Almanya'da Hristiyan Birlik (CDU/CSU) lideri Friedrich Merz, ekonomik durgunluk ve artan hükümet karşıtlığına rağmen geri adım atmıyor. Ancak Avrupa genelindeki deneyimler, bir kez gözden düşen liderlerin nadiren toparlandığını gösteriyor. Merz, Şubat 2025 seçimlerinin ardından başbakan olma yolunda ilerlerken, partisinin anketlerdeki düşüşü ve kamuoyundaki olumsuz algı, görev süresinin kısa ömürlü olabileceği sinyalini veriyor.
Merz'in Yükselişi ve Karşılaştığı Zorluklar
Friedrich Merz, uzun yıllar CDU içinde muhalif bir figür olarak kaldıktan sonra 2022'de parti liderliğine seçildi. Angela Merkel döneminin ılımlı politikalarından uzaklaşarak daha muhafazakâr bir çizgi benimseyen Merz, ekonomik liberalizmi ve göç konusundaki sert tutumuyla dikkat çekti. Ancak başbakanlık yarışı yaklaşırken, partisinin oy oranındaki dalgalanmalar ve kişisel popülaritesindeki düşüş, onun için tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor.
Son anketlere göre CDU/CSU'nun oy oranı %30 civarında seyrederken, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi %20'nin üzerinde. Merz'in göç politikasındaki sert söylemi, AfD'ye kayışı durduramamış gibi görünüyor. Ekonomik veriler de pek iç açıcı değil: Almanya, 2023 ve 2024'te resesyondan çıkamadı, sanayi üretimi düşüşte ve işsizlik artıyor. Merz'in vaat ettiği ekonomik canlanma henüz gerçekleşmedi.
Avrupa'daki diğer liderlere bakıldığında, Merz'in durumu daha da endişe verici. Fransa'da Emmanuel Macron, emeklilik reformu ve ardından gelen protestolarla popülaritesini büyük ölçüde yitirdi ve bir daha eski konumuna dönemedi. İngiltere'de Rishi Sunak, kısa süreli başbakanlığında benzer bir düşüş yaşadı. İtalya'da Matteo Renzi, 2016 anayasa referandumunu kaybettikten sonra bir daha iktidara gelemedi. Bu örnekler, seçmen gözünden düşen liderlerin geri dönüşünün ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor.
Avrupa ve Küresel Ekonomiye Etkileri
Almanya, Avrupa'nın en büyük ekonomisi olarak kıtanın lokomotifi konumunda. Merz'in liderliğindeki bir hükümetin istikrarsızlığı, yalnızca Almanya'yı değil, tüm Avrupa Birliği'ni etkileyebilir. Özellikle yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve savunma harcamaları gibi kritik alanlarda Almanya'nın kararlı adımlar atması gerekiyor. Ancak siyasi belirsizlik, bu reformların gecikmesine yol açabilir.
Küresel piyasalar da Almanya'daki siyasi gelişmeleri yakından izliyor. Almanya'nın ihracat odaklı ekonomisi, Çin ile yaşanan ticaret gerilimleri ve ABD'nin korumacı politikalarından olumsuz etkileniyor. Merz'in ekonomik politikaları, iş dünyası tarafından genellikle olumlu karşılansa da, siyasi istikrarsızlık yatırımcı güvenini sarsabilir. Avrupa Merkez Bankası'nın faiz politikaları ve euro'nun değeri de bu belirsizlikten etkilenebilir.
Öte yandan, Merz'in göç konusundaki sert tutumu, AB içinde yeni tartışmalara neden olabilir. Almanya'nın sığınma politikalarını sıkılaştırması, diğer üye ülkeler üzerinde baskı oluşturabilir ve AB'nin ortak göç politikasını çıkmaza sürükleyebilir. Bu durum, Türkiye gibi göç yolları üzerinde bulunan ülkeler için de önemli sonuçlar doğurabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'yi birkaç açıdan yakından ilgilendiriyor. Öncelikle, Almanya Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri ve yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insanın yaşadığı ülke. Merz'in başbakan olması halinde, Türkiye-AB ilişkilerinde nasıl bir tutum izleyeceği belirsiz. Merz, geçmişte Türkiye'nin AB üyeliğine mesafeli durmuş, ancak göç anlaşması gibi konularda pragmatik olabileceğini göstermişti. Ekonomik durgunluk, Almanya'nın Türkiye'ye yönelik yatırımlarını ve ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Almanya'daki siyasi belirsizlik, Avrupa'daki genel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplarını da etkileyebilir.