ABD Adalet Bakanı Todd Blanche, Pazar günü yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump'ın Alaska'daki Senato seçimlerini "adil bir yarış" olarak görmediğini söyledi. Blanche, görevdeki Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan ile aynı ismi taşıyan bir adayın oy pusulasında yer almasının seçmenlerin kafasını karıştırabileceğini ve seçim sonucunu etkileyebileceğini savundu. Bu durum, 2026 ara seçimleri öncesinde seçim güvenliği ve adaleti tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Olayın Arka Planı: Aynı İsimli Aday Krizi
Alaska'da yapılacak Senato seçimlerinde, görevdeki Senatör Dan Sullivan'ın yanı sıra, aynı adı taşıyan başka bir Dan Sullivan da yarışa katılmış durumda. Bu durum, özellikle isim benzerliği nedeniyle seçmenlerin oy verirken yanılabileceği endişesini doğurdu. Adalet Bakanı Blanche, Trump'ın bu durumu "adil bir yarış olmadığı" yönünde değerlendirdiğini belirtti. Blanche, "Başkan, seçmenlerin iradesinin yansıtılması konusunda son derece hassas. Aynı isimli bir adayın oy pusulasında olması, seçimin meşruiyetine gölge düşürüyor" dedi.
Alaska'da 2020'de kabul edilen ve 2022'de yürürlüğe giren yeni seçim sistemi, sıralı tercihli oylama (ranked-choice voting) ve açık ön seçimleri içeriyor. Bu sistemde, aynı isimli adayların oy pusulasında karışıklığa yol açması teknik olarak mümkün. Ancak uzmanlar, seçim kurullarının bu tür durumları önlemek için önlemler alması gerektiğini vurguluyor. Öte yandan, aynı isimli adayın kim olduğu ve nasıl aday olduğu konusunda henüz net bir bilgi bulunmuyor. Adalet Bakanlığı'nın bu konuda resmi bir soruşturma başlatıp başlatmadığı da bilinmiyor.
Trump'ın Alaska'daki seçimlere müdahalesi, daha önce de gündeme gelmişti. 2024 başkanlık seçimlerinde Alaska'yı kazanan Trump, eyaletteki Cumhuriyetçi seçmen tabanını etkilemeye çalışıyor. Senatör Sullivan ise parti içinde Trump'a mesafeli duran isimlerden biri olarak biliniyor. Bu durum, Trump'ın Sullivan'a karşı bir hamle yapıp yapmadığı sorusunu akıllara getiriyor. Blanche'ın açıklamaları, Beyaz Saray'ın seçim süreçlerine doğrudan müdahale ettiği yönündeki eleştirileri de beraberinde getirebilir.
Seçim Güvenliği ve Demokrasi Tartışmaları
ABD'de seçim güvenliği, özellikle 2020 başkanlık seçimlerinden bu yana en çok tartışılan konulardan biri. Trump ve müttefikleri, seçimlerde usulsüzlük yapıldığı iddialarını sık sık dile getiriyor. Ancak bu iddialar mahkemeler tarafından defalarca reddedildi. Adalet Bakanlığı'nın seçim süreçlerine yönelik açıklamaları, kurumun tarafsızlığı konusunda soru işaretleri yaratabilir. Blanche, göreve Trump tarafından atanmış bir isim. Bu nedenle, açıklamalarının siyasi bir motivasyon taşıyıp taşımadığı sorgulanıyor.
Alaska'daki durum, ABD genelinde seçim sistemine duyulan güveni sarsabilir. Zira, aynı isimli adayların oy pusulasında yer alması, seçmenlerin kafasını karıştırarak istemedikleri bir adaya oy vermelerine yol açabilir. Bu da seçim sonuçlarının meşruiyetini tartışmalı hale getirebilir. Uzmanlar, seçim kurullarının bu tür durumlarda adayların isimlerinin yanına ek bilgiler (örneğin meslek veya lakap) ekleyerek ayrımı netleştirmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak Alaska'da böyle bir uygulama olup olmadığı bilinmiyor.
Öte yandan, aynı isimli adayın seçimlere katılması, daha önce de başka eyaletlerde görülmüş ve zaman zaman karışıklığa yol açmıştı. Örneğin, 2020'de Georgia'da iki farklı "John Lewis" adayı yarışmış, ancak seçim kurulu isim ayrımı için ek bilgi eklemişti. Alaska'daki durumda ise seçim kurulunun nasıl bir önlem aldığı henüz açıklanmadı. Adalet Bakanlığı'nın konuya müdahil olması, eyalet seçim kurulunun yetkilerine müdahale olarak da yorumlanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki seçim tartışmaları, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkilemezken, Washington'ın iç siyasi dinamikleri Türkiye'nin stratejik hesaplarında önemli bir yer tutuyor. Özellikle Trump yönetiminin seçim süreçlerine müdahalesi, ABD'nin demokrasi algısını zayıflatarak küresel arenada güvenilirliğini sarsabilir. Türkiye, ABD'deki siyasi istikrarsızlığın kendi bölgesel çıkarlarını (Suriye, Doğu Akdeniz, savunma alımları) nasıl etkileyeceğini yakından izliyor. Ayrıca, seçim güvenliği konusundaki tartışmalar, Türkiye'nin ABD ile yürüttüğü F-16 satışı ve İsveç'in NATO üyeliği gibi müzakerelerde Ankara'nın elini güçlendirebilir. Zira, ABD Kongresi'nde Türkiye karşıtı lobilerin seçim dönemlerinde daha aktif olması beklenir.