sekreteri Agnes Callamard, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da uyguladığı politikaları 'etnik temizlik' ve 'ilhak' olarak nitelendirerek uluslararası topluma İsrail'e yönelik ekonomik, akademik ve kültürel boykot çağrısında bulundu. Callamard, İsrail'in bu eylemlerinin devlet destekli olduğunu ve uluslararası hukukun açık ihlali anlamına geldiğini vurguladı. Açıklama, İsrail-Filistin çatışmasında tırmanışın yaşandığı bir dönemde geldi.
İsrail'in Batı Şeria'daki Politikaları ve Etnik Temizlik İddiaları
Callamard, yayımladığı raporda İsrail'in Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik sistematik bir etnik temizlik yürüttüğünü öne sürdü. Rapora göre, İsrail güçleri Filistin köylerini zorla boşaltmakta, evleri yıkmakta ve yerleşimcilerin şiddetini teşvik etmektedir. Callamard, 'Bu, topraklarımızı genişletme ve Filistin varlığını silme amacı güden, devlet liderliğinde bir etnik temizlik operasyonudur' dedi. İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da 700 binden fazla Yahudi yerleşimci bulunuyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Adalet Divanı, İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı ilan etmiş durumda.
Amnesty'nin raporu, özellikle 2023 sonrası dönemde İsrail'in Batı Şeria'daki operasyonlarının yoğunlaştığına dikkat çekiyor. Raporda, 2024 yılının ilk yarısında 150'den fazla Filistinlinin öldürüldüğü, binlercesinin yerinden edildiği belirtiliyor. Aynı dönemde, İsrail'in yerleşim birimlerini genişletme kararları da uluslararası tepki toplamıştı. Avrupa Birliği ve ABD, İsrail'e yerleşim faaliyetlerini durdurma çağrısı yapmış ancak somut adım atılmamıştı.
Boykot Çağrısı ve Küresel Yansımaları
Amnesty International, İsrail'e karşı Boykot, Tecrit ve Yaptırım (BDS) hareketine destek verdiğini duyurdu. Callamard, 'Uluslararası toplum artık sessiz kalmamalı. İsrail'in bu suçlarına ortak olmamak için ekonomik, akademik ve kültürel boykot hayati önem taşıyor' ifadelerini kullandı. BDS hareketi, 2005 yılında Filistin sivil toplumu tarafından başlatılmış ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden politikalarına karşı mücadele etmeyi amaçlıyor. Hareket, dünya genelinde geniş bir destek bulsa da birçok ülkede tartışmalı ve yasaklama girişimleriyle karşı karşıya.
İsrail ise Amnesty'nin iddialarını reddetti. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, 'Bu, İsrail'i şeytanlaştırmaya yönelik bir kampanyadır. İsrail, uluslararası hukuka saygılı bir devlettir ve güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda hareket eder' açıklamasında bulundu. ABD yönetimi ise Amnesty'nin raporuna henüz resmi yanıt vermedi ancak daha önce benzer BDS çağrılarına karşı çıkmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin meselesine verdiği geleneksel desteği bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye, geçmişte İsrail'in Batı Şeria'daki faaliyetlerini kınamış ve BDS hareketine açık destek vermese de Filistin davasını uluslararası platformlarda savunmuştur. Amnesty'nin çağrısı, Türkiye'nin de benzer bir tutum sergileyip sergilemeyeceği sorusunu doğuruyor. Öte yandan, Türkiye-İsrail ilişkileri son dönemde normalleşme eğilimindeyken bu tür iddialar ikili ilişkileri yeniden germe potansiyeli taşıyor. Bölgesel düzeyde, bu çağrının İsrail karşıtı cepheyi güçlendirmesi ve Türkiye'nin İslam dünyasındaki rolünü pekiştirmesi olası.