Altın fiyatları, ABD ile İran arasında yeniden alevlenen çatışmaların savaşı sona erdirme müzakerelerini tehlikeye atmasıyla birlikte düşüşünü sürdürüyor. Bu gelişme, enerji fiyatlarını ve enflasyon riskini yüksek tutarken yatırımcıları güvenli liman arayışına itiyor. Spot altın, haftanın başında kaydettiği kayıpların ardından 2.650 dolar seviyesinin hemen üzerinde işlem görüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın İran'ın askeri faaliyetlerine ilişkin yeni bir açıklama yapması ve Tahran yönetiminin sert tepkisi, piyasalarda belirsizliği artırdı.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasındaki gerginlik, son haftalarda Basra Körfezi'nde yaşanan bir dizi askeri karşılaşmanın ardından yeniden tırmandı. ABD Donanması'na ait bir savaş gemisinin, İran'a ait olduğu düşünülen bir insansız hava aracını düşürmesi üzerine Tahran yönetimi misilleme tehdidinde bulundu. Bu olay, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasına ve İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin askıya alınmasına yol açtı. İki ülke arasındaki dolaylı görüşmeler, mart ayından bu yana sürüyordu ve tarafların anlaşmaya yaklaştığı yönünde işaretler vardı. Ancak son çatışmalar, diplomatik sürecin geleceğini belirsiz hale getirdi.
Jeopolitik risklerin artması, emtia piyasalarında dalgalanmaya neden oldu. Brent petrol fiyatları yüzde 2'nin üzerinde yükselerek varil başına 85 doları aştı. Enerji maliyetlerindeki bu artış, küresel enflasyonun düşüş eğilimini tersine çevirebileceği endişelerini körüklüyor. Merkez bankalarının faiz indirimi beklentileri zayıflarken, altın fiyatları bu yılın başlarında ulaştığı rekor seviyelerden gerilemiş durumda. Yatırımcılar, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) gelecek haftaki toplantısında atacağı adımları yakından izliyor. Fed'in, enflasyonist baskılar nedeniyle faiz indirimlerini ertelemesi durumunda altının cazibesinin azalabileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran gerginliği, yalnızca enerji piyasalarını değil aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini de tehdit ediyor. Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol sevkiyatı, herhangi bir askeri çatışma durumunda kesintiye uğrayabilir. Bu durum, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sini etkileyebilecek bir risk oluşturuyor. Öte yandan İran'ın nükleer programı, bölgedeki diğer aktörlerin de endişelenmesine yol açıyor. İsrail, İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek için diplomatik çözümlerin tükenmesi halinde askeri seçenekleri masada tutuyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, istikrarsızlığın yayılmasını önlemek için arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırmış durumda. Küresel ölçekte ise ABD'nin Çin ile olan ticaret savaşına eklenen bu yeni jeopolitik risk, ekonomik büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etmeye zorluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artıştan doğrudan etkileniyor. ABD-İran gerginliğinin derinleşmesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini yükselterek cari açığı artırabilir. Ayrıca, İran ile komşu olan Türkiye, olası bir çatışma durumunda sınır güvenliği ve sığınmacı akını gibi sorunlarla karşı karşıya kalabilir. Ankara, bölgede istikrarın sağlanması için diplomatik çabalarını sürdürürken, yaptırımların etkisini azaltmaya çalışıyor. Altın fiyatlarındaki dalgalanma ise Türkiye'deki bireysel yatırımcılar için risk oluşturuyor; çünkü Türk halkı yüksek enflasyon ortamında tasarruflarını altın olarak tutmayı tercih ediyor. Bu nedenle gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve dış politikası açısından yakından takip edilmeli.