Almanya'nın doğusundaki Rostock kentinde yaşayan Suriyeli mülteci Shahd Najeeb, İslam Devleti (IŞİD) savaşçılarından kaçarken yaşadığı travmayı hâlâ unutamıyor. Almanya'ya sığındıktan on yıldan fazla bir süre sonra, şimdi bu ülkede artık istenmediğini hissetmekten korkuyor. Najeeb'in endişeleri, Almanya için Alternatif (AfD) partisinin doğu eyaletlerinde anketlerdeki yükselişiyle daha da artmış durumda. Irkçı ve yabancı karşıtı söylemleriyle bilinen AfD, özellikle Saksonya, Thüringen ve Brandenburg gibi eyaletlerde desteğini artırıyor. Bu durum, ülkedeki 20 milyondan fazla göçmen kökenli insanın geleceğine dair soru işaretleri yaratıyor.
Göçmenlerin artan endişeleri
Shahd Najeeb gibi birçok mülteci, Almanya'da yıllardır kurdukları hayatların tehdit altında olduğunu düşünüyor. Najeeb, "Burada güvende olduğumu hissettiğim için minnettardım, ancak son yıllarda sokakta yürürken bile kendimi tedirgin hissediyorum" diyor. AfD'nin göçmen karşıtı söylemleri, sadece mültecileri değil, aynı zamanda uzun süredir Almanya'da yaşayan Türk kökenli vatandaşları da endişelendiriyor. Partinin önde gelen isimleri, göçmenleri suç oranlarını artırmakla suçluyor ve sınır dışı edilmeleri gerektiğini savunuyor.
Almanya'da 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre, göçmen kökenli insanların yüzde 60'ı son beş yılda yabancı düşmanlığında artış olduğunu belirtiyor. AfD'nin yükselişi, bu algıyı daha da güçlendiriyor. Rostock'ta yaşayan Suriyeli bir doktor olan Ahmed El-Masri, "Burada doğdum, büyüdüm, eğitim aldım ve bu ülkeye katkı sağlıyorum. Ama AfD'nin söylemleri bana ikinci sınıf vatandaş olduğumu hissettiriyor" diyor. Benzer endişeler, Almanya'nın dört bir yanındaki göçmen topluluklarında dile getiriliyor.
AfD'nin yükselişi sadece göçmenleri değil, aynı zamanda Alman iş dünyasını da endişelendiriyor. Ülke ekonomisi, nitelikli iş gücü açığını kapatmak için göçmenlere bağımlı durumda. Ancak AfD'nin göçmen karşıtı politikaları, bu açığın daha da büyümesine neden olabilir. Uzmanlar, AfD'nin yükselişinin Almanya'nın uluslararası itibarını da zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Almanya'nın siyasi iklimi ve AfD'nin yükselişi
AfD, 2013 yılında kuruldu ve başlangıçta Avrupa Birliği karşıtı bir parti olarak öne çıktı. Ancak 2015'teki mülteci krizi sonrasında göçmen karşıtı söylemleriyle dikkat çekmeye başladı. Parti, özellikle doğu eyaletlerinde, işsizlik ve ekonomik durgunluktan etkilenen bölgelerde destek buluyor. 2023 yılında yapılan seçimlerde AfD, Thüringen'de yüzde 32, Saksonya'da yüzde 30 civarında oy aldı. Bu, partinin tarihindeki en yüksek oy oranlarından biri.
AfD'nin yükselişinin arkasında birkaç faktör var: ekonomik hoşnutsuzluk, göçmen karşıtı duygular ve ana akım partilere duyulan güvensizlik. Özellikle doğu eyaletlerinde, Almanya'nın birleşmesinden sonra yaşanan ekonomik zorluklar ve işsizlik, AfD'nin popülist söylemlerini güçlendiriyor. Parti, göçmenleri ekonomik sorunların kaynağı olarak göstererek oy topluyor.
Ancak AfD'nin yükselişi, Almanya'nın siyasi istikrarı için de bir tehdit oluşturuyor. Ana akım partiler, AfD ile koalisyon kurmayı reddediyor ve partiyi dışlıyor. Bu durum, siyasi kutuplaşmayı daha da artırıyor. Öte yandan, AfD'nin yükselişi, diğer partilerin de göçmen politikalarını sertleştirmesine neden oluyor. Örneğin, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD), son yıllarda göçmen politikalarında daha sert bir tutum benimsedi.
Göçmenlerin tepkileri ve gelecek perspektifi
AfD'nin yükselişi karşısında göçmen toplulukları çeşitli tepkiler veriyor. Bazıları Almanya'dan ayrılmayı düşünürken, bazıları ise mücadeleye devam ediyor. Shahd Najeeb, "Buradan gitmek istemiyorum. Burası benim evim. Ama kendimi güvende hissetmiyorum" diyor. Najeeb, Almanya'da kalmak ve bu ülkeye katkı sağlamak istiyor, ancak artan yabancı düşmanlığı onu korkutuyor.
Almanya'da göçmen hakları savunucuları, AfD'nin yükselişine karşı daha fazla dayanışma çağrısı yapıyor. Sivil toplum kuruluşları, göçmenlerin haklarını korumak için çeşitli kampanyalar düzenliyor. Ancak AfD'nin yükselişi, bu çabaları zorlaştırıyor. Öte yandan, bazı göçmenler, Almanya'nın çok kültürlü yapısının bir zenginlik olduğunu savunuyor ve AfD'nin söylemlerinin ülkeyi böleceğini belirtiyor.
Uzmanlar, AfD'nin yükselişinin Almanya'nın geleceği için ciddi bir uyarı olduğunu söylüyor. Göçmenlerin entegrasyonu ve toplumsal uyum, ülkenin istikrarı için hayati önem taşıyor. AfD'nin göçmen karşıtı politikaları, bu uyumu tehlikeye atabilir. Almanya'nın, göçmenleri kucaklayan ve onların haklarını koruyan politikalar geliştirmesi gerekiyor. Aksi halde, ülke ekonomisi ve toplumsal yapısı zarar görebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da AfD'nin yükselişi, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Almanya'da yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insan yaşıyor ve bu topluluk, AfD'nin göçmen karşıtı söylemlerinden doğrudan etkileniyor. AfD'nin yükselişi, Türk toplumunda endişe yaratırken, Türkiye-Almanya ilişkilerini de olumsuz etkileyebilir. Almanya'nın göçmen politikalarındaki sertleşme, Türkiye'den yeni göçleri sınırlayabilir. Ayrıca, AfD'nin Türkiye karşıtı söylemleri, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri gerebilir. Türkiye, Almanya'daki Türk toplumunun haklarını korumak için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Öte yandan, Almanya'daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini de etkileyebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin Almanya'daki gelişmeleri dikkatle izlemesi ve Türk toplumunun sorunlarına çözüm araması gerekiyor.