Almanya'nın kuzeydoğusundaki Mecklenburg-Batı Pomeranya eyaletinde 20 Eylül'de yapılacak eyalet seçimleri öncesinde yayınlanan son ZDF anketine göre, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi oyların başını çekiyor. Başbakan Friedrich Merz'in liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) ise yüzde 7'ye kadar düşerek eyalet tarihindeki en kötü sonucuna doğru ilerliyor. Anket, AfD'nin bölgede kalıcı bir siyasi güç haline geldiğini ve CDU'nun büyük koalisyon ortağı olarak ciddi bir erime yaşadığını gösteriyor.
AfD'nin Yükselişi ve CDU'nun Eyaletlerdeki Çöküşü
ZDF'nin yayınladığı kamuoyu araştırması, Mecklenburg-Batı Pomeranya'da seçmen eğilimlerinin son yıllardaki radikal dönüşümünü gözler önüne seriyor. AfD, göç karşıtı söylemi ve enerji politikalarına yönelik eleştirileriyle kırsal bölgelerde ve küçük kentlerde geniş bir taban bulmuş durumda. Özellikle 2015 göç dalgasının ardından bölgede artan yabancı karşıtlığı, partinin oylarını istikrarlı biçimde yukarı taşıdı. Son anketler AfD'yi yüzde 30'ların üzerinde gösterirken, CDU'nun yüzde 7'ye gerilemesi, Merz hükümetinin federal düzeydeki performansının eyalet seçmeni nezdinde karşılık bulmadığını ortaya koyuyor.
CDU'nun bu eyaletteki tarihsel oy oranı genellikle yüzde 20-30 bandında seyrediyordu. 2021'deki son eyalet seçimlerinde parti yüzde 13,3 oy almıştı. Şimdi yüzde 7'ye düşmesi, Merz'in başbakanlığının ilk aylarında partisinin tabanında ciddi bir erime olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu düşüşte federal hükümetin ekonomik politikaları, enerji krizi yönetimi ve göç konusundaki belirsiz tutumunun etkili olduğunu belirtiyor. Ayrıca CDU'nun AfD'yi dışlama stratejisi, seçmen nezdinde alternatifsizlik algısı yaratarak partiyi eritiyor.
Mecklenburg-Batı Pomeranya, Almanya'nın en yoksul eyaletlerinden biri olarak biliniyor. İşsizlik oranı ülke ortalamasının üzerinde ve genç nüfus batı eyaletlerine göç ediyor. Bu sosyo-ekonomik koşullar, protesto oylarının yükselmesine zemin hazırlıyor. AfD, bu hoşnutsuzluğu etkili bir şekilde kanalize ederek hem işçi sınıfından hem de orta sınıfın bir kesiminden destek topluyor. Sol Parti (Die Linke) ve Sosyal Demokratlar (SPD) da bu eyalette geleneksel olarak güçlüydü; ancak son anketlerde onların da oy kaybettiği görülüyor. Bu durum, eyalette siyasi yelpazenin sağa kaydığını ve geleneksel partilerin eridiğini gösteriyor.
Almanya'da Siyasi Dengeler ve Avrupa'ya Yansımaları
Mecklenburg-Batı Pomeranya seçimleri, Almanya'nın federal siyaseti için bir barometre işlevi görüyor. 2021 federal seçimlerinin ardından iktidara gelen koalisyonun (SPD, Yeşiller, FDP) dağılması ve erken seçimlerin ardından Merz'in başbakan olması, ülkedeki siyasi istikrarsızlığı derinleştirdi. AfD'nin anketlerdeki yükselişi, yalnızca doğu eyaletleriyle sınırlı kalmayıp batıda da destek bulmaya başladı. Bu durum, Almanya'nın Avrupa Birliği içindeki yönlendirici rolünü zayıflatabilir. Özellikle göç ve iklim politikalarında AB düzeyinde alınan kararlar, Almanya'daki iç siyasi dalgalanmalardan etkilenebilir.
AfD'nin dış politikadaki duruşu da dikkat çekici. Parti, Rusya'ya yönelik yaptırımlara karşı çıkıyor, Ukrayna'ya silah yardımını eleştiriyor ve NATO'nun Avrupa'daki rolünü sorguluyor. Bu pozisyonlar, Almanya'nın Batı ittifakı içindeki tutarlılığını sorgulatıyor. Eğer AfD eyalet düzeyinde güç kazanırsa, Federal Konsey'de (Bundesrat) alınacak kararları etkileyebilir ve Almanya'nın Rusya-Ukrayna savaşındaki tutumunu zayıflatabilir. Avrupa başkentleri, Almanya'nın iç siyasetindeki bu kırılganlığı yakından izliyor.
Son anketlere göre AfD, Mecklenburg-Batı Pomeranya'da yüzde 32, SPD yüzde 18, CDU yüzde 7, Yeşiller yüzde 6, Sol Parti yüzde 8, FDP ise yüzde 4 civarında oy alıyor. Bu tablo, eyalette bir koalisyon kurmayı zorlaştırıyor. AfD'nin dışlanması durumunda bile, CDU'nun bu kadar küçülmesi, merkez sağın temsil krizi yaşadığını gösteriyor. Seçim sonuçları, Almanya'nın federal yapısında önemli bir sarsıntı yaratabilir ve Merz hükümetinin geleceğini tehlikeye atabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'daki siyasi tablo, Türkiye-AB ilişkileri açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. AfD'nin yükselişi, Almanya'nın göç ve dış politika duruşunu sertleştirebilir; bu da Türkiye ile yapılan göç mutabakatı ve vize serbestisi diyalogunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca AfD'nin Rusya yanlısı çizgisi, Almanya'nın Ukrayna konusundaki tutumunu zayıflatırsa, bölgesel güvenlik mimarisi Türkiye'nin aleyhine bir belirsizliğe sürüklenebilir. CDU'nun erimesi ise merkez sağın zayıflaması anlamına gelir ve Türkiye'nin Almanya nezdindeki geleneksel muhataplarını kaybetmesine yol açabilir. Türkiye, Almanya'daki Türk toplumunun hakları ve siyasi temsili açısından da bu gelişmeleri dikkatle izlemelidir.