Hong Kong'da giderek yaygınlaşan akıllı saat ve bilekliklerin sağlık verileri, kullanıcıları yanıltabileceği gibi hayat kurtarıcı da olabiliyor. Beş bölümlük sağlık ve zindelik serisinin üçüncü yazısında Victor Ting, giyilebilir cihazların kentte kişisel sağlık hizmetlerini nasıl dönüştürdüğünü inceliyor. Uzmanlar ise bu cihazların profesyonel tıbbi tavsiyenin yerini alamayacağı konusunda uyarıyor. Alice Wong'un hikayesi bu ikilemi gözler önüne seriyor: Cihazının verdiği kalp ritmi uyarısı sayesinde hayatı kurtuldu.
Hayat Kurtaran Uyarı
48 yaşındaki Hong Konglu finans danışmanı Alice Wong, geçen yıl kolundaki akıllı saatin sürekli olarak düzensiz kalp atışı uyarısı vermesi üzerine bir kardiyoloğa başvurdu. Yapılan testlerde atriyal fibrilasyon teşhisi konulan Wong, erken müdahale sayesinde felç riskini önleyici tedaviye başladı. “O uyarı olmasaydı, belki de şu an burada olamazdım” diyen Wong, cihazına minnettar.
Ancak herkes için durum bu kadar net değil. Hong Kong Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Kelvin Lam, akıllı saatlerin özellikle kalp ritmi, kan oksijen seviyesi ve uyku düzeni gibi verilerde “umut verici” ancak “tamamen güvenilir” olmadığını söylüyor. Lam'a göre bu cihazlar, klinik tanı koymak için tasarlanmamıştır ve yanlış pozitif sonuçlar gereksiz kaygıya, yanlış negatif sonuçlar ise tehlikeli bir rehavete yol açabilir.
Kentin sağlık otoriteleri de giyilebilir teknoloji pazarının hızla büyümesine dikkat çekiyor. 2023 itibarıyla Hong Kong nüfusunun yaklaşık %30'unun akıllı saat veya bileklik kullandığı tahmin ediliyor. Küresel sağlık teknolojisi şirketleri, pazara sürekli yeni özellikler ekliyor; elektrokardiyogram (EKG) çekebilen, kan şekeri ölçümünü deneyen modeller bile mevcut. Ancak bu yeniliklerin çoğu, tıbbi cihaz onayından geçmiyor. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) yalnızca birkaç modelin EKG özelliğini onaylamış durumda.
Küresel Bir Tartışma
Akıllı saatlerin sağlık verileri, yalnızca Hong Kong'da değil dünya genelinde tartışma konusu. Avrupa'da bazı ülkeler, bu cihazların reklamlarında “tıbbi cihaz” ibaresi kullanılmasını yasakladı. Japonya'da ise sağlık Bakanlığı, akıllı saat verilerine dayanarak kendi kendine ilaç kullanımının artmasından endişe ediyor.
Teknoloji analisti Rachel Huang, “Bu cihazlar birer sağlık asistanı değil, yaşam tarzı ürünüdür” diyor. Huang'a göre asıl sorun, kullanıcıların bu verileri bir teşhis aracı olarak görmeye başlaması. “İnsanlar uykusuzluk sorunlarını çözmek için saatlerine bakıyor, oysa uyku apnesi gibi ciddi rahatsızlıklar ancak tıbbi testlerle teşhis edilir” şeklinde konuşuyor.
Yine de giyilebilir cihazların özellikle kronik hastalıkların takibinde faydalı olabileceği belirtiliyor. Diyabet hastalarının kan şekeri seviyelerini anlık izleyebilmesi veya hipertansiyon hastalarının tansiyon değerlerini düzenli kaydedebilmesi, doktorların tedavi planlarını kişiselleştirmesine olanak tanıyor. Hong Kong'daki bazı hastaneler, ameliyat sonrası iyileşme sürecini uzaktan izlemek için akıllı bilekliklerden yararlanıyor. Bu uygulamalar, cihazların sağlık sistemine entegre edilme potansiyelini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Akıllı saat kullanımı Türkiye'de de hızla yaygınlaşıyor. Yerli ve yabancı markaların uygun fiyatlı modelleri, sağlık bilincini artırıyor. Ancak Sağlık Bakanlığı'nın dijital sağlık uygulamalarına yönelik denetim mekanizmaları geliştirmesi gerekiyor. Özellikle uzaktan sağlık hizmetlerinin (tele-tıp) yaygınlaştığı bu dönemde, vatandaşların cihaz verilerine dayanarak kendi başına ilaç kullanması veya doktora gitmeyi ertelemesi riskine karşı farkındalık kampanyaları düzenlenmeli. Ayrıca yerli teknoloji firmalarının tıbbi onaylı giyilebilir cihaz geliştirmesi, hem sağlık turizmine katkı sağlayabilir hem de kişisel sağlık verilerinin yurt dışına çıkışını engelleyerek veri güvenliğini güçlendirebilir.