Almanya üniversitelerinde Filistin'e yönelik dayanışma hareketi, ülke genelinde 'tarihi' bir dalga olarak nitelendirilen bir ivme kazandı. Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar (BDS) hareketini resmen kınayan Almanya'da, öğrenci grupları ve akademisyenler, üniversitelerin İsrail'deki eğitim kurumlarıyla olan iş birliklerini sonlandırmasını talep ediyor. Bu talepler, son haftalarda düzenlenen kampüs protestoları ve açık mektuplarla daha da görünür hale geldi.
Arka Plan: BDS ve Alman Üniversiteleri
Almanya Federal Meclisi, 2019 yılında BDS hareketini antisemitik olarak niteleyen bir karar almıştı. Ancak bu karar, bağlayıcı bir yasa olmaktan ziyade sembolik bir nitelik taşıyor. Buna rağmen, birçok Alman üniversitesi ve kültür kurumu, BDS'yi dolaylı olarak destekleyen etkinliklere izin vermeme eğiliminde. Şimdi ise öğrenci ve akademisyenler, bu tutumu tersine çevirmeye çalışıyor.
Berlin Özgür Üniversitesi'nden bir grup öğrenci, üniversite yönetimine hitaben yazdıkları açık mektupta, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarına atıfta bulunarak, 'akademik suç ortaklığının sona ermesi' çağrısı yaptı. Mektupta, İsrail üniversiteleriyle yapılan araştırma ve değişim programlarının, Filistinli akademisyenlerin maruz kaldığı ayrımcılığa göz yumduğu ifade edildi.
Frankfurt'taki Goethe Üniversitesi'nde ise öğrenci konseyi, üniversite yönetiminden İsrail'deki kurumlarla tüm iş birliklerini askıya almasını istedi. Konsey, bu talebin 'insan hakları ihlallerine karşı duruş' olduğunu belirtti. Şu ana kadar üniversite yönetimlerinden resmi bir yanıt gelmezken, konuyla ilgili tartışmaların sürdüğü kaydediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Almanya'daki bu hareket, küresel çapta Filistin dayanışmasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Geçtiğimiz aylarda ABD, İngiltere ve Fransa'daki pek çok üniversitede benzer protestolar düzenlenmişti. Özellikle Gazze savaşının ardından, Batı üniversitelerinde İsrail karşıtı söylemler belirgin şekilde arttı.
Ancak Almanya, Holokost geçmişi nedeniyle İsrail'e yönelik eleştirilerin özellikle hassas olduğu bir ülke. Alman hükümeti, BDS'yi antisemitik olarak nitelendirirken, öğrenci hareketleri bunun ifade özgürlüğünü kısıtladığını savunuyor. Bu gerilim, üniversitelerin akademik özerklik ile siyasi hassasiyetler arasında sıkışmasına neden oluyor.
Almanya'nın bu konudaki tutumu, Avrupa Birliği içinde de yankı buluyor. Bazı üye ülkeler BDS'yi desteklerken, Almanya ve Avusturya gibi ülkeler sert bir karşı duruş sergiliyor. Bu durum, AB'nin Ortadoğu politikasında bir çatlağa işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'daki Filistin dayanışması, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına uluslararası alanda destek sağlıyor. Türkiye, BDS hareketini açıkça desteklemese de, İsrail'in Gazze politikalarını eleştiren bir duruş sergiliyor. Bu gelişme, Ankara'nın Batı kamuoyunda Filistin lehine bir farkındalık yaratma çabalarına katkıda bulunabilir. Ancak Almanya'nın İsrail'e olan tarihsel bağlılığı, bu hareketin somut diplomatik sonuçlar doğurmasını sınırlayabilir. Yine de, özellikle genç nesiller arasında yükselen bu eğilim, uzun vadede Avrupa'nın Ortadoğu politikasında bir dönüşüme işaret ediyor olabilir.