BERLİN, 10 Ekim - Şansölye Friedrich Merz'in bu hafta aşırıcılığın Almanya'nın parlamenter sistemine girdiği uyarısı, ana akım partilerin aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisini izole etmeye yönelik "yangın duvarı" politikasının aşınmaya başladığına dair işaretlerin sonuncusu oldu. Merz'in açıklamaları, AfD'nin anketlerdeki yükselişi ve diğer partilerin bu partiyi görmezden gelme stratejisinin sürdürülebilirliğinin sorgulanmasıyla aynı döneme denk geldi.
Yangın duvarı neden zorlanıyor?
Almanya'da ana akım partiler, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde aşırı sağ partilerle işbirliği yapmama konusunda gayri resmi bir mutabakat içindeydi. Bu mutabakat, AfD'nin 2013'te kurulmasından sonra da büyük ölçüde korundu. Ancak AfD'nin özellikle doğu eyaletlerinde artan oy oranları ve göçmen karşıtı söyleminin geniş yankı bulması, bu duvarı delmeye başladı. Son yerel seçimlerde ve eyalet parlamentosu seçimlerinde AfD'nin elde ettiği başarılar, diğer partilerin seçmen nezdinde yalıtılmış bir siyaset izlemesini zorlaştırıyor.
Merz'in uyarısı, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) lideri olarak partisinin AfD ile arasına mesafe koyma çabalarının bir parçası. Ancak CDU'nun bazı kanatlarından gelen açıklamalar, özellikle göç politikası konusunda AfD'nin söylemlerine yaklaşma eğilimini gösteriyor. Bu durum, yangın duvarının hem dışarıdan hem de içeriden baskı altında olduğunu ortaya koyuyor.
Avrupa'da yükselen sağ ve Almanya'nın konumu
Almanya'daki bu gelişme, Avrupa genelinde aşırı sağın yükselişiyle paralellik taşıyor. Fransa'da Ulusal Toplanma (RN), İtalya'da İtalya'nın Kardeşleri (FdI), Hollanda'da Özgürlük Partisi (PVV) gibi partilerin koalisyonlarda yer alması veya sandıkta önemli başarılar elde etmesi, Almanya'daki tartışmayı da etkiliyor. Almanya, tarihsel olarak aşırı sağa karşı en katı tutumu sergileyen ülkelerden biri olsa da, bu tutumun sürdürülebilirliği sorgulanıyor.
AfD'nin özellikle Rusya yanlısı söylemleri ve NATO karşıtlığı, Almanya'nın dış politika ve güvenlik politikalarında da yeni tartışmalara yol açabilir. Ana akım partilerin AfD'yi dışlama politikası, bu partinin yükselişini durduramazsa, Almanya'nın AB içindeki liderlik rolü ve transatlantik ilişkileri de etkilenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'daki siyasi dengelerin değişmesi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. AfD'nin göçmen karşıtı ve İslamofobik söylemleri, Almanya'da yaşayan 3 milyondan fazla Türk kökenli nüfusu yakından ilgilendiriyor. Partinin yükselişi, bu topluluğun güvenliği ve sosyal uyumu açısından risk oluşturuyor. Ayrıca Almanya'nın Türkiye ile ilişkileri, AB üyeliği süreci, ekonomik işbirliği ve savunma sanayii alanlarında önemli. Ana akım partilerin zayıflaması ve AfD'nin güçlenmesi, Almanya'nın Türkiye politikasında da belirsizliğe yol açabilir. Özellikle AfD'nin AB karşıtı ve Rusya yanlısı tutumu, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni denge arayışlarını gündeme getirebilir.