Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankası'nın (Fed) son toplantısına ilişkin tutanaklardan faiz oranlarının gelecekteki seyri hakkında yeni ipuçları aramasıyla birlikte sınırlı bir hareketlilik gösteriyor. Değerli maden, dolar endeksindeki hafif zayıflama ve jeopolitik belirsizliklerin desteğiyle dar bir bantta dalgalanırken, piyasalar Fed'in enflasyonla mücadele stratejisine odaklanmış durumda. Çarşamba günü yayımlanacak olan Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantı tutanakları, yetkililerin faiz indirimi zamanlamasına ilişkin görüşlerine ışık tutması bekleniyor. Altının ons fiyatı 2.650 doların hemen altında işlem görürken, analistler kısa vadede 2.600-2.700 dolar bandının korunabileceğini belirtiyor.
Fed'in Faiz Politikası ve Altın Üzerindeki Etkisi
Fed, Eylül ayında faiz oranlarını 25 baz puan indirerek politika faizini %4,50-%4,75 aralığına çekmişti. Ancak son dönemde açıklanan güçlü istihdam verileri ve enflasyonun yapışkan seyretmesi, yetkililerin temkinli duruşunu korumasına neden oluyor. Fed Başkanı Jerome Powell, enflasyonun %2 hedefine ulaşana kadar faiz indirimlerinin hızlandırılmayacağını sinyallemişti. Bu durum, getirisi olmayan altın için baskı yaratıyor çünkü yüksek faizler, tahvil gibi getirili varlıkları daha cazip hale getiriyor. Ancak merkez bankalarının altın alımlarının rekor seviyelerde olması ve Çin ile Hindistan gibi ülkelerdeki fiziksel talep, fiyatlardaki düşüşü sınırlıyor. Uzmanlar, tutanaklarda faiz indirimi konusunda herhangi bir acelecilik olmadığı görülürse altının 2.600 doların altına gerileyebileceğini, aksine bir yumuşama sinyali olması halinde ise 2.700 doların test edilebileceğini ifade ediyor.
Küresel Piyasalar ve Jeopolitik Boyut
Altın fiyatları, aynı zamanda küresel jeopolitik risklerden de destek buluyor. Orta Doğu'da devam eden gerilim, Rusya-Ukrayna savaşı ve ticaret savaşlarına ilişkin endişeler, güvenli liman talebini canlı tutuyor. Dolar endeksinin son bir ayda %2 değer kaybetmesi, altını dolar cinsinden daha ucuz hale getirerek talebi artırıyor. Ayrıca Çin'in altın rezervlerini artırmaya devam etmesi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) yılın başından bu yana yaklaşık 50 ton altın alması, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme trendini doğruluyor. ABD'nin yeni ticaret tarifeleri ve Çin'in teşvik paketleri, enflasyon ve büyüme dengesini etkileyerek altının orta vadeli görünümünü şekillendirecek. Analistler, 2025 yılı için ons başına ortalama 2.700 dolar tahmininde bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Altındaki bu yatay seyir, Türkiye ekonomisi için iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, yüksek enflasyon ve TL’deki değer kaybı nedeniyle Türk yatırımcılar için altın hâlâ güvenilir bir liman konumunda. Altın fiyatlarındaki olası bir düşüş, iç talebi artırabilir ve cari açık üzerinde baskı yaratabilir. İkincisi, TCMB'nin altın rezervlerini artırması ve uluslararası rezervlerdeki yükseliş, Türkiye'nin dış finansman kırılganlığını azaltıyor. Ancak Fed’in faiz politikalarının sıkı kalması, TL’nin değer kazanmasını zorlaştırabilir ve ithalat maliyetlerini yukarı çekebilir. Dolayısıyla altın fiyatlarının seyri, Türkiye'nin enflasyonla mücadelesi ve rezerv yönetimi açısından yakından izlenmesi gereken bir göstergedir.