Almanya'da 2025 yılında siyasi saikle işlenen suçlar, ülke tarihinde daha önce görülmemiş bir seviyeye ulaştı. Federal Kriminal Dairesi'nin (BKA) yayımladığı yıllık rapora göre, toplam siyasi amaçlı suç sayısı 2024'e kıyasla yüzde 15 artarak rekor kırdı. Bu suçların yaklaşık yarısı aşırı sağcı aktörler tarafından işlenirken, aşırı sol gruplara atfedilen şiddet olaylarında ise keskin bir artış gözlendi. Raporda, özellikle mülteci yurtlarına yönelik kundaklama saldırıları ve polis memurlarına yönelik fiziksel saldırılar öne çıkıyor.
Rekor artışın arka planı
BKA verilerine göre, 2025'te kaydedilen 58.000'den fazla siyasi saikli suçun yüzde 47'si aşırı sağcı failler tarafından işlendi. Bu oran, 2024'te yüzde 44 seviyesindeydi. Aşırı sağcı şiddet olayları ise yüzde 12 artarak 3.200 vaka olarak kayıtlara geçti. Öte yandan, aşırı sol grupların karıştığı şiddet suçları yüzde 35 gibi çarpıcı bir oranda artarak 1.800 vakaya ulaştı. Bu artışta, özellikle Berlin, Hamburg ve Leipzig gibi büyük şehirlerdeki gençlik gruplarının polisle yaşadığı çatışmalar etkili oldu.
Uzmanlar, bu artışın birkaç faktöre bağlı olduğunu belirtiyor. Birincisi, Almanya'nın mülteci politikalarına yönelik toplumsal kutuplaşma; Ukrayna'dan gelen savaş mültecileri ve Orta Doğu'dan gelen sığınmacılar arasındaki ayrımcılık, aşırı sağcı söylemleri besliyor. İkincisi, sosyal medyada yayılan nefret söylemi ve dezenformasyon, radikalleşmeyi hızlandırıyor. Üçüncüsü ise, ekonomik belirsizlikler ve enflasyonun yarattığı hoşnutsuzluk, aşırı uçların tabanını genişletiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Almanya'daki bu eğilim, Avrupa genelinde artan siyasi kutuplaşmanın bir yansıması olarak görülüyor. Fransa, İtalya ve İsveç'te de benzer şekilde siyasi saikli suçlarda artış yaşanıyor. Avrupa Birliği, üye ülkeler arasında istihbarat paylaşımını artırmak ve radikalleşmeyle mücadele için ortak stratejiler geliştirmek üzere acil toplantılar düzenliyor. Özellikle Almanya'nın Doğu eyaletlerinde aşırı sağcı partilerin popülaritesinin artması, bu durumu daha da endişe verici hale getiriyor. Aşırı sol şiddetteki artış ise, özellikle iklim aktivistleri ve anti-faşist gruplar arasında yeni bir militan dalganın habercisi olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'daki siyasi şiddetin tırmanması, Türkiye için iki önemli noktada anlam taşıyor. Birincisi, Almanya'da yaşayan 3 milyondan fazla Türk kökenli nüfus, aşırı sağcı saldırılardan doğrudan etkilenme riski taşıyor. Özellikle mülteci yurtlarına yapılan saldırılar, bazı Türk göçmenlerin hedef alındığı endişesini artırıyor. İkincisi, PKK ve DHKP-C gibi örgütlerin Almanya'daki faaliyetleri, aşırı sol gruplarla olası bir işbirliği potansiyeli taşıyor. Türkiye'nin, bu gelişmeler karşısında Alman makamlarıyla istihbarat işbirliğini artırması ve Türk toplumuna yönelik koruyucu tedbirler alınmasını talep etmesi beklenebilir.