Almanya'da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Thüringen eyaletinde başbakan adayı olan Björn Höcke, ülkenin iç istihbarat kurumu Anayasa Koruma Teşkilatı'nı (BfV) hedef aldı. Höcke, BfV'yi iktidardaki Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin siyasi rakiplerini gözetlemek için kullandığı bir araç olmakla suçladı. AfD'nin eyalet düzeyinde ilk kez bir başbakan çıkarmayı hedeflediği Thüringen'de bu açıklamalar, partinin güvenlik kurumlarıyla gerilimini yeniden alevlendirdi.
AfD'nin istihbaratla sınavı
Björn Höcke, 4 Haziran'da düzenlediği basın toplantısında BfV'nin "siyasi olarak yönlendirildiğini" ve CDU'nun muhalefeti hedef almak için bu kurumu kullandığını iddia etti. Höcke, "Anayasa Koruma Teşkilatı, siyasi iktidarın elinde bir silaha dönüştü. Muhalefeti susturmak için istihbaratı kullanıyorlar" dedi. AfD lideri ayrıca, partisinin anayasal düzene tehdit oluşturmadığını savundu.
BfV, AfD'nin gençlik kolu ve parti içindeki aşırılıkçı kanatları resmen "şüpheli vaka" olarak sınıflandırmıştı. İstihbarat raporları, AfD'nin yabancı düşmanı, İslam karşıtı ve revizyonist söylemlerinin demokratik anayasaya aykırı olduğunu belirtiyor. Höcke'nin kendisi de daha önce aşırılıkçı ifadeleri nedeniyle mahkûm edilmişti. Thüringen'de 2021'de yapılacak eyalet seçimlerinde AfD'nin oylarını artırması bekleniyor; son anketler partinin yüzde 23-25 bandında olduğunu gösteriyor.
Almanya'da siyasi kutuplaşma derinleşiyor
AfD'nin istihbarat kurumlarına yönelik bu saldırısı, Almanya'da güvenlik ve demokrasi arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıdı. CDU lideri Friedrich Merz, AfD'yi "demokrasi düşmanı" olarak nitelendirirken, Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, istihbaratın bağımsızlığını vurguladı. Faeser, "Anayasa Koruma Teşkilatı bağımsız bir kurumdur ve yalnızca anayasaya aykırı faaliyetleri izler" dedi.
Uzmanlar, AfD'nin bu söyleminin, partinin oy tabanını konsolide etme ve devlet kurumlarına güvensizliği artırma stratejisinin bir parçası olduğunu belirtiyor. Almanya'da aşırı sağın yükselişi, Avrupa genelinde benzer partilerin güç kazanmasıyla paralellik gösteriyor. Özellikle Fransa, İtalya ve Avusturya'da aşırı sağ partiler benzer şekilde ulusal kurumları hedef alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AfD'nin istihbaratla mücadelesi, Almanya'da aşırı sağın kurumsallaşma çabalarının bir yansımasıdır. Bu gelişme, Türkiye'yi iki açıdan ilgilendiriyor: Birincisi, AfD, Türkiye karşıtı ve İslamofobik söylemleriyle biliniyor; partinin güçlenmesi, Almanya'daki Türk toplumu ve Türkiye-AB ilişkileri için olumsuz sonuçlar doğurabilir. İkincisi, Almanya'nın iç istihbarat teşkilatı, PKK ve FETÖ gibi Türkiye'ye yönelik terör örgütleriyle mücadelede önemli bir işbirliği ortağıdır. AfD'nin BfV'yi zayıflatma girişimleri, bu işbirliğini dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, Almanya'daki aşırı sağın yükselişini ve güvenlik kurumlarına yönelik saldırıları dikkatle izlemelidir.