Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Fransa Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iki ülkenin ortaklaşa yürüttüğü Geleceğin Muharip Hava Sistemi (FCAS) adlı savaş uçağı projesinde kritik bir anlaşmazlıkla karşı karşıya olduklarını kabul etti. Reuters'a konuşan iki Alman hükümet yetkilisi, liderlerin projede yer alan şirketlerin artık bir uzlaşmaya varamayacağı sonucuna vardıklarını söyledi. Berlin'de 8 Haziran'da yapılan değerlendirmelerde, Fransa merkezli Dassault Aviation ile Almanya merkezli Airbus Defence and Space arasındaki teknik ve mali ayrılıkların derinleştiği ifade ediliyor. Proje, altıncı nesil savaş uçağı ve beraberinde insansız hava araçlarını da içeren karmaşık bir silah sistemini hedefliyordu. Ancak iki ülkenin şirketleri arasında iş paylaşımı, fikri mülkiyet hakları ve üretim hatları konusunda uzlaşma sağlanamaması, projenin geleceğini belirsiz bir noktaya taşıyor.
Projenin arka planı ve kritik anlaşmazlık noktaları
FCAS ve İngiltere-İtalya-Japonya ortaklığındaki Tempest (daha sonra GCAP) projeleri, Avrupa'nın hava muharebe gücünü on yıllar boyunca taşıyacak iki büyük girişim olarak görülüyordu. 2017 yılında Almanya ve Fransa'nın başlattığı FCAS projesine daha sonra İspanya da dahil oldu. Projenin toplam maliyetinin on milyarlarca euroyu bulması bekleniyordu. Ancak Dassault Aviation ve Airbus arasındaki müzakereler yıllardır tıkanma noktasına gelmişti. Dassault, uçağın ana üreticisi ve ortağı olmasına rağmen, Airbus'un kilit alt sistemlerin kontrolünü talep etmesi şirketler arasında gerilime yol açtı. Fikri mülkiyet hakları, iş yükü dağılımı ve ihracat kısıtlamaları en büyük uyuşmazlık başlıklarıydı. Öte yandan Almanya Savunma Bakanlığı'nın projeye yönelik bütçe kesintileri ve Fransa'nın ihracat potansiyelini sınırlayan düzenlemeler getirmesi, uzlaşmayı daha da zorlaştırdı. Liderlerin son görüşmesinde, teknik değil siyasi iradenin projeyi kurtaramayacağı noktaya gelindiği anlaşılıyor. Şirketlerin artık aynı masada ortak bir vizyon paylaşmadığı, her birinin kendi teknolojik ve ticari çıkarlarına yöneldiği belirtiliyor.
Avrupa savunma sanayiinde büyüyen yarık
FCAS projesindeki tıkanma, Avrupa Birliği'nin stratejik özerklik hedefleri açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor. ABD'nin NATO içindeki rolünün sorgulandığı, Trump yönetiminin Avrupa'dan askeri olarak çekilme sinyalleri verdiği bir dönemde, Avrupa'nın kendi savaş uçaklarını geliştirememesi, kıtanın güvenlik bağımsızlığına darbe vurabilir. Fransa, Almanya ve İspanya gibi ülkelerin yerli savunma projelerine odaklanması, ayrıca İngiltere, İtalya ve Japonya'nın GCAP projesiyle alternatif bir yol izlemesi, Avrupa hava muharebe gücünün parçalanmasına yol açabilir. Analistler, bu durumun Avrupa şirketlerini ABD'li üreticilere (Lockheed Martin, Boeing) daha bağımlı hale getirebileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca mevcut Eurofighter Typhoon ve Rafale uçaklarının modernizasyonu için zaman ve kaynak daralıyor. Dolayısıyla FCAS'ın başarısızlığı, sadece teknolojik bir kayıp değil, aynı zamanda siyasi bir kriz olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kendi milli muharip uçağı Kaan'ı (TF-X) geliştirirken, Almanya ve Fransa'nın FCAS projesindeki bu anlaşmazlık, Türkiye'nin savunma sanayiinde izlediği bağımsız yolun ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Almanya'nın Türkiye'ye ambargo uyguladığı dönemlerde, Avrupalı ortaklara güvenmenin riskleri açıktır. FCAS'ın akıbeti, Türkiye'nin kendi uçağını tam zamanında teslim etmesi halinde, bölgesinde alternatif bir tedarikçi haline gelmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca Almanya ve Fransa'nın savunma alanındaki uyumsuzluğu, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu müzakere ederken elini güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin uçak motoru gibi kritik alt sistemlerde hâlâ dışa bağımlı olduğu unutulmamalıdır. Kaan projesinin başarısı, Türkiye'yi sadece kullanıcıdan üreticiye dönüştürmekle kalmayacak, aynı zamanda Avrupa'nın savunma çıkmazına karşı bir avantaj da sağlayacaktır.