Almanya ile Fransa arasında "Made in Europe" stratejisi ve otomobil emisyonlarına ilişkin müzakerelerde beklenen uzlaşma, Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) itirazları nedeniyle ertelendi. Edinilen bilgilere göre, taslak anlaşma AB dışı ülkelerin kamu ihalelerine katılımı ve kamu fonlarından yararlanması konusunda daha sıkı koşullar getirirken, 2035'ten itibaren içten yanmalı motorların yasaklanmasını da yumuşatıyor. SPD, özellikle emisyon hedeflerinden geri adım atılmasına ve tek pazar kurallarının zayıflatılmasına karşı çıkıyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Tartışmalı Maddeler
Almanya ve Fransa, Avrupa Birliği'nin sanayi politikasını güçlendirmek ve stratejik sektörlerde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla "Made in Europe" adı altında bir dizi ortak önlem üzerinde çalışıyor. Taslak belge, AB dışı ülkelerden gelen şirketlerin kamu ihalelerine katılabilmesi için daha katı yerelleştirme ve sürdürülebilirlik kriterlerini yerine getirmesini şart koşuyor. Ayrıca, bu ülkelerin AB fonlarından yararlanması da zorlaştırılıyor. Ancak asıl tartışma, otomobil emisyonları konusunda yaşanıyor. AB'nin 2035'ten itibaren yeni içten yanmalı motorlu araç satışını yasaklama kararı, Almanya'nın özellikle otomotiv sektörünün baskısıyla yumuşatılmak isteniyor. Taslak, sentetik yakıtlar (e-fuels) kullanan araçların bu yasaktan muaf tutulması gibi esneklikler öngörüyor. SPD ise bu tür muafiyetlerin iklim hedeflerini sulandıracağını ve Avrupa'nın yeşil dönüşümdeki liderliğini zayıflatacağını savunuyor.
SPD'nin itirazları, Almanya Başbakanı Olaf Scholz'un koalisyon hükümeti içinde de yeni bir gerilim yaratmış durumda. Koalisyon ortaklarından Yeşiller, emisyon kurallarının gevşetilmesine karşı çıkarken, Hür Demokrat Parti (FDP) ve muhafazakâr muhalefet, otomotiv sektörünün rekabet gücünü korumak için daha fazla esneklik talep ediyor. Fransa tarafında ise hükümet, "Made in Europe" kapsamında AB dışı ülkelere karşı korumacı önlemleri desteklerken, emisyon konusunda Almanya ile benzer bir çizgide. Ancak Fransız yetkililer, anlaşmanın bir an önce sonuçlandırılmasını istiyor. Gecikme, AB'nin sanayi stratejisi ve iklim politikası arasındaki dengeyi ne kadar zor sağladığını gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
"Made in Europe" girişimi, AB'nin ABD'nin Enflasyon Düşürme Yasası (IRA) ve Çin'in sanayi sübvansiyonlarına karşı bir yanıtı olarak görülüyor. Avrupa, yeşil teknolojiler ve kritik hammaddelerde dışa bağımlılığını azaltmayı hedefliyor. Ancak AB içinde bazı ülkeler, bu tür korumacı önlemlerin serbest ticareti zedeleyebileceği ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı olabileceği endişesini taşıyor. Otomobil emisyonları konusundaki belirsizlik ise Avrupa otomotiv sektörünün geleceğine dair yatırım kararlarını etkiliyor. Alman otomotiv devleri, elektrikli araçlara geçişte yaşanan zorluklar ve Çin'den gelen rekabet karşısında hükümetlerden daha fazla destek bekliyor. Fransa ve Almanya arasındaki bu gecikme, AB'nin ortak bir sanayi politikası oluşturma konusundaki zorluklarını da yansıtıyor. Ayrıca, Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde bu tür anlaşmazlıklar, iklim politikalarının siyasi bir tartışma malzemesi haline geldiğini gösteriyor.
Uzmanlar, anlaşmanın gecikmesinin AB'nin küresel iklim müzakerelerindeki konumunu da etkileyebileceğini belirtiyor. 2035 içten yanmalı motor yasağı, AB'nin 2050 karbon nötr hedefinin önemli bir parçası. Eğer bu yasak yumuşatılırsa, diğer ülkelere de olumsuz bir örnek teşkil edebilir. Öte yandan, ABD ve Çin'in yeşil teknoloji yatırımlarında hızla ilerlemesi, Avrupa'nın bu alanda geride kalma riskini artırıyor. Almanya ve Fransa'nın bir an önce uzlaşması, AB'nin ortak bir vizyon sergilemesi açısından kritik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya-Fransa arasındaki "Made in Europe" anlaşması ve otomobil emisyonlarına ilişkin gecikme, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği üyesi olarak otomotiv sektöründe önemli bir tedarikçi konumunda. AB'nin içten yanmalı motor yasağını yumuşatması, Türk otomotiv ihracatçıları için kısa vadede olumlu olabilir; ancak uzun vadede elektrikli araçlara geçişte rekabetçiliği korumak için AB'nin yeşil dönüşüm politikalarına uyum sağlaması gerekecek. "Made in Europe" kapsamındaki kamu ihalelerine yönelik kısıtlamalar ise Türk şirketlerinin AB pazarına erişimini zorlaştırabilir. Türkiye, bu gelişmeleri yakından izleyerek Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerinde kendi çıkarlarını korumalı.