Almanya, 26 Eylül Pazar günü iki kritik eyalet seçimi için sandık başına gidiyor: başkent Berlin ve büyük ölçüde kırsal olan Mecklenburg-Batı Pomeranya eyaleti. Gözler, son Saksonya-Anhalt seçimlerinde en iyi sonucunu alan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yeni bir atılım yapıp yapamayacağına çevrilmiş durumda. AfD, anketlerde her iki eyalette de oyunu artırmış görünüyor ve özellikle Mecklenburg-Batı Pomeranya'da ikinci sıraya yerleşmiş durumda.
Seçimlerin Arka Planı ve AfD'nin Yükselişi
Berlin ve Mecklenburg-Batı Pomeranya seçimleri, Almanya'nın federal seçimlerinden kısa süre sonra yapılıyor ve ülkenin siyasi atmosferini yansıtması açısından büyük önem taşıyor. 26 Eylül 2021'de yapılan federal seçimlerde Sosyal Demokrat Parti (SPD) birinci olmuş, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU/CSU) tarihinin en kötü sonucunu almış, Yeşiller ise oylarını artırmıştı. Ancak eyalet seçimleri, federal düzeyden farklı dinamiklere sahne olabiliyor.
AfD, özellikle doğu eyaletlerinde güçlü bir tabana sahip. Saksonya-Anhalt'ta 6 Haziran 2021'de yapılan eyalet seçimlerinde yüzde 23,4 oy oranıyla ikinci parti olmuştu. Bu, AfD'nin bugüne kadarki en yüksek eyalet seçimi sonucuydu. Şimdi benzer bir başarıyı Mecklenburg-Batı Pomeranya'da tekrarlamak istiyor. Eyalet, AfD'nin güçlü olduğu bir bölge olarak biliniyor; 2016 seçimlerinde parti yüzde 20,8 oy almıştı.
Berlin'de ise AfD'nin oyu daha düşük olmakla birlikte, yine de yükseliş trendinde. 2016 Berlin eyalet seçimlerinde AfD yüzde 14,2 oy almıştı. Bu seçimde de benzer veya biraz daha yüksek bir sonuç bekleniyor. Berlin, Almanya'nın başkenti olması ve kozmopolit yapısıyla AfD için diğer bölgelere göre daha zorlu bir seçim bölgesi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Almanya'da eyalet seçimleri, federal siyaseti doğrudan etkilemese de, ülkenin siyasi dengeleri ve özellikle aşırı sağın yükselişi açısından önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor. AfD'nin oy oranındaki artış, Avrupa genelinde aşırı sağ partilerin yükseliş trendinin bir parçası olarak görülüyor. Fransa'da Ulusal Birlik (RN), İtalya'da Lig ve Kardeşler (Fratelli d'Italia), İspanya'da Vox gibi partiler de benzer bir yükseliş içinde.
AfD'nin yükselişi, Almanya'nın göçmen politikası, Avrupa Birliği'ne yaklaşımı ve iklim politikaları gibi konularda tartışmaları da beraberinde getiriyor. Parti, özellikle göç karşıtı söylemiyle biliniyor ve İslam karşıtı pozisyonlarıyla dikkat çekiyor. Ayrıca, AfD'nin Rusya ile yakın ilişkileri olduğu ve Moskova'dan destek aldığı yönünde iddialar da zaman zaman gündeme geliyor.
Seçim sonuçları, Almanya'da yeni hükümet koalisyonu görüşmelerini de etkileyebilir. SPD, Yeşiller ve FDP arasında bir koalisyon (trafik ışığı koalisyonu) konuşuluyor. AfD'nin güçlenmesi, diğer partileri daha zorlu bir denklemle karşı karşıya bırakabilir ve özellikle CDU'nun AfD ile işbirliği yapıp yapmayacağı tartışmalarını alevlendirebilir. Şu ana kadar tüm partiler AfD ile koalisyon yapmayı reddediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'daki eyalet seçimleri ve AfD'nin yükselişi, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. AfD, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkan ve göçmen karşıtı politikalarıyla bilinen bir parti. Partinin güçlenmesi, Almanya'da yaşayan Türk toplumu üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir; zira AfD, yabancı düşmanı söylemleriyle tanınıyor. Ayrıca, Almanya'nın Türkiye ile ilişkileri, özellikle Avrupa Birliği ve göç anlaşması bağlamında, yeni hükümetin bileşimine bağlı olarak şekillenecek. AfD'nin koalisyonlarda yer almasa bile Meclis'te güçlenmesi, Türkiye karşıtı söylemlerin ana akıma taşınmasına neden olabilir. Bu da Türkiye'nin Avrupa'daki imajı ve Türk diasporasının durumu açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir.