Altın fiyatları, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimin güvenli liman talebini artırması ile ABD dolarının Japon yeni karşısındaki değer kaybının etkilerinin dengelenmesi sonucu ons başına 4.400 dolar seviyelerinde yatay seyretti. Yatırımcılar, İsrail-Hamas çatışmasının genişleme riskini ve Fed'in faiz politikasına ilişkin belirsizlikleri yakından takip ediyor.
Piyasa Dinamikleri ve Fed Beklentileri
Altın, yıl başından bu yana yaklaşık %12 değer kazanarak güçlü bir performans sergiledi. Fiyatları destekleyen temel faktörler arasında Orta Doğu'daki çatışmaların yarattığı güvenli liman talebi, merkez bankalarının rekor alımları ve Fed'in faiz indirim döngüsüne girme beklentileri yer alıyor. Ancak son günlerde doların diğer para birimleri karşısındaki seyri karışık bir tablo çiziyor. Dolar endeksi (DXY) yatay kalırken, USD/JPY paritesi 155 seviyesinin altına geriledi. Bu hareket, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) faiz artırım sinyalleri ve olası döviz müdahalesi spekülasyonlarından kaynaklanıyor. Doların yen karşısında değer kaybetmesi, altın fiyatlarını genellikle destekler; çünkü altın dolar cinsinden fiyatlandırılır ve dolar zayıfladığında diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için daha ucuz hale gelir. Öte yandan, ABD 10 yıllık tahvil faizleri %4,2 civarında seyrederek altının alternatif maliyetini yüksek tutuyor. Fed'in faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına dair belirsizlik, altın fiyatlarının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. CME FedWatch verilerine göre, piyasalar Eylül ayında faiz indirimi olasılığını %60 olarak fiyatlıyor. Bu beklenti, altının cazibesini artırıyor; zira düşük faiz ortamı, getirisi olmayan altının fırsat maliyetini azaltır.
Jeopolitik Riskler ve Bölgesel Boyut
Orta Doğu'daki gerilim, altın fiyatlarının en önemli destek unsurlarından biri olmayı sürdürüyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları, Husi saldırıları ve İran-İsrail hattındaki tansiyon, bölgede geniş çaplı bir çatışma riskini canlı tutuyor. Bu tür jeopolitik krizler, yatırımcıların güvenli liman arayışını artırarak altına olan talebi yükseltiyor. Ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşının uzaması ve Tayvan Boğazı'ndaki gerilim de küresel risk iştahını baskılayarak altını destekliyor. Merkez bankaları cephesinde ise Çin, Rusya, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerin altın rezervlerini artırma eğilimi devam ediyor. Dünya Altın Konseyi'nin son raporuna göre, merkez bankaları 2023'te 1.037 ton altın alarak tarihi bir rekor kırdı; 2024'ün ilk çeyreğinde de alımlar güçlü seyrediyor. Bu alımlar, doların rezerv para birimi olarak rolünü çeşitlendirme ve jeopolitik risklere karşı korunma amacı taşıyor. Öte yandan, altın fiyatlarının bu denli yüksek seviyelerde olması, fiziksel talep üzerinde baskı oluşturuyor. Hindistan ve Çin'de mücevher talebi bir miktar zayıflarken, borsa yatırım fonlarına (ETF) girişler sınırlı kalıyor. Analistler, altının kısa vadede 4.350-4.500 dolar aralığında dalgalanmasını bekliyor. Yukarı yönlü hareketin hızlanması için Fed'in faiz indirimlerine dair daha net sinyaller veya Orta Doğu'da tansiyonun daha da artması gerekiyor. Aşağı yönlü riskler ise doların güçlenmesi, tahvil faizlerinin yükselmesi ve jeopolitik risklerin azalması olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Altın fiyatlarındaki yatay seyir, Türkiye ekonomisi ve vatandaşları için doğrudan etkiler taşıyor. Türkiye, son yıllarda altın ithalatını artırarak cari açık üzerinde baskı oluşturan ülkeler arasında. Yüksek altın fiyatları, Türkiye'nin ithalat faturasını şişirerek dış ticaret açığını genişletebilir. Ayrıca, Türk vatandaşları için altın, enflasyona karşı güvenli bir liman olma özelliğini koruyor. Yurt içi altın fiyatları, ons fiyatı ve dolar/TL kurundaki hareketlere bağlı olarak şekilleniyor. Dolar/TL'deki yukarı yönlü baskı, TL cinsinden altın fiyatlarını rekor seviyelere taşıyabilir. Merkez Bankası'nın para politikası ve rezerv yönetimi açısından ise altın fiyatlarındaki istikrar, rezerv çeşitlendirmesi stratejisi için önem taşıyor. TCMB, son yıllarda altın rezervlerini artırarak döviz rezervlerini güçlendirmeye çalışıyor. Küresel altın fiyatlarındaki yatay seyir, Türkiye'nin altın alımlarını planlaması açısından bir fırsat penceresi sunabilir; ancak jeopolitik risklerin artması durumunda fiyatların yükselmesi, ithalat maliyetlerini artıracaktır.